İsrail’in Gazze’deki Filistinlilere yönelik soykırıma varan saldırıya verdiği coşkulu destekle Sol Parti, kendisinin tamamen işçi sınıfı karşıtı ve emperyalizm yanlısı bir güç olduğunun altını çizmektedir.
İsrail’in bu ay Gazze’ye yönelik saldırısının başlamasından bu yana parti yönetiminden gelen savaş yanlısı açıklamalar, federal hükümet koalisyonu ile açıkça sağcı ve aşırı sağcı muhalefet partileri olan Hristiyan Demokratlar (CDU/CSU) ve Almanya İçin Alternatif’in (AfD) açıklamalarından hiçbir şekilde farklı değildir.
Bu durum özellikle geçtiğimiz Perşembe günü netlik kazandı. Federal Meclis’te (Bundestag) özel olarak planlanan bir oturumda hükümet ve muhalefet safları sıklaştırıp aşırı sağcı Netanyahu hükümetinin katliamına oybirliğiyle destek verirken Sol Parti de bütünüyle bu koroya katıldı. İktidardaki koalisyon partileri Sosyal Demokratlar (SPD), Liberal Demokratlar (FDP) ve Yeşiller ile CDU/CSU’nun İsrail yanlısı kararı Sol Parti grubu tarafından oybirliğiyle desteklendi ve “Almanya’nın terörle mücadeleye katkısı” olarak kutlandı.

“Tartışmada” Sol Parti üyeleri, Şansölye Olaf Scholz’un (SPD) hükümet açıklamasını ve sağcı muhalefet lideri ve BlackRock eski denetleme kurulu başkanı Friedrich Merz’in (CDU) konuşmasını çılgınca alkışladılar. Her ikisi de İsrail’in savaş saldırısını desteklemiş, buna karşı çıkanları antisemitizm ve terörizmle suçlamış ve Filistinlileri destekleyen gösteri ve örgütlerin yasaklanması çağrısında bulunmuştu.
Sol Parti meclis grubu başkanı Dietmar Bartsch’ın daha sonra yaptığı konuşma, alkışların bir sürçme değil, Sol Parti’nin programı doğrultusunda olduğunu açıkça ortaya koydu. Bartsch’ın konuşması Scholz, Merz ve arkadaşlarıyla o kadar uyumluydu ki, o da diğer parlamento gruplarından alkış aldı. Tutanaklarda birkaç noktada şu not düşülmüştür: “Sol Parti’nin yanı sıra SPD, CDU/CSU, Yeşiller ve FDP’den de alkışlar geldi.”
Bartsch konuşmasına İsrail’le dayanışma içinde olduklarını ve Alman hükümetinin savaşa destek verdiğini açıklayarak başladı. İsrail’in yaşadıklarının “katlanılması zor” olduğunu ve “terörün yeni ve son derece endişe verici bir niteliğine” işaret ettiğini söyledi. Bu nedenle “Şansölyenin bugün bir hükümet açıklaması yayımlamış olmasını memnuniyetle karşıladığını” ifade etti. “İsrail ile dayanışma içinde olduğumuzu ifade etmemiz kesinlikle doğrudur. Evet, sizinle ve olaydan etkilenenlerle birlikte yas tutuyoruz; onların yanındayız.”
Bartsch, aşırı sağcı güçlerle dolu Netanyahu rejiminin acımasız şiddetine tam destek verdi. “Olanların sorumlusu -bunu açıkça belirtmek isterim- amasız ve fakatsız Hamas’tır,” diyen Bartsch, Sol Parti’nin sınıfsal bakış açısını daha net ifade edemezdi. Şiddet tamamen meşrudur ancak sadece ezenlerden gelirse!
Bartsch ezilenleri ve onların isyan nedenlerini yalnızca hiçe saymaktadır. Filistinlilerden sadece onları aşağılamak ve tehdit etmek için bahsetmektedir. Öte yandan, emperyalist destekli Siyonist rejimin Filistin nüfusunun acımasızca kovulması ve baskı altına alınması üzerine kurulu olduğu, son yıllarda ve on yıllarda defalarca katliamlar düzenlediği ve Gazze Şeridi’ni kapalı bir gettoya dönüştürdüğü gerçeği hakkında tek kelime etmemiştir.
“Hiçbir şey bu insanlık dışı vahşeti haklı gösteremez. Kadınları, çocukları, hatta bebekleri alenen taciz etmek, bu bir özgürlük mücadelesi değil, barbarlıktır,” diyerek Federal Meclis üyelerine seslenen Bartsch, yine tüm gruplardan alkış aldı. Bu, İsrail savunma bakanının Filistinlilerin “insansı hayvanlar” olduğu ve buna göre muamele görmeleri gerektiği yönündeki faşizan tiradını anımsatıyor. WSWS daha önceki makalelerinde bu tür bir canavarlaştırmanın daha fazla şiddete başvurmaya ve nihayetinde soykırım yapmaya hizmet ettiğine işaret etmişti.
İsrail bombardımanının ilk günlerinde Gazze Şeridi’ne 6.000’den fazla bomba atıldı ve yoğun nüfuslu bölgenin büyük bir kısmı tamamen yok edildi. Bu yazının yazıldığı sırada, resmi rakamlara göre, aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun da bulunduğu 3.000’den fazla sivil öldürülmüştü. Sadece Salı günü İsrail’in bir hastaneyi bombalaması sonucu 500’den fazla kişi hayatını kaybetti. Bunu daha da büyük savaş suçları izleyecektir. İsrail hükümeti Gazze’yi tamamen abluka altına almış, tüm enerji ve su kaynaklarını kesmiş ve halka Gazze’nin kuzey kesimini tahliye etmelerini emretmiştir. Gazze’ye 300.000’den fazla askerin katılacağı bir istilanın eli kulağındadır.
Aynı zamanda, operasyonun sadece Gazze’nin yok edilmesiyle değil, tüm Ortadoğu’da emperyalist kontrol sağlamayla ilgili olduğu giderek daha açık hale geliyor. İki ABD uçak gemisi Doğu Akdeniz’de konuşlandırıldı ve emperyalist güçler Lübnan’daki Hizbullah, Suriye’deki Esad hükümeti ve İran ile topyekûn bir savaşa hazırlanıyor. Böyle bir savaş tüm bölgeyi bir cehenneme çevirecek ve milyonlarca insanın ölümüne yol açacaktır.
Bununla birlikte Bartsch, Sol Parti’nin de bu tırmanışı desteklediğine dair hiçbir şüphe bırakmadı. Milletvekillerine “İran politikamızı yeniden düşünmemizin tam zamanı,” diye seslendi. “İran’ın İsrail’i yok etmek istediğini ve Hamas’ı aktif olarak desteklediğini biliyoruz. İran’a bilgi ve teknoloji ihracatını durdurmalıyız; çünkü Hamas bombalarının arkasındaki mühendisler know-how’larını İran’dan aldılar.”
Sol Parti federal hükümeti eleştirirken bunu sağdan yapıyor. Örneğin, partinin eş başkanı Martin Schirdewan yaptığı basın açıklamasında, hükümetin “Hamas gibi terör örgütlerine mali, maddi ya da manevi destek sağlayan tüm devletlere kararlılıkla karşı çıkma” kararını “açıkça desteklediğini” ilan etti. Ancak daha sonra şunları ekledi: “Ancak Alman hükümeti aynı zamanda Hamas’ın en büyük destekçilerinden biri olan Katar Emirliği’ni iş ortağı olarak görmeye devam ederken, herhangi birinin kararlarını ciddiye almasını nasıl bekleyebilir, bu benim için anlaşılmaz bir durum.”
Bartsch ve Schirdewan’ın saldırgan emperyalist tutumu bireysel bir mesele değildir. Nihayetinde partinin tarihinden ve sınıfsal karakterinden kaynaklanmaktadır. Sol Parti’nin Stalinist selefi SED/PDS, Doğu Almanya’da kapitalizmin restorasyonunun örgütlenmesine yardımcı olmuş, sadece büyük sosyal kemer sıkmaların değil, aynı zamanda Alman militarizminin geri dönüşünün de önünü açmıştır. Devlet aygıtının ve varlıklı orta sınıf katmanlarının partisi olarak bu konuda uzun süre merkezi bir rol oynamıştır.
2013 yılında, o dönemde Sol Parti’nin dış politika sözcüsü olan Stefan Liebich, Almanya’nın saldırgan bir dış ve büyük güç politikasına geri dönüşünün temelini oluşturan “Yeni Güç-Yeni Sorumluluk” başlıklı belgenin hazırlanmasında yer aldı. O zamandan bu yana Sol Parti, Alman emperyalizminin her türlü dış politika saldırganlığını destekledi. Buna Suriye’deki emperyalist rejim değişikliği operasyonu, Kiev’deki sağcı darbe, Irak ve Suriye’de İslam Devleti’ne karşı yürütülen askeri harekat ve NATO’nun Ukrayna’da Rusya’ya karşı yürüttüğü savaş da dahildir.
İsrail’in şiddetine ve Ortadoğu’daki emperyalist saldırıya verilen destek bu politikanın devamıdır. Alman emperyalizmi ve onun Sol Parti gibi siyasi yardakçıları, kaynak zengini ve jeostratejik açıdan merkezi konumdaki Ortadoğu yeniden paylaşılırken bir kenarda durmak istememektedir.
Sol Parti’yi giderek daha saldırgan bir emperyalist ve kapitalist güç haline getiren bir diğer faktör de Almanya’da ve uluslararası alanda sınıf mücadelesinin patlamasından duyduğu korkudur. Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi Gazze’deki ayaklanmayla ilgili ilk açıklamasında “ Filistin’deki ayaklanmanın kendisi, dünya çapında kitlesel grevler ve protestolar şeklinde gelişen öfke ve muhalefet patlamasının bir parçasıdır,” diye yazmıştı. O zamandan bu yana, İsrail'in savaşına ve emperyalist savaş harekâtına karşı dünya çapında kitlesel protestolar düzenlendi.
Bu gelişmeden Stalinist dönekler ve onların sahte sol uzantıları vebadan korkar gibi korkuyorlar. Bu yüzden de hükümetin gösterileri yasaklamasını tek bir kelimeyle kınamıyorlar, bunun yerine eyalet düzeyinde hükümete dahil oldukları her yerde devletin kendi baskı aygıtını silahlandırıyorlar. Gazze’deki katliamı durdurmak, baskıya ve savaşa karşı mücadele etmek isteyen işçiler ve gençler, Sol Parti gibi sınıf düşmanlarıyla siyasi olarak hesaplaşmalı ve bilinçli bir şekilde sosyalist ve devrimci bir perspektife yönelmelidir. Bu, Sosyalist Eşitlik Partisi’ne (Sozialistische Gleichheitspartei) katılmak ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’ni inşa etmek anlamına gelmektedir.
18 Ekim 2023
