Türkiye’de 6,5 milyon genç ne eğitimde ne istihdamda

1 Mayıs'ta İstanbul'da gösteri yapan protestocular sloganlar atıyor, 1 Mayıs 2023 Pazartesi. [AP Photo/Khalil Hamra]

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), 30 Haziran’da açıkladığı Mayıs 2026 işgücü istatistikleri, resmi işsizlik oranının yüzde 8,2’de “sabit” kaldığını duyururken, 15-24 yaş arasındaki gençlerde işsizlik bir ayda 0,4 puan artarak yüzde 14,8’e yükseldi. Genç kadınlarda bu oran yüzde 21,8’i buluyor.

Türkiye’deki çarpıtılmış ve güvenilmez resmi istatistikler, ülkenin küresel genç işsizliği krizinin en keskin ve yıkıcı biçimlerinden birini yaşadığı gerçeğini gizleyemiyor. Aynı kurumun verilerine göre yapılan hesaplamalar, 2025 yılının son çeyreğinde Türkiye’de 15-34 yaş grubundaki 24,1 milyon kişinden tam 6,5 milyonunun hem eğitimden kopmuş hem de bir işe giremediğini gösteriyor.

Türkiye’deki işsizlik oranı hesaplamaları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin hedeflerine göre oluşturulmuş tartışmalı kriterlere dayanıyor. Her şeyden önce, çalışanların ve işsizlerin toplamı olan işgücü sayısı, çalışabilir çağdaki nüfusa oranla düşük tutuluyor. Çünkü Türkiye’de resmi olarak işsiz sayılma kriterlerine göre birkaç günlük geçici işlerde çalışanlar, son 1 ay içinde iş bulma kurumuna müracaat etmeyenler, kronik işsizler veya iş bulma umudunu kaybedenler işsiz sayılmıyor.

Sonuç olarak ülkede işgücüne katılım oranı yalnızca yüzde 52,8 olup Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) küresel ortalaması olan yüzde 61’in ve Avrupa Birliği’ndeki yüzde 75,8’in çok altındadır. TÜİK’in mayıs verilerine göre 66,5 milyon kişilik çalışabilir nüfusun sadece 35,3 milyonu işgücüne dahil sayılmaktadır. İstihdam edilenlerin sayısı 32 milyon 463 bin kişi ve istihdam oranı ise yüzde 48,5’tir. Yani çalışabilir yaştaki her iki kişiden biri çalışmamaktayken resmi istatistiklerde işsizlik oranı yüzde 8,2’dir!

Türkiye’de işsizlik oranı için dikkate alınması gereken oran, “geniş tanımlı işsizlik”tir. DİSK-AR’ın hesaplamalarına göre Türkiye’de geniş tanımlı işsizlik Mayıs 2026’da yüzde 31 idi. 2026 ilk çeyreğine ait verilere göre gençler arasında geniş tanımlı işsizlik ise yüzde 36’dır ve AB-27 ortalamasının (2025 yıllık verilerle yüzde 28,7) 7,3 puan üzerindedir. Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) iktidara geldiği 2002 yılında yüzde 26 olan bu oran, çeyrek yüzyıllık “büyüme mucizesi” propagandalarına rağmen 10 puan artmıştır.

Birbirinden bağımsız birçok araştırma “Ne eğitimde ne istihdamda” (NEET) olan gençlerin sayısındaki patlamaya işaret etmektedir. Ankara Sanayi Odası’nın (ASO) “Kayıp Potansiyel” raporuna göre 15-29 yaş grubundaki her dört gençten biri (yüzde 25,9) ne okumakta ne çalışmaktadır; genç kadınlarda bu oran yüzde 36,5’e çıkmaktadır. Bahçeşehir Üniversitesi BETAM’ın analizine göre Türkiye, 15-24 yaş grubunda yüzde 22,9’luk oranla Avrupa ülkeleri arasında açık ara birinci sıradadır. TEDMEM’in verilerine göre ise 18-24 yaş grubunda bu oran yüzde 31,3 ile yüzde 14,1 olan OECD ortalamasının iki katından fazladır.

Bu tablo Türkiye’ye özgü değildir. ILO 2026 raporunda küresel işsizliğin yüzde 4,9’da (186 milyon kişi) sabit kalacağını beklerken, iş bulmak isteyip bulamayanları ifade eden küresel “iş açığının” 408 milyona ulaşacağını, 2,1 milyar işçinin kayıt dışı çalışacağını ve yaklaşık 300 milyon işçinin günde 3 doların altında bir gelirle mutlak yoksulluk sınırında yaşayacağını kabul etmektedir. Küresel genç işsizliği oranı yüzde 12,4’e yükselmiştir ki bu, yetişkin işsizlik oranının neredeyse üç katıdır. Dünya genelinde her beş gençten biri, yani yaklaşık 260 milyon genç NEET durumundadır ve düşük gelirli ülkelerde bu oran yüzde 27,9’a kadar çıkmaktadır.

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’de genç işsizliği 2025 ortasında yüzde 17,8’e ulaşmıştır. Avrupa Birliği’nde dar tanımlı genç işsizliği yüzde 15,2, geniş tanımlı (eksik istihdam ve umutsuzlar dahil) genç işsizliği ise yüzde 28,7’dir. Birleşik Krallık içinde de 16-24 yaş arası 1 milyon genç (yüzde 12,5) NEET durumundadır ve en düşük gelirli hanelerden gelen gençlerin bu statüye düşme olasılığı, yüksek olanlara göre 3,5 kat daha fazladır. Bu gençlerin yaşam boyu gelir kaybının 300.000 sterline ulaşacağı tahmin edilmekte ve 124.000 genç evsizlikle karşı karşıya bulunmaktadır.

İstihdama yönelik saldırılar yapay zekanın artan biçimde üretimde kullanılmasıyla yaygınlaşmaktadır. Dünya Ekonomik Forumu, 2030 yılına kadar yapay zekâ nedeniyle 92 milyon işin ortadan kalkacağını tahmin etmektedir. Alman otomotiv endüstrisinde 2030’a kadar 90.000 işin yok edilmesi planlanırken, ABD şirketleri yalnızca 2025’te 1,1 milyon işten çıkarma duyurmuştur.

Karl Marx’ın Kapital’de açıkladığı gibi, yedek sanayi ordusu kapitalist birikimin rastlantısal bir yan ürünü değil, kaldıracıdır: İşsizler yığını, işçilerin ücretlerini baskılamanın ve tüm sınıfı disiplin altında tutmanın bir aracıdır. Bugün egemen sınıflar, genç kitlelere daha da ölümcül bir rolü yeniden dayatmaya hazırlanıyorlar: Emperyalist savaşlarda top yemi olmak.

NATO’nun kışkırttığı savaşta halihazırda yüz binlerce Ukraynalı ve Rus gencin ölümüne yol açan aynı güçler, milyonlarca gencin daha öleceği yeni savaşları planlamak üzere ittifakın 7-8 Temmuz’daki zirvesi için Ankara’da toplandılar. Kaynakların eğitim, sağlık ve istihdam yaratma yerine daha fazla silahlanmaya ve savaşa aktarılmasını ve bunların da sosyal kesintilerle karşılamasını ele aldılar. NATO güçleri askeri harcamaları gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 5’ine çıkarma taahhütlerini teyit ettiler.

Almanya’da 1 Ocak 2026’da yürürlüğe giren yeni askerlik yasası, 18 yaşına giren tüm erkekleri zorunlu yoklamadan geçiriyor ve “gönüllü” katılım yetersiz kalırsa zorunlu askerliğin devreye sokulmasını öngörüyor; hedef, orduyu 260 bin askere çıkarmak ve savunma harcamalarını 2029’a kadar üç katına yükseltmektir. Fransa, İtalya ve Belçika askerlik programlarını genişletirken, İskandinav ve Baltık ülkeleri de zorunlu askerliği güçlendiriyor.

Ama gençlik içinde militarizme ve savaşa karşı büyüyen bir muhalefet var: Almanya’da yüzden fazla kentte liseliler, “top yemi olmayacağız” diyerek zorunlu askerliğe karşı okul grevleri düzenledi. Almanya’da anketler, gençlerin yalnızca yüzde 16’sının savaş durumunda silah altına girmeye istekli olduğunu gösteriyor. Bu, olası bir savaşın, egemen sınıfın çıkarları için yapılan emperyalist ve haksız bir savaş olacağına dair bir farkındalığı yansıtıyor.

NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye, askeri harcamalarını bir önceki yıla göre yüzde 7,2; son on yılda ise yüzde 94 artırdı. Bunlar, ABD’nin önderlik ettiği NATO’nun bir parçası olan ve Ortadoğu’daki 35 yıllık emperyalist saldırganlığa yardım ve yataklık eden bir egemen sınıfın, bu yağmacı güçlerle işbirliğine dayalı harcamalardır.

Ancak okulda ve işte geleceği elinden alınan ve savaşa sürülmeye hazırlanan gençlik bu geleceği basitçe kabul edemez. Egemen sınıfları sosyal haklara saldırmaya, savaşlara ve diktatörlüğe iten aynı nesnel koşullar işçi sınıfı ve gençlik içindeki radikalleşmeyi de mayalamaktadır.

Düzgün bir iş ve güvenli bir gelecek hakkı, kapitalist kâr sistemi altında güvence altına alınamayacak temel bir haktır. Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal’in gençlik örgütü Toplumsal Eşitlik için Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler (IYSSE), gençleri ve öğrencileri, ekonominin özel kâra değil ama toplumun ihtiyaçlarına dayanacağı sosyalist dönüşümü gerçekleştirebilecek tek toplumsal güç olan işçi sınıfına yönelmeye çağırıyor. Türkiye’de ve uluslararası ölçekte IYSSE’yi öğrenciler ve gençler arasında inşa etmek için bizimle iletişime geçin.

Loading