Sosyalist Eşitlik Partisi (Sozialistische Gleichheitspartei, SGP) Alman Marder piyade savaş araçlarının ve Patriot füze sistemlerinin Ukrayna’ya teslim edilmesini şiddetle kınamaktadır. Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne karşı yürüttüğü imha savaşının başlamasından seksen iki yıl sonra Alman tankları yeniden Rusya’nın üzerine sürülmektedir. Alman hükümeti böylece nükleer bir dünya savaşını başlatma riski yaratıyor.
Bu konuşlandırma, Almanya gibi Ukrayna’ya tank gönderen ABD ve Fransa ile birlikte perde arkasında hazırlandı. Bu adım, NATO’nun Ukrayna’da Rusya’ya karşı yürüttüğü vekâlet savaşının büyük bir tırmanışını temsil ediyor. Alman hükümetinin ve NATO’nun önde gelen temsilcileri, hedeflerinin Rusya’nın askeri olarak tamamen yenilgiye uğratılması olduğunu açıkça ifade ediyorlar.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Zafere kadar, Avrupa’ya barış gelene kadar Ukrayna’ya desteğimiz zayıflamayacak” tehdidinde bulundu. Almanya Başbakanı Scholz ve ABD Başkanı Biden, Perşembe günü bir basın açıklaması yaparak “Ukrayna’ya gerekli mali, insani, askeri ve diplomatik desteği gerektiği sürece sağlama konusundaki ortak kararlılıklarını” ilan ettiler.
Yeni yılda Almanya Ekonomi Bakanı Robert Habeck (Yeşiller Partisi) savaşçı bir dille “Putin bu savaşı savaş alanında kaybediyor,” diyordu.
Başta Almanya olmak üzere emperyalist güçler barış değil savaş istiyorlar. Bu güçler, Putin rejiminin gerici istilasını kasıtlı olarak kışkırttılar. Şimdi de her türlü barışçıl çözümü engelliyor ve savaşı acımasızca tırmandırıyorlar.
Rusya Devlet Başkanı Putin’in Ortodoks Noel tatilinde ilan ettiği 36 saatlik ateşkes bile kınanıyor. Almanya Dışişleri Bakanı Baerbock (Yeşiller Partisi) “Sözde ateşkes, Rus işgali altında her gün korku içinde yaşayan insanlara ne özgürlük ne de güvenlik getiriyor” dedi ve ekledi: “Bu yüzden Ukraynalıları desteklemeye devam edeceğiz.”
Marder savaş araçlarının teslimatının ağır muharebe tanklarının teslimatı için sadece bir ön aşama olduğu açıktır. Der Spiegel, “Marder geliyor ve Leopard [tankı] için çağrılar giderek yükseliyor,” diye yazıyor. Haber dergisi, tankların Ukrayna ordusunun Rus güçlerine karşı topyekûn bir savaş saldırısına hazırlandığı gerçeğini gizlemiyor.
Dergi şöyle yazıyor: “Bradley ve Marder, ilerleyen birliklere ateş koruması sağlayan, özellikle manevra kabiliyeti yüksek ve savunmaya elverişli paletli araçlar olarak kabul edilmektedir. Ukrayna defalarca her iki piyade savaş aracı modelini de talep etti ama sadece bunları değil. Kiev’in istek listesinin başında Leopard 2 var. Ukraynalılar bu ana muharebe tankını Rus işgali altındaki toprakları geri almak için kullanmak istiyor.”
Hükümet ve muhalefetin önde gelen savaş çığırtkanları, savaş tankları ve Almanya’nın daha geniş çaplı sorumluluk alması konusundaki taleplerinde şimdiden birbirleriyle yarışıyor. Liberal Demokrat Parti (FDP) üyesi olan Parlamento Savunma Komisyonu Başkanı Marie-Agnes Strack-Zimmermann “Ukraynalı askerleri derhal Marder ve Leopard konusunda eğitmeliyiz, çünkü Marder’den sonra Leopard geliyor,” dedi.
Yeşiller özellikle saldırgan bir tutum sergiliyorlar. Federal Meclis Avrupa İşleri Komisyonu Başkanı Anton Hofreiter, ARD televizyonuna verdiği demeçte, Ukrayna’nın “savaş alanında ihtiyaç duyduğu her şeyle” desteklenmesi gerektiğini söyledi. Hofreiter, “Leopard 2’nin ana üretici ülkesi olarak, Leopard 2’lerin teslimatı için bir Avrupa girişimi başlatmalıyız ve işgal altındaki toprakları özgürleştirebilmeleri için Ukrayna’ya neler sağlayabileceğimizi Avrupa ile birlikte değerlendirmeliyiz,” dedi.
Hofreiter ardından şu iddiada bulundu: “Ukrayna’yı ne kadar net bir şekilde desteklersek ve Putin’e bu desteği bırakmayacağımızın sinyalini ne kadar net bir şekilde verirsek, bu savaşın sona erme ihtimali de o kadar yüksek olacaktır.”
Tüm partiler tarafından propagandası yapılan bu iddia, Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında Alman militarizminin yaptığı propaganda ile benzer bir karakter taşımaktadır. Kaiserreich (İmparatorluk) ve Nazi rejiminin yönetici çevreleri de Alman savaş makinesinin seferber edilmesini, hızlı ve muzaffer bir barış ya da “nihai zafer” için çabaladıkları gibi sinik bir iddiayla meşrulaştırmışlardı. Gerçekte ise bu şekilde savaşı tırmandırdılar, acımasızlaştırdılar ve Alman emperyalizminin yağmacı çıkarları uğruna giderek daha fazla insanı kurban ettiler.
Bugün de söz konusu olan budur. Hiç kimse yanılsamaya kapılmamalıdır. Egemen sınıf Rusya sınırında durmayacaktır. Ve tarihsel suçlarına rağmen, emperyalist fetih savaşları için Alman askerlerini yeniden katliama götürmekten çekinmeyecektir.
İnsan hakları ve demokrasiye ilişkin resmi söylemler, saldırgan Alman militarizminin geri dönüşünün kılıfıdır. Yeniden birleşmeden bu yana egemen sınıf, jeostratejik ve ekonomik çıkarlarını dünya çapında ilerletmek amacıyla Avrupa’yı Almanya’nın liderliği altında düzenlemek için sistematik olarak çalışmaktadır. Almanya’nın II. Dünya Savaşı’ndan sonra Yugoslavya’daki ilk savaş misyonunu Afganistan, Ortadoğu ve Afrika’daki savaş misyonları takip etti.
Şimdi Almanya, Rusya’nın gerici Ukrayna istilasını, Hitler’den bu yana en büyük silahlanmayı başlatmak ve Rusya’ya yeniden saldırmak için bir bahane olarak kullanıyor. Alman emperyalizmi yalnızca jeostratejik çıkarları ve Rusya’nın geniş hammadde rezervleri ile ilgilenmiyor, aynı zamanda 20. yüzyıldaki savaş yenilgilerinin intikamını alma arzusuyla da hareket ediyor.
Hükümet, nükleer bir felakete yol açabileceğini bile bile savaşı tırmandırıyor. Scholz, Nisan ayında Der Spiegel’e verdiği demeçte, “ağır silah” tedariki sorulduğunda, “NATO ile nükleer bir güç olan Rusya gibi son derece silahlı bir süper güç arasında doğrudan bir askeri çatışmadan kaçınmak için” her şeyin yapılması gerektiğini söylemişti. Meselenin “üçüncü dünya savaşına yol açacak bir tırmanmayı önlemek” olduğunu ifade etmişti.
O zamandan beri Scholz ve “trafik ışığı” koalisyon hükümeti –Sosyal Demokratlar (SPD), Yeşiller ve Liberal Demokratlar (FDP)– çatışmayı körüklemeye devam etti ve faşist güçlerle dolu Ukrayna ordusunu silahlandırdı. Şimdi tankların teslim edilmesiyle birlikte son engeller de ortadan kalkıyor.
Bu savaş çığırtkanlığının arkasında nesnel itici güçler var. Egemen sınıf, 1930’larda olduğu gibi, kapitalizmin derin krizine ve buna karşı büyüyen direnişe militarizme, faşizme ve dünya savaşına yönelerek tepki veriyor.
Bu tehlikeli gelişme, egemenler dünyayı bir kez daha uçuruma sürüklemeden önce durdurulmalıdır.
Sosyalist Eşitlik Partisi, suç oluşturan bu politikaya karşı çıkıyor. Berlin eyalet seçimlerini nefret edilen savaş politikasına karşı bir referanduma dönüştürüyoruz ve yeni bir dünya savaşını önleyebilecek tek toplumsal gücü, uluslararası işçi sınıfını harekete geçirmeye çalışıyoruz. Dördüncü Enternasyonal’deki kardeş partilerimizle birlikte, savaşa ve onun nedeni olan kapitalizme karşı dünya çapında bir sosyalist hareket inşa ediyoruz. Savaş, bankaların ve şirketlerin iktidarına son vermeden ve onları demokratik denetim altına almadan durdurulamaz.
- Ukrayna’daki NATO savaşını durdurun! Yaptırıma ya da silah sevkiyatına hayır!
- İki dünya savaşı yeter! Savaş çığırtkanlarını durdurun!
- Silahlanma ve savaşa değil, anaokulları, okullar ve hastanelere 100 milyar avro!
