Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’ya karşı tırmanan savaşa yönelik halk muhalefetinin tetiklediği derinleşen siyasi krizin ortasında, hafta sonu serbest ve açık seçimlere karşı çıkarak böyle bir oylamanın “ülkeyi yok edeceğini” ilan etti.
The Kyiv Independent’ın pazar günkü haberine göre Zelenskiy gazetecilere şöyle dedi: “Şu anda seçim yapmak, devlet için Ukrayna’yı bölecek bir tsunami olur. Ülkeyi yok etmek istiyorsak, böyle bir savaşın ortasında seçime gidebiliriz.”
Zelenskiy, bu sözlerle, temmuz ayında görevden aldığı eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’a yanıt veriyordu. Fedorov, 18 Ağustos’ta yaptığı bir video açıklamasında savaş döneminde seçim yapılması çağrısında bulunmuştu. Fedorov’a göre Ukrayna “sistemik bir yönetim kriziyle” karşı karşıyaydı ve “Ukrayna’nın demokratik sürecini tümüyle yenilemesine olanak verecek yasal, güvenli ve gerçekçi bir mekanizma bulmak” zorundaydı. Fedorov’un seçim talebi ne demokratik ne de savaş karşıtı bir alternatif oluşturmaktadır.
Zelenskiy, ABD’nin ve Avrupa’nın hükümetlerinin ve medyasının dört buçuk yıldır inkâr ettiği şeyi açıkça ifade etmiştir. Zelenskiy’nin savı şudur: Başında bulunduğu siyasi sistem, ancak nüfusun oy kullanması engellendiği ve siyasi muhalefet sıkıyönetim altında bastırıldığı sürece ayakta tutulabilir.
Zelenskiy hangi bölünmeden korktuğunu söylemiyor ama bu, hükümet ile onun cepheye gönderdiği halk arasındaki bölünmedir. Bir seçim, bizzat savaş hakkında bir referanduma dönüşürdü. Gallup’un 30 Haziran’da yayımladığı ankete göre, Ukraynalıların yüzde 66’sı savaşın bir an önce müzakereyle sona ermesini isterken, zafere dek savaşmayı sürdürmekten yana olanların oranı sadece yüzde 24’tür.
Ukraynalıların oy kullanıp kullanamayacağı sorusu, oy verebilecekleri partilerin çoğunun çoktan yasaklanmış olduğu bir ülkede gündeme geliyor. Zelenskiy Mart 2022’de 11 muhalefet partisinin faaliyetini askıya aldı. Ardından, o dönem parlamentodaki en büyük muhalefet partisi olan Yaşam İçin Muhalefet Platformu dahil bir düzine parti mahkeme kararıyla yasaklandı. Yerleşik sol partilerin hemen hemen tamamı yasa dışı ilan edildi. Komünist Parti 2015’te çoktan yasaklanmıştı. İstiladan sonra yasaklanan partiler arasında Ukrayna Sosyalist Partisi, İlerici Sosyalist Parti, Sosyalistler, Sol Muhalefet ve Sol Güçler Birliği yer alıyor.
Rusya’ya uygulanan ölçüt, Ukrayna konusundaki sessizliği tartışmasız biçimde gözler önüne seriyor. Rusya Yüksek Mahkemesi 10 Ağustos’ta, savaşa karşı çıkan tek kayıtlı parti olan Yabloko’yu gelecek ay yapılacak Duma seçimlerinden çıkardı. Mahkeme 17 Ağustos’ta partinin itirazını reddetti ve aynı gün Yabloko Genel Başkan Yardımcısı Lev Şlosberg savaşa muhalefeti nedeniyle 11 yıl sürgün cezasına çarptırıldı. New York Times ve Amerikan basını bu yapılanları uzun uzun haberleştirdi ve bunları bir diktatörlüğün eylemleri olarak nitelendirdi. Ne var ki hiçbiri aynı ölçütü, bir düzine partinin yasaklandığı ve Yabloko’nun seçim pusulasından çıkarıldığı gün bir sosyalistin 15 yıl hapse mahkûm edildiği Ukrayna’ya uygulamadı.
Böylece bu savaşın dünya halklarına sunulduğu anlatının tümüyle sahtekârlık olduğu açığa çıkıyor.
Savaş sırasında seçim yapılamayacağı iddiası, bugün Ukrayna’yı silahlandıran emperyalist güçlerin kendi tarihi tarafından çürütülmektedir. ABD, İç Savaş’ın dördüncü yılında, Kasım 1864’te, Abraham Lincoln’ın derhal ateşkes talep eden bir Demokrat programla karşı karşıya kaldığı bir başkanlık seçimi düzenlemişti; Britanya ise iki dünya savaşının ortasında, 1916’da Herbert Asquith’in ve 1940’ta Neville Chamberlain’in kaybettiği seçimler düzenledi.
Avrupalı güçler pazartesi günü, Ukrayna bağımsızlığının 35. yıldönümü dedikleri günü andılar. Oysa kutladıkları şey bürokratik bir manevraydı. 24 Ağustos 1991’de, Moskova’daki darbenin başarısız olmasından üç gün sonra, Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin komünist çoğunluklu Yüksek Sovyet’i, haftalar öncesine kadar Ukrayna Komünist Partisi’nin ideolojiden sorumlu sekreteri olan Leonid Kravçuk’un başkanlığındaki bir oturumda, 346’ya karşı 1 oyla bağımsızlık ilan etti. Oysa beş ay önce Ukraynalı seçmenlerin yüzde 70,5’i Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) yenilenmiş bir federasyon olarak korunmasını onaylamıştı. Sovyetler Birliği’nin dağıtılması, ülkeyi yönetmiş olan ve kendisini kapitalist bir egemen sınıfa dönüştürmeye hazırlanan bürokrasi tarafından, halkın iradesine karşı gerçekleştirildi.
Pazartesi günü bu olayı kutlamak üzere Kiev’de bir araya gelen Avrupalı liderler, sıkıyönetim altındaki bir ülke olan Ukrayna’nın “demokrasi” için savaştığı yalanını yinelediler. Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, Ukrayna’nın Avrupa siyasi ve askeri düzenine entegre edilmesinin, Ukrayna halkı için “demokratik istikrarı” güvence altına almanın aracı olduğunu söyledi.
Zelenskiy’nin seçildiği beş yıllık görev süresi Mayıs 2024’te sona erdi. Ekim 2023’te yapılması gereken parlamento seçimleri ve 2024’te yapılması gereken devlet başkanlığı seçimleri yapılmadı. Şubat 2022’deki Rus istilasının ardından ilan edilen ve defalarca uzatılan sıkıyönetim, yasal olarak seçim yapılmasını engelliyor.
Basın da ağır biçimde kısıtlandı. İstilanın başında, başlıca televizyon kanalları bütün ulusal kanallarda eşzamanlı olarak yayımlanan tek bir kesintisiz devlet haber yayınında (“Birleşik Haberler”) birleştirildi. Freedom House’un bildirdiğine göre, 2022 tarihli bir başkanlık kararnamesi uyarınca Ukrayna’nın başlıca haber kanalları yalnızca hükümetin onayladığı içeriği yayımlıyor. Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi ile bağlantılı Troçkist bir örgüt olan Bolşevik-Leninistlerin Genç Muhafızları’nın önderi, 27 yaşındaki sosyalist Bogdan Syrotiuk’un tutuklanmasından altı hafta sonra gelen sansürle, Dünya Sosyalist Web Sitesi 6 Haziran 2024’ten bu yana Ukrayna’da yasaklı durumda. SBU, Bogdan’ı 25 Nisan 2024’te sıkıyönetim altında vatana ihanet suçlamasıyla gözaltına almıştı.
Kasım 2024’e gelindiğinde makamlar, “iş birliği faaliyetleri” gerekçesiyle 8.894, saldırgan bir devlete yardım gerekçesiyle 1.388 ceza soruşturması açtılar. İnsan Hakları İzleme Örgütü, iş birliğine ilişkin yaklaşık 2.000 mahkeme kararını inceledi ve mahkûmiyet oranının yüzde 99’un üzerinde olduğunu tespit etti.
Bogdan Syrotiuk’un 10 Ağustos’ta mahkûm edilmesi, bu yasaların hangi siyasi amaçla kullanılabileceğini gözler önüne sermektedir. Bogdan savaşa muhalefeti nedeniyle vatana ihanetten suçlu bulundu ve 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Casusluğa, sabotaja ya da Rus kurumlarıyla iş birliğine dair hiçbir delil ortaya konmadı. Dava, onun Dünya Sosyalist Web Sitesi için kaleme aldığı siyasi yazılar üzerine kuruldu.
Karar, onun “Ukrayna’nın hukuka uygun biçimde seçilmiş siyasi önderliğini ve demokratik süreçlerini tanımamasını”, “Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne ilişkin olumsuz değerlendirmelerini”, “faşistlerle ve Nazilerle yaptığı kıyaslamaları” ve “ulusal kahramanların ve tarihsel şahsiyetlerin yeniden yorumlanmasını” hedef aldı. Kararda, iddia edilen tehdidin bir parçası olarak onun “Troçkizmi” ve komünist görüşleri açıkça belirtildi.
Yani bir sosyalist, Ukrayna’nın sözde “demokratik süreçlerini” reddettiği için 15 yıla mahkûm edilmişken, aynı ülkenin devlet başkanı hükümetin bir seçime tabi tutulmasının devleti yok edebileceğini ilan etmiştir.
Devlet aygıtı içindeki çatışma, dört buçuk yıllık kıyımın ve zorla seferberliğin doğurduğu krizin bir semptomudur. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin (CSIS) tahminine göre Ukrayna 140.000’i ölü olmak üzere 500.000-600.000, Rusya ise 325.000’i ölü olmak üzere 1,2 milyon zayiat verdi. O dönem savunma bakanı olan Fedorov, ocak ayında parlamentoya yaklaşık 200.000 askerin izinsiz olarak birliğinden ayrıldığını ve yaklaşık 2 milyon kişinin seferberlikten kaçma gerekçesiyle arandığını bildirmişti.
Bogdan, savaşa yönelik muhalefete sosyalist bir ifade kazandırdı. Rus istilasına karşı çıktı ama Ukraynalı işçilerin NATO’ya ve Zelenskiy hükümetine tabi olması gerektiği iddiasını reddetti. Ukraynalı ve Rus işçilerin her iki kapitalist hükümete karşı birleşmesi çağrısı yaptı ve devletin Nazi Almanya’sı ile iş birliği yapan Stepan Bandera’yı ve diğer Ukraynalı Milliyetçiler Örgütü (OUN) önderlerini yüceltmesini teşhir etti.
Avrupalı güçler savaşı giderek daha açık biçimde Rusya’ya karşı bir Avrupa emperyalist savaşına dönüştürürken baskı da yoğunlaşıyor.
Pazartesi günü Britanya Başbakanı Andy Burnham, Costa ile birlikte “Gönüllüler Koalisyonu”nun toplantısı için Kiev’e gitti. Koalisyon, askeri yardımın artırılacağını ve Ukrayna’da çok uluslu bir askeri gücün konuşlandırılmasına yönelik hazırlıkların süreceğini taahhüt etti.
Britanya, silah üreticisi MBDA’ya, Ukrayna’nın Storm Shadow’u monte edebilmesi için bu İngiliz-Fransız seyir füzesinin Britanya yapımı bileşenlerine ilişkin gizli verileri paylaşma yetkisi verdi. Avrupa Birliği ise Ukrayna’nın silah alımları için 6,1 milyar avro daha ayırdığını açıkladı.
Almanya bu tırmanmanın merkezinde yer alıyor. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul cumartesi günü Kiev’i ziyaret ederek Almanya’yı “Ukrayna’nın en güçlü ikili bağışçısı” olarak niteledi.
Zelenskiy’nin seçimlere karşı uyarısı ile Bogdan’ın hapsedilmesinin kaynağı aynıdır. Dışarıda tırmanma, içeride baskıyı gerektirir. Kitlesel asker kaçaklığıyla, firarlarla ve müzakere taleplerinin büyümesiyle karşı karşıya olan bir hükümet, işçi sınıfının savaşa karşı bağımsız bir siyasi hareketine izin veremez.
Savaşın ve onu sürdüren baskının ortak kaynağı, Avrupalı güçlerin pazartesi günü Kiev’de kutladığı olaydır. 24 Ağustos 1991’de bağımsızlık ilan eden bürokrasi, ardından Sovyetler Birliği’ni düpedüz tasfiye etti. Kravçuk kapitalist Ukrayna’nın ilk devlet başkanı oldu ve o yılın aralık ayında, Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti Devlet Başkanı Boris Yeltsin ve Belarus parlamento başkanı Stanislav Şuşkeviç ile birlikte SSCB’yi resmen dağıttı.
Sonuçta, birbirine rakip kapitalist oligarşiler ortaya çıktı. Ukrayna’da oligarşi kendisini ABD ve Avrupa emperyalizmine bağladı ve aşırı Ukrayna milliyetçiliğinin geleneklerine yeniden itibar kazandırdı. Rusya’da ise kapitalizmin restorasyonu, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in oligarşik rejimini ve Büyük Rus milliyetçiliğini üretti. Putin’in Ukrayna’daki gerici istilası Rus ve Ukraynalı işçileri bölmüş ve NATO’ya devasa bir askeri yığınak için bahane sunmuştur.
Bogdan ise karşıt perspektifi temsil etmektedir: İşçilerin, her iki milliyetçi rejime ve savaşı tırmandıran emperyalist güçlere karşı uluslararası birliğini.
Bogdan’ın hapsedilmesi ve Zelenskiy’nin seçimlere ilişkin açıklaması, “demokrasi savaşı” sahtekârlığını açığa vurmaktadır. Demokratik haklar, bu hakların giderek daha şiddetli biçimde bastırılmasını gerektiren bir savaşın sürdürülmesiyle savunulamaz. Bogdan’ı özgürleştirme mücadelesi, işçi sınıfının savaşa karşı uluslararası sosyalist bir hareketini inşa etmekten ayrılamaz.
