Umutlarla gerçekliğin, pazar akşamı Belgrad’da olduğu kadar bu denli birbirinden uzak düştüğü pek az an olmuştur. Uzun süredir iktidarda olan Aleksandar Vučić’in seçim yenilgisinin ardından Sırbistan genelinde on binlerce kişi seçim sonucunu büyük bir coşkuyla kutladı. Başkentte sevinç içindeki kalabalıklar yer yer trafiği durma noktasına getirdi.
Yolsuzluğa ve keyfî yönetime karşı bir kitlesel protesto dalgasını tetikleyen Novi Sad’daki tren istasyonu sundurmasının çökmesinden iki yıl sonra, protesto hareketinin içinden doğan Öğrenci Listesi, pazar günü yapılan parlamento seçimini açık farkla kazandı. Liste oyların yüzde 53’ünü biraz aşarken Vučić’in Sırp İlerici Partisi (SNS) ancak yüzde 39’da kaldı. Diğer partilerin hiçbiri parlamentoya giremedi. Seçime katılım yaklaşık yüzde 70 ile olağanüstü yüksekti.
Peki şimdi ne olacak? Öğrenci Listesi yeni elde ettiği iktidarla ne yapacak? Bu soruya ancak kaba taslak bir yanıtı var ve bu yanıt da büyük ölçüde iyi niyetli temennilerden ibaret. Tırmanan savaşların, toplumsal eşitsizliğin, aşırı sağcı partilerin yükselişinin ve şiddetli sınıf mücadelelerinin damgasını vurduğu bir dünyada Öğrenci Listesi, seçim bildirgesine göre, “bilginin değer gördüğü ve yasanın herkese eşit uygulandığı, düzenli, adil ve gelişmiş bir devlet inşa etmenin” hayalini kuruyor.
Öğrenci Listesi gelecekteki hükümet kadrosuna henüz karar vermedi. Seçilen temsilcileri öğrenciler değil; profesörler, doktorlar, bilim insanları, gazeteciler, sanatçılar ve diğer tanınmış isimler. Seçim listesinin başında tıp profesörü Ilija Srdanović vardı. Hükümetin kendisi ise “uzmanlardan” oluşacak.
Olası başbakan adayları arasında, iktisat profesörü ve Sırbistan merkez bankasının eski başkanı Dejan Šoškić’in adı geçiyor. Šoškić seçim gecesi “İstikrar, barış ve yasaya uygun hareket etmek; yeni bir hükümet kurarken şu anda en önemli şeyler bunlar,” diye vurguladı. “Ne intikamcılık ne de devrim” olacağını söyledi.
Bu sözler, Öğrenci Listesi’nin programını özetliyor. Protesto hareketi, bağımsız bir devrimci gelişmenin önünü kesmek amacıyla uysal, kurumsal kanallara yönlendirilecek. Bu temelde yüce talepler gerçekliğin kayalıklarına çarpıp parçalanacak. Kapitalist temelde yolsuzluktan ve sömürüden arınmış, müreffeh, adil ve demokratik bir toplum inşa etmek umutsuz bir ütopya, boş bir hayaldir.
“Mafyası” devlet aygıtının her gözeneğine kök salmış Vučić olmadan da Sırbistan emperyalist güçlerin bir piyonu olarak kalacaktır. Bu güçler 1990’larda Yugoslavya’yı daha kolay denetleyip yağmalayabilmek için yedi devlete bölmüşlerdi. Ortalama aylık ücretin 1.035 avro, yasal asgari ücretin 550 avro, genç işsizliğinin yüzde 22 ve yoksulluk oranının yüzde 20 olduğu Sırbistan, Avrupa’nın en yoksul ülkeleri arasında yer alıyor.
Önümüzdeki dönem uzlaşma ve uyumla değil, sınıf mücadelesinin patlak vermesiyle belirlenecektir. Ya işçi sınıfı inisiyatifi ele alır, Balkanlar’da ve bütün Avrupa’da birleşir ve kapitalizme, savaşa ve sömürüye savaş ilan eder ya da Öğrenci Listesi, işçi sınıfını sömüren ve kendisini Avrupa Birliği’nin (AB), ABD’nin ya da Rusya’nın vekili olarak sunan yeni bir “mafya” doğurur. Öğrenci Listesi’nin seçim bildirgesi bu sorulara yanıt vermeye yaklaşmıyor bile.
Program, üç bölüme ayrılmış 11 maddeden oluşuyor.
“Ya Sırbistan ya Mafya” başlıklı ilk bölüm, siyasi etkiden arındırılmış mahkemeler, savcılık ve polis gibi burjuva devlet kurumlarının yardımıyla yolsuzlukla mücadele etmeyi vaat ediyor. Siyasetçilerin ve kamu görevlilerinin mal varlıkları soruşturulacak, yasa dışı yollarla edinilmiş servetlere el konulacak ve görevi kötüye kullananlar yargılanacak. Devlet sözleşmeleri, ihaleler ve büyük projeler kamuoyuna açıklanacak ve titizlikle denetlenecek; kamu yayıncısı RTS ise kapsamlı bir yeniden yapılanmadan geçecek.
“Bilgi Güçtür” başlıklı ikinci bölüm, kamu sektöründeki kadroların parti üyeliğine göre doldurulması sistemine son verilmesini istiyor. Kamu sektöründeki işlere yalnızca titiz, liyakate dayalı sınavlarla alım yapılmalı. Okullar modernleştirilecek ve bütün ilk ve ortaöğretim öğrencilerine ders kitapları ücretsiz verilecek. Sırbistan’ın yabancı şirketler için bir düşük ücret ülkesi olarak kalmaması için girişim şirketlerine, yeniliklere, yerel girişimcilere ve çiftçilere kayda değer mali destek sağlanacak.
Son olarak “Sırbistan Bizimle Büyüyor” başlıklı üçüncü bölüm, nasıl finanse edileceklerine dair hiçbir ayrıntı vermeden bir dizi toplumsal ve ekonomik reformu savunuyor. Örneğin çalışanlara yönelik siyasi şantaja son vermek için, işçilerin geçici olarak çalıştırılabileceği azami süre şu anki 24 aydan 12 aya indirilecek.
Üreticiler ile perakendeciler arasında adil fiyatlar sağlamak ve tarımsal arzı güvence altına almak için ithalat sektöründeki tekelci yapılar parçalanacak. Devlet konut programları, genç ailelere ve personel açığı bulunan mesleklerdeki çalışanlara uygun fiyatlı konut sağlayacak. İlaç fiyatları önemli ölçüde düşürülecek ve ülkenin her bir köyünde hekimlerin sunduğu temel sağlık hizmeti kurulacak.
Hepsi bu. Askerî harcamalar, vergilendirme, dış politika, AB ve NATO üyeliği ya da göç gibi kilit siyasi meselelerde, bu konularda şiddetli çatışmalar yaşanmasına ve Sırbistan’ın çatışan emperyalist çıkarların tam ortasında bulunmasına rağmen Öğrenci Listesi hiçbir tutum almıyor. Kosova sorunu da çözümsüz duruyor. Öğrenci Listesi’nin tek ortak paydası Vučić’e karşı çıkmak olduğundan, gelecekteki fay hatları şimdiden bu meseleler üzerinde belirmeye başlıyor.
