ABD’nin savaş histerisinin ortasında NATO, Ukrayna ve Rusya askeri tatbikatlar düzenliyor

Rusya’nın komşusu Belarus’taki uzun süredir planlanan tatbikatının 20 Şubat’ta sona ermesi bekleniyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bu tarihi Moskova’ya yaptığı diplomatik baskınla kazanılan bir taviz olarak tanımlasa da Rus yetkililer bu iddiayı reddetti. Hükümet sözcüsü Dmitriy Peskov, Macron’un iddialarını yalanladı ve hiçbir zaman tatbikatları uzatma veya Belarus-Ukrayna sınırında Rus birliklerini kalıcı olarak yerleştirme planlarının olmadığını söyledi.#

Bir güvenlik görevlisi, Ukrayna’nın başkenti Kiev’deki ABD Büyükelçiliği etrafında devriye geziyor, 24 Ocak 2022. (AP Photo/Efrem Lukatsky)

Peskov, Belarus’taki tatbikatların bu iki ülkeye yönelik “benzeri görülmemiş güvenlik tehditleri” nedeniyle iki kat gerekli olduğunu söyledi ve Ukrayna’yı silahlandıran batılı güçlerin “şantaj ve baskısına” atıfta bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu haftanın başında, Ukrayna Kırım’ı geri alma planlarını açıkladığı için, Ukrayna’nın NATO’ya girmesinin kaçınılmaz olarak NATO ile Rusya arasında savaş anlamına geleceği uyarısında bulundu.

NATO ve Ukrayna tatbikatları, ABD’deki Biden yönetiminin, Britanya’daki Boris Johnson’ın ve bu ülkelerdeki şirket medyasının öncülük ettiği savaş histerisi kampanyasının bir parçası olarak, provokatif bir şekilde aniden organize edildi.

Pentagon, kesin bir tarih vermeden, 82. Hava İndirme Tümeni’nden birkaç bin ABD paraşütçüsünün Belarus ve Ukrayna sınırına yakın güneydoğu Polonya’da konuşlandırılacağını ve önümüzdeki günlerde savaş sırasında paraşütle atlama tatbikatları yapacaklarını duyurdu. Almanya’daki bir üste bulunan yüzlerce ABD askeri de Çarşamba günü Romanya’ya gelmeye başladı.

Wall Street Journal (WSJ), Çarşamba günü, “özel” bir haberde, yani Pentagon’dan izinli bir sızıntıda, Polonya’daki ABD kuvvetlerinin, bir Rus istilasının ardından Ukrayna’dan kaçan Amerikalıların olası bir akınını karşılamak için orada olduklarını yazdı. Operasyondan sorumlu Tümgeneral C. D. Donahue’nin, geçtiğimiz Ağustos ayında Kabil havaalanındaki toplu tahliye sırasında ABD kuvvetlerinin başında olduğu kaydedildi.

82. Hava İndirme Tümeni’ni sığınmacılar için çadırlar kurup yiyecek, su ve yatak getiren Rahibe Teresa’lar grubu olarak tasvir edilmesi, bu birliğin tarihsel olarak sayısız ABD askeri saldırısının ön safında olması rolüyle pek örtüşmemektedir. Bu paraşütçülerin bir saldırı gücü olarak hareket etme olasılıkları çok daha yüksektir. Yine de WSJ’deki makale okurlarına güvence vermekten geri kalmıyor: “Yetkililer, askerlerin Ukrayna’ya girmesine izin verilmediğini söyledi. Amerikalıları tahliye etmeyecekler veya Ukrayna içinden uçak görevleri düzenlemeyecekler.”

Estonya’da, Britanya ve Estonya kuvvetleri, Rusya’nın ikinci en büyük şehri olan St. Petersburg’a çok yakın bir mesafede, Rusya sınırının görüş alanında, temsili bir tank savaşı başlattı. Bu şehir, Leningrad adı altında, II. Dünya Savaşı sırasında yaklaşık üç yıl boyunca Nazi orduları tarafından kuşatılmış ve kuşatma sırasında bir milyondan fazla Sovyet yurttaşı ölmüştü.

Çarşamba günü, Başbakan Boris Johnson boy göstermek ve aşırı sağcı hükümet yetkilileriyle görüşmek üzere Polonya’ya geldiğinde, Doğu Avrupa’ya daha fazla Britanya askeri sevk edileceği duyuruldu. Johnson, “partygate” skandalı nedeniyle kuşatma altında olduğu Londra’dan kaçmaktan şüphesiz mutluydu. Söz konusu skandal, COVID-19 pandemi kurallarını açıkça ihlal ederek resmi ofislerde içki partileri düzenlenmesini kapsıyor.

Ukrayna’da Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ABD’nin Ukrayna’ya yönelik bir Rus istilasının “eli kulağında” olduğuna dair iddialarının vurgusunu azaltmaya çalışmıştı. Ukrayna Savunma Bakanlığı, 10 Şubat’ta, Belarus sınırındaki Rusya-Belarus tatbikatlarıyla aynı zamana denk gelecek şekilde, kapsamlı askeri tatbikatlar başlatıyor.

Ukrayna Savunma Bakanı Oleksii Reznikov, askerlerin Britanya ve ABD tarafından sağlanan yeni tanksavar silahları ve Türkiye’nin tedarik ettiği silahlı insansız hava araçlarıyla eğitim alacağını söyledi. Reznikov tatbikata kaç askerin katıldığını açıklamadı ancak NATO güçlerinin sağladığı kapsamlı yardım ve teçhizat sayesinde, Ukrayna şu anda Avrupa’nın en büyük ikinci ordusuna sahiptir (ilk sırada Rusya var). Bu, şirket medyasında nadiren değinilen bir olgudur.

Reznikov Salı günü bir medya kuruluşuna, Ukrayna’nın yakında bir NATO tedarikçisinden “uzun zamandır hayalini kurduğumuz” askeri teçhizatı almayı umduğunu söyledi.

Washington, Moskova, Kiev ve çeşitli Avrupa başkentleri arasındaki diplomatik görüşmeler devam ediyor. Johnson Varşova’ya giderken, Britanya Dışişleri Bakanı Liz Truss (sağcı çevrelerde Johnson’ın devrilmesi halinde olası bir yedek olarak lanse ediliyor), Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmek üzere Moskova’ya gidiyor.

Truss’ın uçağa binmeden önce yaptığı ve “Kremlin’i gerilimi düşürmeye ve Ukrayna’ya yönelik saldırganlığını durdurmaya çağırmayı” planladığına ilişkin açıklamasına göre, ziyaretinin amacı çatışmayı daha da alevlendirmek olabilir.

Avrupa dışında ise ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Dörtlü Güvenlik Diyaloğu temsilcilerinin toplantısı için Avustralya’nın Melbourne kentindeydi. Quad denilen, Avustralya, Japonya, Hindistan ve ABD’den oluşan bu yarı ittifak, Çin’e karşı bir dörtlü çete biçiminde oluşturuldu. Toplantı daha önceden planlanmış olsa da, şüphesiz, Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in hafta sonu Pekin Olimpiyatları’nda yaptığı toplantıya emperyalist bir yanıt olarak görülecektir.

Her iki taraftaki birlikler de konvansiyonel silahlı çatışma tatbikatları yaparken, Amerikan medyasının kampanyası, krizin sonucunda nükleer savaş olasılığına yapılan ilk göndermelerle, yeni ve kaygı verici bir istikamete girmiş durumda.

Bu değişiklik, New York Times’ın (NYT) Çarşamba günkü baskısının ön sayfasında çıkan ve gazetenin Moskova muhabirlerinden Anton Troianovski tarafından yazılan uzun bir makale biçiminde geldi. Makalenin büyük kısmı, Rusya Devlet Başkanı Putin’in, topyekûn bir istiladan diplomatik bir anlaşmaya kadar her türlü olası eylemini Ukrayna’yı ele geçirmeye yönelik uzun vadeli amansız bir planın parçası olarak göstermeye çabalıyordu. Bu çaba, mevcut krizin doğrudan sonucu ne olursa olsun, ABD medyasının Rusya karşıtı kampanyasını yoğunlaştırmayı amaçlıyor gibi görünüyor.

Troianovski, yazısında, bunu tamamen Rus dış politikasına ve bu tür yorumları yapan askeri analistlere atfetmesine rağmen, nükleer savaş konusunu gündeme getiriyor. Yakında bir silahlı çatışma çıkmasa bile gelecek yıl “yeni bir savaş tehdidi” öngören Rus askeri analist Ruslan Puhov’dan alıntı yapıyor. Puhov ayrıca, “Benim açımdan veya Rusya açısından, Ukrayna’nın NATO üyesi olması nükleer savaşa eşdeğer olacaktır,” diyor.

NYT’nin aktardığı en açık ve kışkırtıcı söz, Rusya devlet televizyonunun sunucularından Dmitri Kiselyov’a atfediliyor. Kiselyov’un Pazar günü “Unutmayalım ki Rusya’nın Rusya’sız bir dünyaya ihtiyacı yok” dediği ve şöyle devam ettiği iddia ediliyor: “O zaman sadece Amerika değil, Avrupa da radyoaktif küle dönüşür.” Troianovski, bu dili, en azından kısmen, Putin’in 2018'de yaptığı bir açıklamanın başka sözcüklerle tekrarı tanımlıyor.

Bu makalenin önemi, tehlikeyi (elbette) “alçak” Ruslara yüklerken, krizden kaynaklanan nükleer savaş fikrini gazetenin okurlarının zihnine sokmasındadır. Bu, NATO’nun genişlemesinin, özellikle de Ukrayna’nın ittifaka eklenmesi durumunda, giderek Hitler’in 1941-42’de Sovyetler Birliği’ne yönelik saldırısının haritasını izlediği bir ortamda yapılıyor.

Loading