Trump yönetimi, ABD emperyalizminin İran’a karşı savaşını devasa biçimde genişletmek üzere Amerikan silahlı kuvvetlerini Ortadoğu’da ve Avrupa’da yoğunlaştırıyor.
Çarşamba günü Wall Street Journal (WSJ) şunları bildirdi: “Uçuş takip verilerine ve ABD’li yetkililere göre, geçtiğimiz hafta özel harekât güçleri ABD’deki üslerinden bölgeye konuşlandırıldı. Yetkililerden birine göre, savaş uçağı filoları Ortadoğu genelinde mevzilendirildi ve ABD ile Britanya’daki üslerde bulunan bombardıman uçakları, operasyonları artırmak üzere yüksek alarm durumunda.”
Habere göre, son günlerde 150’den fazla sağlık personeli Almanya’daki Landstuhl Bölge Tıp Merkezi’ne ulaştı; burası yurt dışındaki en büyük Amerikan askeri hastanesi ve Ortadoğu’da yaralanan askerlerin ilk durağı. Bu, Trump yönetiminin Amerikan zayiatında büyük bir artışa hazırlandığının açık bir göstergesi.
WSJ’nin yazdığına göre, Britanya’da mevzilendirilen B-1’ler de dahil olmak üzere uzun menzilli bombardıman uçakları “büyük muharebe operasyonlarına” hazırlanıyor. Axios’un perşembe günü bildirdiğine göre, bir B-1 yeniden başlayan bombardımandaki ilk saldırı görevini gerçekleştirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, Axios’a verdiği demeçte, “Büyük bir saldırı üzerine düşünüyorum. Öncekilerin hepsinden büyük. Karar vermeye yaklaşıyorum. Bunun için her şey hazır.”
WSJ’nin yazdığına göre bu yığınağın amacı, Trump’a “İran’la çatışmayı genişletmeyi değerlendirirken daha güçlü askeri seçenekler” sunmak. Değerlendirilen seçenekler arasında bir tür kara harekâtının da bulunduğu açık.
Aynı gazete 15 Temmuz’da, bir Beyaz Saray Durum Odası toplantısında “ABD askerleri kullanılarak Harg Adası’nın ve Hürmüz Boğazı boyunca başka toprakların ele geçirilmesinin” tartışıldığını açığa vurmuştu. Kazma Dağı’ndaki nükleer enerji tesisleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki diğer adaların ele geçirilmesi gibi başka potansiyel hedefler de var.
Geçen yıla kadar Trump’ın Ukrayna özel temsilcisi olarak görev yapan Emekli Korgeneral Keith Kellogg, pazartesi günü Fox News’te karadan istila çağrısı yaptı: “Bir şey yapmak için kara birliklerine ihtiyacınız olacak.”
ABD’nin boğazı zorla yeniden açma çabası devasa bir girişim olur. Emekli bir ABD Deniz Kuvvetleri tuğamirali olan Mark Montgomery, perşembe günü yayımlanan bir yazıda Financial Times’a (FT), İran’ın insansız hava aracı ve füze fırlatma kapasitesini zayıflatmanın gecede 150 ila 200 Amerikan saldırısıyla haftalar alabileceğini söyledi. FT ayrıca bir denizcilik danışmanının da şu sözlerini aktardı: “İran’ın herkesi caydırmak için tek bir tankeri vurması yeterli.”
Trump aynı zamanda soykırımcı şiddet tehditlerine de geri dönüyor. Çarşamba günü Truth Social’da, Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik herhangi bir İran saldırısının, “başkent Tahran’ın yanı başında ya da içinde bulunanlar da dahil olmak üzere BİR KÖPRÜ YA DA ELEKTRİK SANTRALİ”nin yok edilmesiyle yanıtlanacağını yazdı. Bu, “Sivil nesneler saldırının ya da misillemenin hedefi olamaz,” diyen Cenevre Sözleşmeleri uyarınca savaş suçu işleme niyetinin kamuoyu önünde ilanıdır.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio perşembe günü İran’ın her direnişine karşı orantısız misilleme politikası ilan etti: “bir göze karşılık bir baş.” Bu tür misillemeler, Hitler diktatörlüğünün kötü şöhretli uygulamalarından biriydi.
Trump yönetimini tırmandırmaya iten şey, şimdi beşinci ayına giren savaşın mantığıdır. Amerikan emperyalizmi, İran hükümetini devirmek ve dünyadaki petrol ile doğal gazın büyük bir yüzdesinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı ele geçirmek de dahil olmak üzere, ilan ettiği hedeflerin hiçbirine ulaşamadı.
Trump yönetiminin her başarısızlığı, daha büyük ve pervasız bir tırmandırmaya yol açtı. Ocak ayında yönetim, hükümeti devireceğini umduğu İran içindeki protestoları teşvik edip silahlandırmaya çalıştı. Bu operasyonun başarısızlığı, Trump’ı 28 Şubat’ta İran’ın liderlerini öldürerek rejim değişikliği aramaya yöneltti. Bu cinayetler de İran halkının direnişini kırmakta başarısız olunca, yönetim 3.600’den fazla kişiyi öldürdüğü aylar süren bir bombardıman harekâtına ve süregelen ablukaya girişti.
Şimdi yönetim, devasa ve çaresiz bir tırmandırmayı ABD emperyalizminin itibarını kurtarmanın tek yolu olarak görüyor. Mart 1965’te, Johnson yönetimi Vietnam’daki savaşı tırmandırmaya hazırlanırken, Savunma Bakan Yardımcısı John McNaughton, sonradan Pentagon Belgeleri’nde yayımlanan bir muhtırada Amerikan amacının yüzde 70’inin “aşağılayıcı bir ABD yenilgisinden kaçınmak (bir garantör olarak itibarımız açısından)” olduğunu yazmıştı. Aynı ay ilk 3.500 Deniz Piyadesi Da Nang’a çıktı; 1968’in sonuna gelindiğinde Vietnam’da 536.000 Amerikan askeri vardı.
İran’a karşı savaşta da benzer bir mantık söz konusu; üstelik çok daha tehlikeli koşullarda. Washington, neredeyse beş aylık kayıplardan sonra bir geri çekilmenin, Amerikan emperyalizminin dünya konumunu rakiplerinin —her şeyden önce Çin’in— gözünde paramparça edeceğini ve ABD hakimiyetine yıkıcı bir darbe olarak görüleceğini hesaplıyor.
Devasa borçların altında sendeleyen Amerikan emperyalizmi, aynı zamanda doların dünya mali sistemindeki egemenliğinin derinleşen kriziyle de karşı karşıya. Kamunun elindeki federal borç gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 100’ünü aştı, doların dünya rezerv varlıkları içindeki payı otuz yılın en düşük seviyelerine geriledi ve haziran sonunda yayımlanan bir merkez bankaları anketi, ilk kez, önümüzdeki on yılda dolar varlıklarını artırmayı planlayanlardan daha fazlasının bu varlıkları azaltmayı planladığını ortaya koydu.
Savaş, tüm siyaset kurumunun desteğine sahip. Çarşamba günü Temsilciler Meclisi, altı Demokratın yardımıyla, 1,15 trilyon dolarlık askeri yetkilendirme tasarısını 216’ya karşı 212 oyla geçirdi. Demokratlar tasarının geçmesi için yeterli oyu güvence altına aldıktan sonra, geri kalanların aleyhte oy kullanmasına izin verildi. Ocak ayında da 149 Demokrat, beş hafta sonra başlatılan İran saldırısını finanse eden 839 milyar dolarlık askeri ödenek tasarısını onaylamıştı.
Demokratların eleştirileri Trump’ın zaferi güvence altına almadaki başarısızlığına odaklandı; bu, salı günü bir Senato oturumunda Michigan’dan Demokrat Senatör Gary Peters tarafından en açık biçimde dile getirildi. Peters, Savunma Bakanı Pete Hegseth’i bir “başarısızlık” olarak niteledi ve şunu talep etti: “Bir stratejiniz yok. Bu savaşı gerçekten kazanmak için uzun vadeli bir planınız yok. Savaşı kazanın!”
Demokratlar ayrıca, egemen sınıfın, İran’a karşı savaşın yürütülüş biçiminin ABD’nin Rusya’yla savaşa odaklanmasını baltaladığından kaygı duyan kesimlerinin sözcülüğünü de yapıyor; onların görüşüne göre Rusya, küresel ABD savaşının daha önemli cephesidir.
Jeopolitik strateji üzerine çatışmaların ötesinde, Demokrat Parti’nin başlıca kaygısı aşağıdan gelecek halk muhalefetinin ortaya çıkmasını önlemektir. Savaşın tırmandırılması, siyaset kurumunun hiçbir kesimi tarafından, savaş başladığından bu yana her büyük ankette savaşa karşı çıkmış olan Amerikan halkına herhangi bir açıklama ya da uyarı yapılmadan gerçekleştiriliyor. Egemen sınıfın hiçbir kesimi, savaşa devasa ölçekte tırmandırmaya hazırlandıklarını halka anlatmıyor.
Şu an hazırlanmakta olan tırmandırmanın İran halkı, bölge ve tüm dünya için feci sonuçları olacaktır. Emperyalizm, kapsamı sürekli genişleyen küresel bir savaşın ilk aşamalarındadır. Her yeni aşamayla birlikte nükleer savaş tehlikesi büyümektedir.
Savaş, işçi sınıfının toplumsal konumuna yönelik devasa bir saldırının çerçevesini oluşturdu. Her şey, savaş için yapılan benzeri görülmemiş harcamalara tabi kılınacak. Trump, oligarşinin Sosyal Güvenlik’e, Medicare’e ve Medicaid’e saldırma niyetini ilan etti. Bütçe ve Politika Öncelikleri Merkezi’ne göre, 1,5 milyon çocuğa gıda yardımı halihazırda kesildi.
Yeniden başlayan bombardımanın ABD hanehalkları üzerinde yıkıcı bir etkisi var. Benzin bu hafta galon başına 4 doları aştı; bir ay önce 3,14 dolardı. CNBC’nin tahminine göre savaş, ortalama bir haneye, zamlanan enerji faturaları biçiminde yaklaşık 450 dolara mal oldu; bu, Trump’ın vaat ettiği vergi iadesini fazlasıyla silip süpürüyor. Üç yıldır ilk kez enflasyon tüm ücret kazanımlarını yok ediyor.
Savaş, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve tüm dünyada zorunlu olarak sınıf mücadelesinin büyümesini körüklüyor. Daha şimdiden, 2026’nın ilk yarısında bu hareket patlayıcı biçimde ortaya çıkmaya başladı. Emperyalist savaşa karşı mücadelenin dayanması gereken toplumsal güç, sosyalist bir programla donanmış uluslararası işçi sınıfıdır.
