İsveç’in NATO’ya katılmasına ilişkin kanun teklifi Salı günü TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. İsveç’in üyeliğinin önünü açan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kararı dün akşam imzalayarak onayladı.
Böylece Finlandiya’dan sonra İsveç’in de NATO üyesi olması için bir tek Macaristan’ın onayı gerekiyor. Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın İsveç’in NATO’ya üyeliğini görüşmek üzere İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’a davet mektubu gönderdiği bildirildi.
Türkiye’nin NATO’nun genişlemesine verdiği destek, bu emperyalist askeri ittifakın 2024 Steadfast Defender Tatbikatı ile Rusya’ya karşı savaşı tırmandırmaya hazırlandığı sırada geldi. Diğer yandan bu, İsrail’in ABD önderliğindeki NATO güçlerinin desteği ile Gazze’de sürdürdüğü soykırım ve İran’a karşı tüm Ortadoğu’yu içine alabilecek bir savaş konusunda Türk egemen sınıfının ve siyaset kurumunun suç ortaklığını ortaya koyuyor.
İsveç’in üyeliği, NATO’nun, 1991’de Stalinist bürokrasinin Sovyetler Birliği’ni dağıtmasının ardından Rusya’yı kuşatacak şekilde doğuya doğru genişlemesinde son adımı ifade ediyor. Geçtiğimiz yıl Vilnius’ta düzenlenen NATO zirvesi, bu emperyalist saldırganlığın ilerletilmesi yönünde önemli bir toplantıydı.
Dünya Sosyalist Web Sitesi (WSWS) zirveyi değerlendiren yazısında bunu şöyle açıklamıştı:
NATO’nun bir yıl önce Madrid’de yapılan son zirvesinden bu yana Rusya’nın etrafında adeta bir kuşatma çemberi oluşturdu... Finlandiya NATO üyesidir ve Vilnius’ta İsveç’in katılımının önündeki son engeller de kaldırılmıştır. Sonuç olarak, NATO üyesi ülkelerin Rusya ile olan kara sınırı iki kattan fazla artmış ve St. Petersburg’un 150 kilometre yakınına taşınmıştır. Baltık Denizi, Rusya’nın sadece St. Petersburg’un küçük bir köşesinden ve kuşatma altındaki Kaliningrad bölgesinden erişebildiği bir NATO denizi haline gelmektedir.
Türk siyaset kurumunun İsveç’in NATO üyeliğini destekleyerek emperyalizme bir kez daha bağlılık ilan etmesi, Washington tarafından memnuniyetle karşılandı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken X/Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “ABD, Türk Parlamentosunun İsveç’in NATO’ya üyelik protokollerini onaylayan kararını takdirle karşılamaktadır. İsveç’in üyeliği, ittifakı daha güçlü ve her zamankinden daha birleşmiş hale getirecektir” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin İsveç’in üyeliğini onaylaması karşılığında ABD’den F-16 savaş uçakları ve modernizasyon kiti alacağı bildiriliyor. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeff Flake Reuters’e yaptığı açıklamada, “Meclisin [TBMM] onayından sonra Türkiye’nin bekletilmesi için bir sebep görmüyorum… Dolayısıyla, [resmi belge] Washington’a gönderilir gönderilmez (F-16 satışlarına ilişkin) Kongre onayının gerçekleşeceğini bekliyorum,” dedi.
Reuters ayrıca, ABD Başkanı Joe Biden’ın Çarşamba günü erken saatlerde Kongre üyelerine bir mektup göndererek Türkiye’ye 20 milyar dolarlık F-16 uçağı ve modernizasyon kiti satışının onaylanması çağrısında bulunduğunu bildirdi.
Geçtiğimiz Mart ayında Finlandiya’nın NATO’ya katılımını oybirliğiyle kabul eden mecliste bu kez, 346 milletvekilinden 287’si kabul, 55’i ret oyu verdi. 4 milletvekili de çekimser kaldı. Hükümetteki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve müttefiki faşist Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile muhalefetteki Kemalist Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) “evet” oyu kullandı.
Erdoğan ve AKP’nin NATO’nun genişlemesine verdiği destek, Ankara’nın Netanyahu rejimini kınamasının ya da Washington ve Avrupa başkentlerine yönelik eleştirilerinin sahteliğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Gazze’deki soykırım ABD’nin Ortadoğu’da egemenliğini tesis etmek üzere özellikle İran’ı ve müttefiklerini hedef alan savaş hazırlıklarına ivme kazandırmış durumda. Bölgede savaşın bu tırmanışı, Rusya’ya karşı hâlihazırda yürütülen savaşın ve Çin’e karşı savaş hazırlıklarının, Ortadoğu cephesini oluşturuyor.
ABD liderliğindeki NATO emperyalizmine verdiği kritik desteğe ve emperyalizmle sıkı bağlarına rağmen Ankara, İran’a karşı Türk burjuvazisinin çıkarlarını zedeleyecek bir savaşın içine çekilebileceğinden korkuyor. Washington ve Tel Aviv’in Ortadoğu’daki bir savaşta zafer kazanmasının onların müttefiki olan bir Kürt devletinin kurulmasına yol açabileceğinden endişe ediyor. Türk burjuvazisinin buna rağmen NATO’nun genişlemesine verdiği destek, WSWS’de daha önce açıklandığı üzere onun açmazını dışa vurmaktadır.
Hükümetin Gazze’de bir soykırımı destekleme ve İran’a karşı ABD önderliğinde bir savaş yürütme konusunda diğer NATO güçlerine katılması neredeyse olanaksızdır. Ancak diğer yandan Türk egemen sınıfı, emperyalizmle sıkı bağlara sahiptir ve on yıllardır dış politikada NATO aracılığıyla çıkarlarını savunmaktadır.
Oylama öncesinde partisi adına konuşan CHP milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Ortadoğu’yu ve dünyanın birçok yerini kan gölüne çeviren NATO’yu bir “barış ittifakı” olarak tasvir ederek partisinin emperyalizm yanlısı karakterini açıkça ortaya koydu. Salıcı “Barış ve istikrar ortamını bozan her türlü tehdide karşı NATO’nun caydırıcı gücünü önemsiyoruz. NATO’nun yeni üyelerin katılımıyla genişleme politikasını destekliyoruz,” dedi.
İslamcı HÜDA-PAR, Yeniden Refah Partisi ve Saadet Partisi milletvekilleri “hayır” oyu verdiler. Bu partilerden ilk ikisi geçtiğimiz yılki seçimlerde Erdoğan’la ittifak kurmuştu. Saadet Partisi ise, Erdoğan’ın AKP’sinin içinden çıktığı, Necmettin Erbakan’ın siyasi İslam geleneğinden gelse de geçtiğimiz yılki seçimlerde NATO yanlısı, Kemalist CHP ile ittifak halindeydi.
Saadet Partisi milletvekili Şerafettin Kılıç, ret oyunu devam eden İsrail soykırımı ile ilişkilendirdi. Kılıç, “İsveç yönetimi ve diğer Batılı ülkeler İsrail’in Gazze’deki soykırımına karşı herhangi bir tepki göstermiyorlar. Aksine bu ülke yönetimleri İsrail’in suç ortağı olmaktan çekinmiyorlar,” dedi.
Kılıç şöyle devam ediyordu: “İktidar, katliamlar yapan İsrail’in destekçisi İsveç’i NATO üyesi yapmak için mesai yapıyor. Verilen bir ödevin gereği olarak bu üyeliği onaylayacaklar. Ama lafa baktığınızda iktidar sözleriyle İsveç’i asıp kesiyor. Tıpkı İsrail’i asıp keserken gemiler gönderdiği, firmalarına sponsorluk verdiği gibi.”
Daha önce Finlandiya’nın üyeliğini destekleyen aşırı sağcı İYİ Parti, NATO’nun genişlemesine karşı olmadığını ama İsveç’in Kürdistan İşçi Partisi (PKK) önderliğindeki Kürt milliyetçisi hareketlere destek verdiği gerekçesiyle “hayır” oyu vereceğini duyurmuştu.
Kürt milliyetçisi Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti, eski HDP) milletvekillerinin çoğunluğu oylamaya katılmadı. Oylamaya katılan ve çeşitli sahte sol partilerin üyesi oldukları belirtilen az sayıda milletvekili bu kez “hayır” oyu verdi. Bu, Kürt milliyetçisi önderliğin Finlandiya oylamasında “hayır” oyu vermeyerek NATO’nun genişlemesine karşı olmadığını açıkça ortaya koymasının partinin emperyalizm yanlısı karakterini fazlasıyla açığa çıkarmasına pragmatist bir tepkiden kaynaklanıyor.
Partinin gerçek çizgisini, soL’a konuşan DEM Parti milletvekili, emperyalizm yanlısı gazeteci Cengiz Çandar şöyle ifade etti: “Çok açık söyleyeyim bunu, bir oyun bile çok önemli olacağı, kritik bir durum olsaydı o zaman ben evet oyu verirdim. Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılma konusunda Türkiye’nin bu konuda aldığı pozisyon ortaya çıktığından beri defalarca yazılar yazdım, konuşmalar yaptım ve İsveç’in NATO’ya katılmasından yana olduğumu, bunun doğru olduğunu ifade ettim.”
DEM Parti ile ittifak yaparak meclise giren sahte sol Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek Partisi (EMEP) milletvekillerinin “hayır” oyu kullanması da ilkeli bir emperyalizm karşıtlığından kaynaklanmıyor.
Emperyalizm yanlısı Kürt milliyetçi hareketi ile kurdukları ittifak ve geçtiğimiz yılki cumhurbaşkanlığı seçiminde NATO yanlısı bir kampanya yürüten CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemeleri, onların emperyalizm karşıtlığının sahteliğini göstermektedir. CHP’nin İslamcı ve aşırı sağcı partilerle kurduğu Millet İttifakı’nın adayı olan Kılıçdaroğlu, seçim öncesi emperyalist başkentleri dolaşarak güvence vermiş ve kampanyası sırasında hiçbir kanıt göstermeden Rusya’yı seçimlere müdahale etmekle suçlamıştı.
TİP vekilleri geçtiğimiz yıl Finlandiya’nın NATO üyeliği oylamasına katılmayarak emperyalizm yanlısı karakterini açıkça ortaya koymuştu. İsveç konusunda verdikleri “hayır” oyunun ilkesiz ve taktiksel niteliği, oylamanın hemen ardından TİP’in NATO yanlısı CHP ile yerel seçimlerde çeşitli yerlerde işbirliği yapma konusunda anlaşmaya varmasıyla hızla açığa vuruldu.
NATO’nun Rusya’yı hedef alan genişlemesinin ve savaşı tırmandırışının, İsrail’in Gazze’deki emperyalizm destekli soykırımının ve İran ile Çin’e yönelik savaş hazırlıklarının ortasında ileriye giden tek yol, tüm dünyadaki işçileri emperyalist savaşa ve kapitalizme karşı uluslararası sosyalist bir program temelinde birleştirerek seferber etmekten geçmektedir.
