Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikası üyelerinin yüzde 90’ından fazlası 2026 sendika yönetimi seçimini boykot etti. Shawn Fain, “üyelerin yalnızca yüzde 6’sının” oylarıyla yeniden göreve getirildi.
Dünya Sosyalist Web Sitesi, Saginaw’daki Nexteer İşçileri Taban Komitesi’nin önde gelen isimlerinden Tom ile Detroit bölgesindeki Stellantis işçileri Dan ve Ron’la seçimi ve bu seçimin ne anlama geldiğini konuştu. Üçü de, sendika bürokrasisinin kaldırılması ve iktidarın taban komitelerine devredilmesi programıyla başkanlığa aday olan, Mack Trucks işçisi sosyalist Will Lehman’ı destekledi.
Tom, Fain’in bir “yetki” kazandığı iddiasının “tam bir saçmalık” olduğunu söyledi. “İşin içine baktığınızda hiç de hoş kokmuyor. Toplam üyelerin yalnızca yüzde 7 ya da 8’i oy kullandıysa, bu, ülke genelindeki bir milyondan fazla üyeden toplayabildiği bütün coşkunun bu kadar olduğu anlamına gelir. Coşku yok; insanlar ellerindekiyle yetinmek zorunda kaldıklarını hissediyor. Her diktatör halkın arkasında olduğunu iddia eder. Kürsüdeki Kaptan Turuncu’ya [Donald Trump] bakın, “Herkes beni seviyor” diyor.
Stellantis Detroit Montaj Kompleksi-Jefferson fabrikasında çalışan Dan, bu kadar çok kişinin neden evde kaldığını açıkladı: “Katılımın düşük olmasına şaşırmadım,” dedi. “Fabrikada konuştuğum pek çok kişi sendikayı kendilerine ait bir şey olarak görmüyor. Sendika ile daha iyi ücret ve çalışma koşulları arasında hiçbir bağlantı görmüyorlar.” Dan, sendika yönetiminin “işçilere, tıpkı Nexteer, Dana ve Bridgewater’da işçilerin reddettiği sözleşmeler gibi, istemedikleri şeyleri kabul ettirmeye çalıştığını” belirtti ve ekledi: “Dolayısıyla, aynı liderlere oy verme seçeneğiyle karşılaşınca oy vermemeyi seçiyorsunuz.”
Dan şöyle devam etti: “Yönetim, etkili olduğunu ve yapması gerekeni yaptığını göstermek istiyor. Kuzey Kore’deki Kim Jong Un gibi, sanki oyların yüzde 100’ünü almış gibi bir tablo çiziyorlar. Bu samimi değil. Yönetimin iktidarda kalmakta çıkarı var ve verdiği sözleri tutuyormuş gibi görünmek istiyor. Bunun bir göz boyamadan ibaret olduğunu, demokratik bir süreç gibi sunulsa da aslında öyle olmadığını biliyorsanız, bu sizi sürece katılmaktan soğutur.”
Dan, kendi deneyiminden yola çıkarak şöyle konuştu: “2022’de Fain’e oy vermiştim. Hepsi ‘Ben farklı olacağım’ diyor. Ama sonrasında hiçbir şeyi iyileştirdiklerine dair somut bir kanıt gösteremiyorlar.”
Stellantis Sterling Heights Montaj Fabrikası’nda (SHAP) çalışan Ron, sendikanın kendi seçimine gösterdiği kayıtsızlık ile Demokrat Parti için yürüttüğü seferberlik arasındaki çelişkiye dikkat çekti. “Elime bir oy pusulası geçti; ama aynı zamanda UAW’den genel seçimlerle ilgili materyaller de geldi,” dedi. “Oy vermek için ayrıca çaba gösterirdim, ama zaten her şey kontrol altında. Çoğu işçinin hissettiği bu: Sesimizin hiçbir etkisi yok.”
Rakamlar onu doğruluyor. UAW, Michigan’daki Demokrat Parti ön seçiminin erken oy döneminde 112.887 UAW seçmenini sandığa götürmek için 800 üyeyi kapı kapı dolaşmak ve 145.000 telefon görüşmesi yapmak üzere seferber ettiğini övünerek duyurdu. Bu sayı, UAW’nin kendi seçiminde kullanılan toplam 98.029 oydan fazladır. Sendika aygıtı Demokratlar için kampanya yürütecek kaynakları bulabiliyor, ama söz konusu kendi üyelerinin işlerini, ücretlerini ve demokratik haklarını savunmak olduğunda aynı kaynakları seferber etmiyor.
“Fain, başkanlığı üyelerin çok küçük bir yüzdesinin oylarıyla kazandı,” dedi Ron. “Ama çıkıp ‘Üyeler bize oy verdiği için ne istersek yapacağız’ diyorlar. Bu, işçilerin oyları hakkında ne düşündüklerini gösteriyor. İnsanları oy vermeye zorluyorlar, oyları esrarengiz biçimde kaybediyorlar ve üyelerin o yönde oy verdiğini söylüyorlar. Fain’i destekleyenlerin sayısı bir önceki seferden de az. Bu, ona ilk seferde oy verenlerin artık durumdan tiksindiği anlamına geliyor. Tıpkı Trump’a oy verenler gibi.”
Seçim rakamları bu değerlendirmeyi doğruluyor. Yaklaşık 1,1 milyon üye oy kullanma hakkına sahipti. Yalnızca 98.029 oy kullanıldı; bu, yüzde 8,9’luk bir katılım oranı demektir. Fain, başkanlık için kullanılan oyların yüzde 68’ine denk gelen 66.166 oy aldı; ancak bu, üyelerin yalnızca yüzde 6’sına, yani yaklaşık her 17 üyeden birine karşılık geliyor. Üstelik bu rakam, konumları aygıta bağlı olan binlerce yetkilinin, personelin ve atanmış görevlinin oylarını da içeriyor.
Düşük katılımın “ilgisizlikten” kaynaklandığı iddiaları bir yalandır. Seçim, parça fabrikalarında yaşanan isyan dolu bir yazın ardından yapıldı. Saginaw’daki Nexteer’de işçiler üç geçici sözleşmeyi reddetti ve yüzde 86 oyla grev kararı aldı. UAW grev kararını sümen altı etti ve dördüncü sözleşmeyi, şirket mülkinde, fabrika içinde yapılan bir oylamayla dayattı. Dana ve Bridgewater’daki işçiler de UAW’nin desteklediği sözleşmeleri büyük farklarla reddetti.
İşçilerden sözleşmeleri oylamaları istendiğinde, onları reddetmek için sandığa gittiler. Bu sözleşmeleri dayatan sendika yönetimini seçmeleri istendiğinde ise sandıktan uzak durdular. Kitlesel çekimserlik ilgisizlik değildi; Fain’e ve sendika bürokrasisine yönelik bir güvensizlik oyuydu.
Tom, satış sözleşmesinin sonuçlarını şöyle anlattı: “Fabrikamızda bir taban komitesi kurduk. Toplantılar yapıyor ve bildiriler yayımlıyoruz. Görünüşe göre fabrikanın Stellantis için parça üreten bölümünde çalışan herkes işten çıkarılacak. Kaç kişinin etkilendiğini öğreneceğim. Fain ve adamları sözleşmeyi dördüncü denemede zorla geçirdiğinde komitemizin uyardığı şey tam da buydu.”
İşten çıkarmalar, derinleşen bir ekonomik krizin ortasında yaşanıyor. Tom şöyle devam etti: “Enflasyon yükselirken insanlar işlerini kaybediyor. Faiz oranları da daha yüksek ve bu, konut satışlarını baltalıyor. Kimse ev almak için bilgi almaya bile bir bankaya ya da konut kredisi ofisine gitmiyor. Araç kredilerinde de durum aynı. Üç Büyükler satabileceğinden fazla araba üretiyor. Yıl sonunda etiket fiyatından 10.000 ila 12.000 dolar indirim, altı ya da yedi yıl sıfır faiz gibi teşvikler sunuyorlar. Yüksek kâr marjlı büyük kamyonetleri, SUV’ları ve benzerlerini bu yüzden üretiyorlar. Saginaw’da Bay Road boyunca ilerlediğimde bütün bayiler satılmamış kamyonetlerle dolu. Üstelik bu araçlar yakıt tasarruflu da değil. Buna karşılık Toyota bayisinde satılacak yakıt tasarruflu tek bir araç bile kalmamış.”
Tom, “Nexteer fabrikasının bir kısmını sattı,” diye ekledi. “Vergi muafiyeti almak için gereken çalışan sayısı şartını yerine getirmiyor. Yani bütün bu şirketlerin aşırı kâr elde etmesine izin veriyorsunuz ve bunun tamamı CEO’lara ve üst kademeye akıyor. En alttakilere hiçbir şey ulaşmıyor.”
Ron, sendikanın ihaneti ile demokratik haklara yönelik daha geniş saldırı arasında bağlantı kurdu: “Bunu Trump’ın sandık başlarında ICE’ı kullanmakla tehdit etmesinde görebilirsiniz. ICE ajanları insanları vuruyor. Otomotiv işçileri greve giderse, göçmenlere yaptıkları gibi işçileri sindirmek için ICE’ı mi gönderecekler? SHAP’ta Afrika’dan gelen göçmen işçilerimiz var. Buraya gelip işçilere ‘Ne istiyorsak onu yapın, yoksa…’ mı diyecekler? Bir noktada bir işçiyi öldürürlerse, sindirilecek miyiz yoksa bir iç savaş mı çıkacak, bu ikisi arasında gidip geleceğiz.”
“Televizyonda yayımlanan bir infaz, gelecekte yapmak istediklerinin bir uyarısıdır,” dedi. “Bu, güçlerini göstermek için yapılıyor. Bizi yalnızca sömürmek istemiyorlar; bizi sığır gibi vurup bunu sergilemek istiyorlar. Zaten toplama kampları var. Kovulacağını düşündüğünüz o ICE ajanları artık sizin gardiyanlarınız.”
Ron şöyle devam etti: “Pek çok yurttaş bir iç savaşın eşiğinde olduğumuzun farkında değil. Bu durumu ne yarattı? Bunlar münferit olaylar değil. Bütün sistem çöküyor ve görünüşe göre bir diktatörlüğü deneyerek son bir hamle yapıyorlar. Sistemleri eskidi ve çöküyor; krizdeler, çünkü işçiler artık daha eğitimli, daha radikal ve birbirleriyle bağlantı kurmak için iletişim ve seyahat imkânlarına sahip. SEP dünyanın dört bir yanında var. İşçiler birbirleriyle yüz yüze tanışmamış olabilir, ama eskisinden çok daha fazla bağlantılıyız.”
Ron’a göre sendika, denetim aygıtının bir parçası. “Şu anda UAW ve yönetim, FMLA (Aile ve Tıbbi İzin Yasası) kapsamında izin kullanmamız konusunda bizi denetliyor. Sağlığınız kötüyse size bir Tylenol alıp üretim hattına geri dönmenizi söylüyorlar. Şimdi de insanlar, bu ‘Flock’ [plaka tanımlama] kameralarının tıbbi izinde ya da FMLA kapsamında izinde olan işçileri yakalamak için kullanılacağından korkuyor. Bunu işçileri gözetlemek için kullanmak istiyorlar. Bütün bu yüz tanıma teknolojisine sahipler ve tarayıcı geçmişini kontrol ediyorlar.”
“Fain’in bir yetki kazandığını iddia etmek doğru değil,” dedi Ron. “Seçimlerden önce işçiler ondan kurtulmamız gerektiğini söylüyordu. Genel kanı buydu. Seçildiğinden beri hiçbir şey değişmedi. Rejimin yeni bir yüzü olması dışında her şey aynı kaldı.”
Üçü de karamsar sonuçlar çıkarmadı. Tersine, kitlesel çekimserlikte, bir alternatife yönelik potansiyel desteğin en açık göstergesini gördüler.
Ron, “Düşünüyordum, ya taban kendi oylamasını yaparsa?” dedi. “Sendika aygıtı bunun meşru olmadığını söylerdi. Binlerce oy toplayıp bir dilekçe gibi onlara sunsak bile dinlemezlerdi. İşçilerin giderek daha da radikalleşmesinin nedeni bu.”
Şöyle devam etti: “Bir otomotiv işçisi olarak pek çok değişime tanık oldum. Bir gücümüz olduğunu hissediyoruz. Gece vardiyasında fabrika sahasında yürürken bunu görebilirsiniz. Yeterince kişi gelmezse vardiyayı başlatamıyorlar. Bir saat, bir buçuk saat boyunca her şey duruyor. İnsanlar, ürünler için ne kadar vazgeçilmez olduklarını anlamaya başlıyor. Bunu biz denetleyebiliriz. Pazar gecesi biz başlatmazsak pazartesi günü üretime geçemezler. Biz olmadan hiçbir şeyi başlatamazlar.”
Ron, Lehman’ın muhalefet adayı olarak işçilere “Tamam, işler farklı olabilir” dediğini belirtti: “Ama bunun için üretim hattındaki sıradan işçilerin ‘hayır’ demesi, ‘Bu işten çıkarmalar ve işlerimizdeki değişiklikler yaşanmayacak’ diye karşı çıkması gerekiyor. Herkesin aynı noktada buluşması ve hattı terk etmesi gerekiyor. COVID ilk patlak verdiğinde yaptığımız tam olarak buydu; hepimiz işi bırakıp çıkmıştık.”
Lehman en başından beri çürümüş bir aygıtın reformu için değil, onun kaldırılması ve enflasyon, işten çıkarmalar, savaş ve diktatörlüğe karşı yürütülecek mücadeleleri örgütleyip bunlara önderlik edecek taban komitelerinin inşası için kampanya yürüttü. Bu komiteler bizzat işçilerin denetiminde olmalı ve Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı (TK-Uİİ) aracılığıyla fabrikalar, sektörler ve ulusal sınırlar ötesinde birbirine bağlanmalıdır.
Saginaw işçileri bu perspektif temelinde mücadele ediyor. Taban komiteleri toplantılar düzenliyor, bildiriler yayımlıyor ve Nexteer’deki işten çıkarmalara karşı mücadeleye hazırlanıyor. Ron, Lehman’a oy veren Sterling Heights işçilerinden söz ederken durumu şöyle özetledi: “Will’e oy veren o işçiler hareket için büyük önem taşıyor.”
