Pensilvanya'da bir Mack Trucks işçisi olan ve Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikası başkanlığına adaylığını açıklayan Will Lehman, İzmir’deki Polyak Madencilik'te fiili bir grev başlatan 1.243 kömür madencisiyle dayanışma çağrısı yaptı.
Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi madenciler, ödenmemiş ücretler, promosyonlarının hakları, geriye dönük sözleşme hakları, kıdem ve ihbar tazminatı güvencesi ve düzgün işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri talep etmek için üretimi durdurdu. Eylemleri, Türkiye’deki mevcut sendikal aygıttan bağımsız olarak gelişmekte olan militan mücadele dalgasının bir parçası.
Lehman, “İzmir’in Kınık ilçesindeki Polyak Madencilik’te çalışan ve üretimi durdurma cesareti gösteren 1.243 madenciye en içten selamlarımı iletiyor ve tam dayanışmamı ifade ediyorum” diye yazdı. Grevi “işçi sınıfının gücünün güçlü bir tezahürü” olarak nitelendiren Lehman, madencilerin bağımsız hareket ederek sadece kendilerini değil, “tüm işçilerin haklarını” da savunduklarını vurguladı.
Grev, madencilerin tehlikeli çalışma koşullarının ve sözleşme haklarının sistematik olarak çiğnenmesinin sürdüğü bir ortamda patlak verdi. Lehman, madencilerin “iş güvenliğinin ücretlerden ve çalışma koşullarından ayrılamayacağını herkesten daha iyi' bildiklerini belirtti ve maden şirketlerinin güvenlikten ödün verip temel toplu sözleşme haklarını geciktirerek ya da toptan reddederek muazzam kârlar elde ettikleri küresel tabloya dikkat çekti.
Polyak grevi, Soma ilçesindeki Eynez kömür madeninden çok uzak olmayan bir yerde gerçekleşiyor. Soma’daki maden, 13 Mayıs 2014’te 301 madencinin hayatını kaybettiği ve Türkiye tarihinin en kötü işyeri felaketi olarak kayıtlara geçen metan patlamasının yaşandığı yer. Eynez’deki trajedi, Türk işçi sınıfının bilincinde bir dönüm noktası olmuştu.
O dönemde on binlerce işçi adalet talep etmek için sokaklara döküldü, ancak polis baskısıyla karşılaştı. Felaket, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümeti altında yürütülen özelleştirme, kuralsızlaştırma ve iş güvenliğinin kâra feda edilmesinin sonuçlarını ortaya çıkarmıştı. Soma’daki olaylar, sadece maden şirketlerine değil, aynı zamanda şirketlerin kuklası olarak görülen ve güvenli olmayan koşulların sürdürülmesinde suç ortağı olan şirket yanlısı sendika yetkililerine karşı da yaygın bir öfkeye yol açtı.
Lehman’ın açıklaması, bu tarih ile günümüz mücadelesi arasında doğrudan bir bağlantı kuruyor. “Daha madencilerin naaşları çıkarılırken polis, adalet talep eden on binlerce işçiye göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla saldırmıştı” diye belirterek ekliyor: “Soma faciası, şirket yanlısı sendikalara ve Erdoğan hükümetinin özelleştirme, kemer sıkma ve kâr için işçilerin hayatlarını kurban etme şeklindeki programına karşı ülke çapında yayılan bir başkaldırıya yol açmıştı.”
Mevcut grev, bağımsız sendika DGD-Sen’in önderliğinde Migros depo işçileri tarafından yapılan fiili grevin hemen ardından geldi. Bu mücadele, önemli bir kamuoyu desteği kazandı ve yönetimden tavizler kopardı, böylece mevcut işçi bürokrasisi dışında örgütlenen kolektif eylemin potansiyel gücünü gösterdi.
Lehman, “Arka arkaya gelen bu mücadeleler, işçilerin geçim kaynaklarını savunmak için şirket yanlısı sendika bürokrasilerinden veya hükümet yetkililerinden izin beklemelerine gerek olmadığını gösteriyor ” dedi. “İşçiler kolektif ve bağımsız hareket ettiklerinde, büyük bir toplumsal güç haline geliyorlar.”
Pensilvanya, Macungie’deki Mack Trucks’ta çalışan Lehman, gücün mevcut sendikal aygıttan alınarak üretim hattındaki işçilere devri üzerine odaklanan bir programla UAW başkanlığına adaylığını koydu. Kampanyası, UAW’nin bürokratik yapısının kaldırılmasını ve karar verme yetkisinin bizzat işçilerin eline geçmesi için taban komitelerinin kurulmasını öngörüyor.
Lehman, açıklamasında Polyak madencilerinin karşı karşıya olduğu sorunların uluslararası niteliğine de vurgu yaptı. “Amerika Birleşik Devletleri’nde Mack Trucks fabrikasında çalışan bir işçi olarak... mücadele ettiğiniz sorunların -ödenmeyen ücretler, güvenli olmayan çalışma koşulları, kıdem haklarına yönelik saldırılar, sosyal hakların budanması- ABD’de ve dünya genelinde otomotiv fabrikaları, depolar ve diğer fabrikalarda çalışan işçilerin karşılaştığı sorunlarla aynı olduğunu biliyorum.”
Lehman, Trump yönetiminin ticaret savaşı önlemlerini destekleyen ve Amerikalı işçileri yurtdışındaki meslektaşlarıyla karşı karşıya getirmeye çalışan UAW liderliğinin teşvik ettiği ekonomik milliyetçiliği sert bir şekilde eleştirdi. Bu tür politikaların işçi sınıfını bölmekten başka bir işe yaramadığını, çokuluslu şirketlerin ise küresel ölçekte faaliyetlerine devam ettiğini savundu.
Lehman, “Şirketler küresel ölçekte faaliyet gösteriyor. Bizim yanıtımız da küresel olmalı” diye yazdı. “Bunun için ulusal sınırların ötesinde mücadelelerimizi koordine etmek üzere Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı’nı (TK-Uİİ) inşa etmemiz gerekiyor.”
Uluslararası koordinasyon çağrısı, dünya çapında gelişen daha geniş bir süreci yansıtmaktadır. Türkiye'deki madenciler ve depo işçilerinden Kuzey Amerika ve Avrupa’daki otomotiv işçilerine kadar, işçiler gün geçtikçe aynı temel dinamiklerle karşı karşıya kalmaktadır: şirketlerin yeniden yapılandırılması, çalışma hızının artırılması, kıdem haklarının aşınması, sosyal hakların kesilmesi ve iş güvenliği standartlarının sistematik olarak zayıflatılması.
Özellikle küresel madencilik endüstrisi, ölümcül koşullarıyla kötü şöhretini korumaktadır. Teknolojik gelişmelere rağmen, kâr odaklı maliyet kesintileri işçileri tehlikeye atmaya devam etmektedir. Soma gibi felaketler, Çin, Rusya, Güney Afrika ve Amerika’daki trajedilerle birlikte, insan hayatını şirket hissedarlarının kârına tabi kılmanın sonuçlarını acı bir şekilde hatırlatmaktadır.
Lehman’ın açıklaması, işçilere, sektör ve kıtalar ötesinde yapılan bir çağrı ile sona eriyor: “Madenciler, otomotiv işçileri, lojistik işçileri ve uluslararası işçi sınıfının tüm kesimlerini Polyak madencilerinin grevini desteklemeye çağırıyorum. Hiçbir işçi yalnız bırakılmamalı.”
Lehman şirketler ve hükümetlerle işbirliği yapan bürokrasilerden bağımsız taban komitelerinin geliştirilmesinin, sınır ötesi mücadeleleri birleştirmek için gerekli olduğunu da vurguladı. İzmir’deki mücadelenin, “dünya çapında büyüyen ve ‘yeter artık’ diyen hareketinin bir parçası” olduğunu yazdı.
Sendika başkanlığına aday olan Amerikalı bir otomotiv işçisinin Türkiye’deki kömür madencilerine gösterdiği bu dayanışma, küresel kapitalizm altında işçilerin mücadelelerinin nesnel olarak birbiriyle bağlantılı olduğunu vurgulamaktadır. Hükümetler ve sendika bürokrasileri milliyetçiliği ve bölünmeyi teşvik ederken, işçileri mücadeleye iten koşullar – düşük ücretler, güvenli olmayan işyerleri, iş güvencesizliği ve sosyal eşitsizlik – uluslararası düzeyde ortaktır.
Polyak madencileri için öncelikli sorunlar oldukça somut ve acildir: ödenmemiş ücretler, toplu sözleşme hakları ve güvenli çalışma koşulları. Ancak mücadeleleri İzmir’in çok ötesinde yankı buluyor. Lehman'ın açıklamasının da ortaya koyduğu gibi, bu mücadele, çalışma koşulları ve sanayi politikasının kontrolünü işçilerin kendi ellerine vermeyi amaçlayan gelişmekte olan bir hareketin parçasıdır.
Lehman, “İzmir'deki mücadeleniz, işçilerin dünya çapında büyüyen hareketinin bir parçasıdır” diye yazdı. “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.”
Lehman, bu sözlerle Türkiye'deki madencilerin grevini, sadece bireysel işverenlere değil, insan ihtiyaçlarını kâra tabi kılan küresel sisteme de meydan okuyan ve uluslararası işçi sınıfı dayanışması için verilen daha geniş bir mücadelenin parçası olarak tanımlıyor.
