ABD saldırılarını sürdürürken Trump, İran’ı “yok etmek” ile tehdit ediyor

30 Haziran 2026 tarihinde Hint Okyanusu’ndan geçen USS Boxer (LHD 4) ve USS Portland (LPD 27). Boxer Amfibi Hazırlık Grubu (ARG) ve gemide bulunan 11. Deniz Piyade Sefer Birimi şu anda Ortadoğu’da operasyon yürütüyor. [Photo: US Central Command]

ABD ordusu hafta sonu boyunca İran’ı bombaladı; cumartesi gecesi yaklaşık 140 hedefi vurdu — bu, haftanın en büyük tek seferlik saldırısıydı — ve pazar günü en az iki saldırı daha düzenledi. New York Times’ın pazar günkü haberine göre, ABD güçleri geçtiğimiz hafta boyunca İran’da toplamda yaklaşık 310 hedefi vurdu.

ABD Başkanı Donald Trump cuma günü geç saatlerde Truth Social’da paylaştığı bir gönderide bir kez daha ülkenin tamamını yok etmekle tehdit etti. “1000 füze hazır ve yüklü durumda; İran İslam Cumhuriyeti’ne nişan alınmış durumda”, diye yazan Trump, ABD ordusunun “uzatılmak kaydıyla bir yıllık bir süre boyunca İran’ın tüm bölgelerini tamamen yerle bir etmek ve yok etmek için hazır olduğunu” ilan etti — “ALLAH’A ŞÜKÜRLER OLSUN!”

Hafta sonu düzenlenen saldırılar, Washington ile Tahran’ın 17 Haziran’da imzaladığı “ateşkes”in tamamen feshedilmesini tamamladı. Trump cuma günü, “ABD, onlara ateşkesin SONA ERDİĞİNİ açık ve net bir şekilde bildirdi!” diye yazdı.

“Ateşkes”in kendisi, İran hükümetini devirip Hürmüz Boğazı’na hâkim olmayı amaçlayan Amerikan harekâtının başarısızlığına işaret ediyordu. Washington Post’un yayın kurulu çarşamba günü, Trump’ın mart ayında belirlediği dört hedeften —İran’ın füze kapasitesini yok etmek, donanmasını imha etmek, nükleer silaha sahip olmasını engellemek ve vekil güçlerinin bağlantısını kesmek— “hiçbirinin tam olarak gerçekleştirilmediğini” yazdı.

Trump müzakere yoluyla geçici bir anlaşmaya varmaya çalışırken bile, ABD siyaset kurumunun her iki kanadı da İran’a çok fazla taviz verdiği gerekçesiyle bu girişimi kınamıştı.

Cumartesi günü 71 yaşında vefat eden Güney Carolina’lı Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, 21 Haziran’da CBS’nin Face the Nation programında şunları söylemişti: “Eğer bu anlaşma başarısız olursa, Başkan Trump Hürmüz Boğazı’nı zorla ele geçirecek. Eğer İran, Hürmüz Boğazı’nın ABD tarafından kontrol edilmesine karşı çıkarsa, onları yok edeceğiz.”

Dış İlişkiler Komitesi’nin en kıdemli Demokrat üyesi olan New Hampshire Senatörü Jeanne Shaheen, 17 Haziran’da Trump’ın “karşılığında neredeyse hiçbir şey almadan İran rejimine taviz üstüne taviz verdiğini” söyledi.

Saldırılar hafta sonu boyunca devam etti; Demokratlar, Trump’ın Ortadoğu’da ABD emperyalizminin hedeflerine ulaşamamasını sert bir dille eleştirdi.

Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi Connecticut Milletvekili Jim Himes, pazar günü CNN’in “State of the Union” programında “tüm nükleer malzemeler hâlâ orada. Sadece bir yığın molozun arkasına gömülmüş durumdalar,” dedi.

Himes, program sunucusu Jake Tapper’a “Daha endişe verici olan soru şu ki Jake, rejim, başkanın bize ‘rejimi sona erdirecek’ diye vaat ettiği saldırıdan sağ kurtuldu,” dedi ve ekledi: “Bu arada, bu toz değil. Başkan sürekli nükleer tozdan bahsediyor. Bu toz değil. Bu maddeler orada ve geri kazanılabilir durumda.”

Himes şunları belirtti: “Dolayısıyla benim endişem şu: Bu savaşın ardından İran, ülkelerine yönelik bir saldırıyı sonsuza dek ortadan kaldıracağını bildikleri silahı üretme konusunda bir yıl öncesine göre daha da motive olacak.”

Kaliforniya Senatörü Adam Schiff ise pazar günü NBC’nin “Meet the Press” programında şunları söyledi: “İran, halihazırda bir tür nükleer silaha sahip olduğunun farkına vardı; bu, asgari güçle Hürmüz Boğazı’nı kapatma ve dünya petrol arzının büyük bir kısmını kesme yeteneğidir.” Schiff, bu savaşı “büyük bir stratejik başarısızlık” olarak nitelendirdi.

İsrail’in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter, pazar günü CBS’in “Face the Nation” programında İran’ın “ABD’yi yeniden askeri harekete geçmeye zorladığını” söyledi ve şu taahhütte bulundu: “Biz bir ortak, bir müttefikiz. Eğer ABD, İran’a karşı askeri harekete yeniden katılmamızı isterse, ABD’nin yanında olacağız.”

17 Haziran tarihli mutabakat uyarınca Washington, nisan ayında İran limanlarına uyguladığı ablukayı sona erdirip İran’ın petrol satışına izin verirken, Tahran ise ticari gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan 60 gün boyunca ücretsiz ve güvenli geçişini garanti etmişti.

ABD savaş uçakları 7 Temmuz’da yaklaşık 80, ertesi gün ise yaklaşık 90 hedefi vurdu ve ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın petrol satmasına izin veren muafiyeti iptal etti. 9 Temmuz’da, ABD’nin saldırıları, savaşın başlangıç saldırısında ABD ve İsrail tarafından ailesiyle birlikte suikasta kurban giden Yüce Lider Ayetullah Ali Hamaney’in cenaze töreni sırasında Meşhed’e giden demiryolu hattını kesintiye uğrattı.

Pazar günü, boğazdan altı gemi geçti; savaş öncesinde ise bu sayı günde 130’dan fazlaydı. CNN pazar günü, ABD'nin THAAD önleme füzelerinin yarısını, Patriot önleme füzelerinin neredeyse yarısını ve Tomahawk seyir füzelerinin yaklaşık yüzde 30'unu tükettiğini bildirdi; bu stoklar, Çin ile gelecekte yaşanacak bir savaş için ayrılmıştı. Galonu 3,88 dolar olan benzin, savaş öncesine göre yüzde 30 daha pahalı ve Beyaz Saray, Kongre'den acil savaş harcamaları için 87,6 milyar dolarlık ek bütçe talebinde bulundu.

28 Şubat’ta ABD ve İsrail tarafından başlatılan savaş, şu anda 135. gününde. İranlı yetkililer, son haftalardaki bombardımanlardan önce, haziran ortasına kadar 3.400’den fazla kişinin öldüğünü açıklamıştı; Uluslararası Af Örgütü ise savaşın başlamasından bu yana İran’da en az 39 siyasi infaz ve 6.000’den fazla tutuklama olduğunu belgeledi. Dünya Bankası, Hürmüz Boğazı’nın tıkanmasını “tarihteki en büyük petrol arzı şoku” olarak nitelendirdi; Uluslararası Para Fonu (IMF) ise bu ay, savaşın yol açtığı enerji şokunu gerekçe göstererek bu yılki küresel büyüme tahminini yüzde 3’e düşürdü.

İran’a yönelik saldırı, İsrail’in Gazze ve Lübnan’a yönelik devam eden saldırıları ile eş zamanlı olarak sürüyor. Gazze Sağlık Bakanlığı, 6 Temmuz itibarıyla bölgedeki ölü sayısının 73 binin üzerinde olduğunu açıkladı. 21 Haziran’da sözde bir ateşkesin yürürlüğe girdiği Lübnan’da, 6 Temmuz’da bir İsrail insansız hava aracı saldırısı sonucu bir okul müdürü, annesi ve iki kişi daha öldürüldü; İsrail Savunma Bakanı Israel Katz 9 Temmuz’da İsrail birliklerinin Gazze, Lübnan ve Suriye’de kalacağını açıkladı.

Loading