Kemer sıkmaya ve savaşa karşı Fransız kamu sektörü grevinde yüz binlerce kişi yürüdü

29 Eylül 2026’daki kamu sektörü grevi sırasında 70.000 işçi ve gencin katıldığı protesto yürüyüşü Paris’teki Bastille Meydanı’na ulaşıyor.

Kamu sektöründe düzenlenen bir günlük grev kapsamında dün Fransa’nın dört bir yanındaki kentlerde 300.000’den fazla kişi yürüyüşe katıldı. Eğitim, sağlık, itfaiye, enerji ve ulaştırma işçileri, Başbakan Sébastien Lecornu’nun 54 milyar avroluk kemer sıkma paketine ve kamu sektöründeki ücret dondurma kararına karşı greve çıktı. Fransız polisi ise devlet okullarındaki personel ve ücret kesintilerini protesto eden lise işgalleri dalgasını vahşice bastırdı.

Fransa genelinde 170 yürüyüş düzenlendi. Paris’te 70.000, Marsilya’da 30.000, Bordeaux’da 10.000, Lyon’da 8.000, Toulouse ve Nantes’ta 7.000, Rouen ve Rennes’de ise 5.000 kişi yürüdü. Kamu sektörü çalışanlarının yaklaşık yüzde 10’u greve katıldı. Öğretmenlerde bu oran yüzde 14’tü.

Lise işgalleri 21 Eylül’de Créteil’deki Saint-Exupéry Lisesi’nde başlamış, hızla Paris’in diğer banliyölerine, ardından da ülke geneline yayılmıştı. Lise Öğrencileri Sendikası’nın (USL) kamu sektörü greviyle dayanışma eylemi çağrısı yaptığı salı günü, 416 lisede protesto gösterileri düzenlendi. Polis, liselere yönelik baskı sırasında en az 600 kişiyi gözaltına aldı. Onlarca öğrenci ve öğretmen yaralandı.

Loading Tweet ...
Tweet not loading? See it directly on Twitter

Dün Paris’teki yürüyüşte işçiler ve gençler, WSWS’ye giderek artan öfkelerini ve kaygılarını anlattı. Ekonomik sıkıntıları, savaşa karşı tutumlarını ve aşırı sağcı bir diktatörlük korkusunu dile getirdiler. Gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda, neofaşist Marine Le Pen ile popülist Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) lideri Jean-Luc Mélenchon’un karşı karşıya gelmesi bekleniyor. İşçiler ve gençler, emeklilik kesintilerine karşı 2023’te verilen mücadelenin satılmasının ardından sendika bürokrasilerine duydukları hoşnutsuzluktan da söz ettiler. Ayrıca tutuklu Ukraynalı Troçkist Bogdan Syrotiuk’un serbest bırakılması çağrısında bulundular.

Genel İşçi Konfederasyonu’nun (CGT) Poitiers’deki yetkililerinden Vincent Bohan, sağlık, çocuk bakımı ve huzurevi çalışanlarının durumunu anlattı. “Ücret dondurmalarından bıktık. Düşük ücretli kamu sektörü çalışanlarının yüzde 60’ı, tam bir çalışma haftası karşılığında asgari ücretin altında maaş alıyor,” dedi. “Giderek daha fazla insan bize ihtiyaç duyuyor, ama halkın ihtiyaçlarını karşılayacak kadar personelimiz yok.”

CGT-Poitiers yetkilisi Vincent Bohan

Bohan, Macron’un geçen hafta Fransa ile Rusya’nın yakında savaşa girebileceğini söylemesi hakkındaki soruya şöyle yanıt verdi: “Macron’un her biri bir öncekinden daha kışkırtıcı olan konuşmalarını dinlediğinizde, Fransa’da insanlar açlık çekerken milyarlarca avronun öldürmek için harcandığını görünce, ona şunu söylemek geliyor içinizden: Yeter artık… Başka yerlerde insanları öldüreceğine burada zor durumdaki insanlara yardım et. Açıkçası çok endişeliyiz.”

Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda Bohan, neofaşistlerin zafer kazanması tehlikesine karşı uyardı. Ancak Mélenchon kazanırsa işçilerin onunla da çatışmaya gireceğini söyledi: “İdeal bir aday yok. Adayların programlarına bakıyoruz. Şimdilik kendimize en yakın hissettiğimiz kişi Mélenchon. Zaten başka seçeneğimiz de yok. Ama Mélenchon seçilse bile, seçildiği gece bir devrim gecesi olmayacak. Ona istediğimiz şeyleri yaptırmak için sokağa çıkmak zorunda kalacağız.”

Üniversite yemekhanelerinde çalışan CGT üyesi Stéphane, üniversitelerin 1 avroluk öğle yemeği uygulamasını başlatmasıyla talep patlaması yaşanırken, ücretlerin ve personel sayısının yetersizliğini eleştirdi. “Bugün ciddi sıkıntı içindeyiz. Yeterli ekipman da personel de yok ve ücretlerimiz son derece düşük.” Stéphane’a göre kıdemli bir işçi ayda 1.500 avro kazanıyor ve bu para Paris’te geçinmeye yetmiyor: “Çoğu zaman banka hesaplarımız ayın 5’inde boşalıyor, kredi çekiyoruz. Durum çok zor, yaşanmaz hâle geldi.”

Stéphane, iş arkadaşlarının savaşlar karşısında “korku” hissettiğini, bunu anlatacak “başka bir kelime” olmadığını ve resmi siyasetten umudunu kestiğini söyledi: “[Macron’un başkanlığının] bir an önce bitmesini sabırsızlıkla bekliyoruz, ama pek bir gelecek de göremiyoruz.”

Emeklilik mücadelesinin satılması sorulduğunda Stéphane, CGT içinde “anlaşmazlıklar” olduğunu söyledi. CGT’nin yeni göreve gelen genel sekreteri Sophie Binet hakkında ise şöyle dedi: “Binet pek etkileyici biri değil. Ama biz bütün bunlardan çok uzaktayız, üniversite yemekhanelerinde mücadele ediyoruz.”

Öğrenciler, yabancı öğrencilere yönelik harç artışlarını protesto eden pankartlar taşıyor: “Ulusal kayırmacılık: [Neofaşist] RN hayal etti, Macron gerçekleştiriyor.”

Sorbonne Üniversitesi öğrencileri Sara ve Alex, WSWS’ye neyi protesto ettiklerini şöyle anlattı: “Öğrenci konut yardımlarının dondurulmasını, yabancı öğrencilerin harçlarının artırılmasını protesto ediyoruz. Bu, yabancıların üniversitelerimize ve eğitime erişimini engellemeyi amaçlayan ırkçı ve yabancı düşmanı bir önlem.” Polis baskısını da eleştirdiler: “Yalnızca eğitime erişim için protestoya katuılan lise öğrencilerini dövmek üzere sivil polis getirmek delilik.”

Sorbonne Üniversitesi öğrencileri Alex ve Sara, 29 Eylül’de Paris’teki kamu sektörü grevinde.

Sara şunları ekledi: “Gençler, bütün bu paranın neden savaşa gittiğini, Macron kendi ülkesinde çok büyük sorunlar varken neden yurtdışında saldırılar başlattığını anlamıyor. Savaşa ve savaşın finanse edilmesine kesinlikle karşıyız.”

Petrol ve enerji şirketi Total’de çalışan Eric, kamu sektörü işçileriyle dayanışma için greve katıldığını söyledi: “Kamu hizmetleri olmadan sanayi olmaz, sanayi olmadan da kamu hizmetleri olmaz.” Eric, Avrupa’nın militarizasyonuna da karşı çıktı: “Macron orduya harcadığı bütün o milyarları hastanelere, okullara, her yaz yangınlarla mücadele eden itfaiyecilere harcamalı. Bu paranın silahlara gitmesi açıkça kabul edilemez.”

Eric, sonucu ne olursa olsun cumhurbaşkanlığı seçiminin hiçbir şeyi çözmeyeceğini düşündüğünü söyledi. “Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da halkın baskı yapmayı sürdürmesi… hükümeti halkın yararına önlemler almaya zorlaması gerekecek,” dedi. Şöyle devam etti: “Mélenchon tek başına, halk olmadan hiçbir şey yapamaz. İşçiler onu zorlamayı sürdürmek zorunda kalacak. Peki nasıl? Grev yaparak, gerçek sosyal önlemlerin alınmasını talep ederek.”

Sağlık hizmetleri görevlisi Hillah’ın taşıdığı pankart: “Gece vardiyasında tam zamanlı sağlık asistanı olarak çalışıyorum ve maaşım ancak her ayın 10’una kadar yetiyor.”

Sağlık hizmetleri görevlisi Hillah, WSWS’ye şunları söyledi: “Sağlık hizmetleri görevlisi olmak güvencesiz, değeri bilinmeyen ve çok kötü ücretlendirilen bir iş. Kısa süreli sözleşmeler çok yaygın. Diplomamı beş yıl önce aldım, ama üç yıldır geçici işlerde çalışıyorum. Birkaç kişinin işini yapıyoruz. Geceleri yoğun bakımda 27 hastaya tek başıma bakıyorum. Bu durum hastaları bakım alma şansından yoksun bırakıyor, sağlık personelinde de kronik yorgunluğa ve psikolojik strese yol açıyor.”

Lecornu’nun kemer sıkma önlemlerinin ne anlama geldiği sorulduğunda şöyle dedi: “Eldivenim olmadığı için insanları kâğıtla yıkıyorum. İşe geliyorum ve koruyucu ekipman olmadığı söyleniyor. Hastaların kıyafetlerini değiştiremiyoruz, çarşaf yok. Hastalar üşüyor, ama onlara verecek battaniyem yok.”

Hillah, Rusya ile savaşa karşı olduğunu vurguladı: “Biz sağlık çalışanları olarak askere alınabiliriz. Ben bu savaş için yazılmadım… Ama bugün şiddet sürekli artıyor.” Polis baskısını da sert bir dille eleştirdi: “Fransa özgürlüğün, ifade özgürlüğünün ülkesi. Ama bugün protestolara katılmaktan, fikirlerimizi söylemekten korkuyoruz, çünkü plastik mermiyle gözümüzü çıkarabilirler.”

Paris’te bir protestocunun taşıdığı pankart: “Orduya 70 milyar avro, eğitime hiçbir şey.”

Hillah ve diğer protestocular, Bogdan Syrotiuk’un serbest bırakılması çağrısında bulundu. Syrotiuk, Ukraynalı ve Rus işçileri savaşa karşı birleşmeye çağırdığı için, NATO destekli Ukrayna hükümeti tarafından uydurma vatana ihanet suçlamalarıyla 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Protestocular, işçileri savaşa karşı ve sosyal hakların savunulması için uluslararası düzeyde birleştiren bir siyasi hareket için mücadele etmenin önemini vurguladılar.

Hillah’a göre Bogdan, “görüşlerini ifade ettiği için hapsedilmeyi hak etmiyor. Bugün yapılacak tek şey savaşları durdurmak. Kolay olmayacak, ama ortak bir zemin bulunmalı, çünkü Ukrayna yok ediliyor. Sonuçta [Bogdan] ne istiyor? Barış istiyor. Barıştan, özgürlükten ve dayanışmadan daha önemli hiçbir şey yoktur.”

Yemekhane işçisi Stéphane şöyle dedi: “15 yıl kabul edilemez, ifade özgürlüğüne saygı gösterilmeli. [Bogdan’ın] istediği gibi düşünme hakkı var, bu şekilde düşünen tek kişi o olamaz… Yalnızca düşündüğünü söylemek, hapis cezasını haklı çıkarmaz.”

Sorbonne Üniversitesi öğrencisi Alex, “Serbest bırakılmasını talep ediyorum,” dedi. Alex’e göre hükümetler Bogdan’a zulmediyor, çünkü “bir araya gelip protesto edebileceğimizi biliyorlar… Hepimiz birleşirsek bunun kendilerini ve ekonomik çıkarlarını tehdit edeceğini biliyorlar.”

Loading