Almanya’daki işten çıkarmaların yanı sıra Türkiye’de de Bursa Bosch fabrikasında 1.400 kişinin işten çıkarılacağı duyuruldu. Türkiye ve Almanya’daki Sosyalist Eşitlik Partileri, iki ülkede eş güdümlü bir saldırıyla karşı karşıya olan Bosch işçilerini, Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı (TK-Uİİ) altında birleşerek mücadele etmeye çağırıyor. Bursa’da bir taban komitesi kurmak için bizimle iletişime geçin.
Aşağıdaki yazının İngilizcesi 25 Mayıs 2026’da yayımlandı.
Geçen hafta yapılan bir fabrika toplantısının ardından Schwäbisch Gmünd fabrikasındaki Bosch işçileri, İş Konseyi Başkanı Andreas Reimer’in kendilerine, işlerini kaybetmek istemiyorlarsa artık herkesin “sıkı çalışması” gerektiğini söylediğini aktardı.
Reimer’in selefi ve yandaşı Claudio Bellomo yönetimindeki iş konseyi, üst yönetimle birlikte fabrikadaki 3.450 işçiden yaklaşık 1.900’ünü çoktan işten çıkarmış durumda. Şimdi ise geriye kalan herkesin kaderine boyun eğmesi isteniyor. Bunun “rekabetçi” kalabilmenin yanı sıra daha fazla işten çıkarma olmasını ve fabrikanın taşınmasını önlemenin tek yolu olduğu söyleniyor.
Bu tek bir anlama geliyor: “Şantaj.” IG Metall sendika aygıtı ve onun iş konseyi temsilcileri, şirketin tüm saldırılarının uygulanmasını sağlamayı ve Bosch’un kârını artırmak için işgücünün son damlasına kadar kanının emilmesini kendilerine görev edinmişlerdir.
Neyin söz konusu olduğunu biliyoruz. İş konseyi, şirketin uzantısı gibi hareket etmekte ve işçiler üzerinde büyük bir baskı yapıyor. Reimer ve ekibi, şikâyet eden herkesin kıdem tazminatını kaybedebileceği tehdidini savuruyor. Herkes hizaya girip iliğine kadar sömürülmeye izin vermediği takdirde Bosch’un fabrikayı kapatacağını söylüyorlar. İşçiler teker teker yıpratılıyor ve kıdem tazminatını kabul ederek işten ayrılmaya zorlanıyor. İşçilerin buna ancak kolektif savunmayla yanıt verebilirler ve vermeliler. Böyle bir yanıt mümkündür.
Reimer da bunu çok iyi biliyor. Bu yüzden o ve IG Metall Ostalb’ın kıdemli temsilcisi Heike Madan, işçilere “basından ve bildirilerden” etkilenmemeleri için yalvarıyorlar. Reimer, Dünya Sosyalist Web Sitesi (WSWS) tarafından yapılan haberlerin gerçeği yansıtmadığını, onun “bulvar gazetesi seviyesinde” olduğunu ve ona daha fazla itibar edilmemesi gerektiğini iddia ediyor. Bu elbette yalan. Gerçekte Reimer, WSWS’nin işçilere bir perspektif sunmasından ve işlerini, ücretlerini ve fabrikanın kendisini nasıl savunabileceklerine dair somut adımlar önermesinden rahatsız olmaktadır. O, şirket sahipleri adına işgücüne yönelik tüm saldırıları hayata geçirmeyi kendisine görev edinmiştir.
Reimer garanti altına alınması gereken “rekabetçilikten” bahsettiğinde; istihdamın yok olmasını, ücretlerin düşmesini, çalışma temposunun artmasını ve kârların güvence altına alınmasını kastetmektedir.
İşçilerin işten çıkarmaları kabul etmesiyle istihdamın korunduğu görülmüş değildir. Her fabrika kapatma kararının yolu, sendika ve iş konseyi yetkililerinin işçilerin zararına imzaladığı tavizlerle döşenmiştir. Bochum’daki Opel’de, Saarlouis’deki Ford’da ve şimdi de Waiblingen’deki Bosch’ta durum budur.
Geleceği ve istihdamı “güvenceye alma” adına yapılan sayısız anlaşmanın hiçbir zaman gelecekle, istihdam garantisiyle ya da rekabet gücüyle bir ilgisi olmamıştır. Bunlar; kıdem tazminatları, kısmi emeklilik kuralları, şirket devirleri ve “sosyal planlar” gibi iş kıyımlarının ve fabrika kapatmalarının uygulanma mekanizmalarını kurmuştur.
Schwäbisch Gmünd’deki Bosch fabrikasında yıllardır kademeli ücret kesintileri dayatılıyor. Kararlaştırılan ek ücret ödemesi, her yeni toplu sözleşme zammına karşı mahsup edilmiş ve böylece ekip primi, hafta sonu çalışması için sözleşme dışı primler, fazla mesai vb. gibi eriyip gitmiştir. Şimdi kıdem ikramiyeleri de iptal edildi. Genel olarak, Bosch’ta üretimdeki bir işçi son yıllarda brüt maaşından en az 1.000 ila 1.500 avro kaybetmiştir.
Maaşlı çalışanlar için ise haftalık çalışma saatleri ücret telafisi olmaksızın 40’tan 35’e ve 35’ten 33,5 saate düşürülerek maaşlar düşürülmüştür.
Şimdi İş Konseyi Başkanı Reimer yeni saldırılar duyuruyor. Bunların temeli zaten atılmıştı. IG Metall sendikası ve Südwestmetall işverenler birliği tarafından 12 Kasım 2024 tarihinde Baden-Württemberg eyaletinde imzalanan son “istihdam güvencesi toplu iş sözleşmesi”, yaklaşık 30 sayfa boyunca çalışma sürelerinin ücret telafisi olmaksızın azaltılması yoluyla ücretlerin nasıl düşürülebileceğini listelemektedir.
Dahası IG Metall, münferit şirketlerin ve iş konseyi temsilciliklerinin “sözleşmeli asgari standartlardan sapmasına”, örneğin “özel ödemelerin azaltılması, hak taleplerinin ertelenmesi yoluyla” izin vermektedir. “Geçici istihdam sorunları” durumunda çalışma saatleri 30, hatta 28 saate kadar düşürülebilmektedir.
Metal işleme endüstrisinde 2021 yılında uygulamaya konan ve yılda bir kez aylık ücretin yüzde 18,4’ü oranında ödenen ek “dönüşüm parası” (Trafobaustein), Schwäbisch Gmünd’deki Bosch’ta hâlâ ödenmektedir. Ancak IG Metall, “Net satış kârlılığı yüzde 2,3’ün altındaysa veya Trafobaustein ödendiği takdirde yüzde 2,3’ün altına düşecekse, işveren basit bir beyanla bu talebi iptal edebilir” hükmünü getirmiştir.
İş konseyi ve yönetim şu anda böyle bir saldırı planlamaktadır. Bosch, kablosuz direksiyon sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimi için Volkswagen’den (VW) aldığı gelecek vaat eden bir siparişi kaybettikten sonra; Fabrika Müdürü Michael Zink ve Ticaret Müdürü Sascha Motz fabrika toplantısında güvence verip, gelecekteki siparişler için ümit vaat etmiş olsalar da, Bosch yönetimi artık her an “geçici istihdam sorunları” ilan edebilir.
Reimer ve ekibi, Bosch’un kârını güvence altına almak için tüm bu saldırıları “rekabetçiliği” koruduklarını söyleyerek meşrulaştıracaklar. Peki, Schwäbisch Gmünd’deki işgücünün Bosch’un kârını güvence altına almak için “sıkı çalışması” somut olarak ne anlama geliyor? Bu, diğer lokasyonlardaki işgücünün de “rekabetçiliği”, yani şirket kârlarını güvence altına almak için daha da sıkı çalışması gerektiği anlamına gelir.
Feuerbach’taki iş konseyi de tam olarak aynı şekilde argümanlar ileri sürecektir. Böylece iş konseyi temsilcileri, tek kaybedenin işçiler olduğu bir işten çıkarma, ücret düşürme ve çalışma temposunu artırma sarmalını harekete geçirmektedir. Bir lokasyondaki işgücü diğerine karşı kışkırtılmakta; kâr edenler ise şirket sahipleri olmaktadır.
Sendika ve iş konseyi aygıtı tarafından örgütlenen bu bölünmeye karşı bir çare vardır: Dayanışma, sadece Bosch’taki ve sadece Almanya’daki değil, çok çeşitli işgücünün birleşmesi.
İşten çıkarmaların ve sosyal kesintilerin, ücret düşüşlerinin ve fiyat artışlarının bir noktada kendiliğinden sona ereceğine inanmak boş bir umuttur. Bosch’ta başlatılan iş kıyımı, kapitalist sistemin dünya çapındaki krizinin bir sonucudur. Satış pazarları ve hammaddeler uğruna amansız mücadele, Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında olduğu gibi bir kez daha şiddetli askeri çatışmalar biçimini almıştır. ABD ve Avrupalı güçlerin Rusya’ya ve İran’a karşı yürüttükleri savaşların ve Çin’e karşı savaş hazırlıklarının nedeni budur.
Tüm bunların “özgürlük” ya da “demokrasi” ile bir ilgisi yoktur. Bu ilkelerin kendileri ABD ve Avrupa’daki ilgili hükümetlerin hedefi haline gelmiştir. Söz konusu olan, dünyanın büyük güçler arasında yeniden paylaşılmasıdır. Bu çılgınlığın bedelini ödemesi beklenenler işçiler ve aileleridir.
Bir sonraki fabrika toplantısının iki ay içinde yapılması planlanıyor ki bu, bu yılki üçüncü toplantı olacak. Bosch işçileri hazırlıklı olmalıdır; eğer şimdi karşı koymazlarsa, fabrika er ya da geç kapatılacaktır.
O zaman herkes —bu yaz Claudio Bellomo’nun yapacağı gibi— henüz 60 yaşındayken emekli olma fırsatına sahip olamayacaktır. İş konseyi başkan yardımcısının erken emekliliği özel ikramiye ile daha da tatlandırılırken, çalışma arkadaşları endişe içinde yaşamaktadır.
Schwäbisch Gmünd’deki Bosch işçileri kendi çıkarlarını savunmak için bağımsız olarak örgütlenmeli, bir taban komitesi kurmalı ve Feuerbach, Waiblingen, Reutlingen’deki Bosch işçilerinin yanı sıra Türkiye, Bursa’daki, Macaristan, Maklár’daki, ABD’deki ve Çin’deki iş arkadaşlarıyla ittifak kurmalıdır.
Tüm Bosch işçilerine, Reimer ve ekibinin işçi sınıfından binlerce ailenin geçim kaynaklarını yok etmesini izlemeyi bırakmaları için acil çağrıda bulunuyoruz. Şimdi harekete geçin, bize WhatsApp veya Signal üzerinden +491633378340 numarasından mesaj gönderin ya da sadece arayın. İsminizi saklı tutacağımızı garanti ediyoruz.
