Üretimi durduran Smart Güneş işçileri şirketi geri adım atmaya zorladı

İzmir’in Aliağa ilçesindeki Smart Güneş Teknolojileri fabrikasında işçiler, 11 Eylül Cuma akşamı üretimi durdurdu ve dört gün boyunca fabrikayı terk etmedi.

Eylemin fitilini, Türk-İş konfederasyonuna bağlı Türkiye Enerji, Su ve Gaz İşçileri Sendikası’ndan (TES-İŞ) topluca istifa ederek DİSK’e bağlı Enerji-Sen’e geçen yaklaşık 570 işçinin yedisinin “departman fazlalığı” bahanesiyle işten atılması ateşledi. Direniş, 14 Eylül akşamı şirketle varılan bir mutabakatla sona erdi.

Smart Güneş Teknolojileri Aliağa fabrikasından işçiler dört gün boyunca fabrikayı işgal etti. [Photo: X / @enerjisen]

Smart işçilerinin mücadelesi, Türkiye’de enflasyon karşısında eriyen ücretlere, hak gasplarına ve örgütlenme hakkına yönelik saldırılara karşı giderek artan işçi mücadelelerinin ve fiili grevlerin önemli bir parçasıdır. İşçiler hem şirketlere hem de onların uzantısı işlevi gören sendika bürokrasilerine karşı harekete geçmeye başlıyor.

Aliağa’daki fabrikada, diğer sayısız sendikalı işçi için de geçerli olduğu gibi, TES-İŞ bürokrasisinin yıllar boyunca işçilerin sosyal koşullarının geriletilmesine suç ortaklığı yapmasına karşı biriken bir öfke vardı. Bardağı taşıran son damla, yürürlükteki toplu sözleşmeye göre Temmuz 2026’da yapılması gereken ücret zammının yapılmaması oldu. İşçiler, 10 Eylül’de TES-İŞ’ten istifa sürecini tamamlayarak Enerji-Sen’e geçtiler.

Şirketin buna yanıtı örgütlenmeye öncülük eden yedi işçiyi hafta tatilinde insan kaynaklarına çağırarak işten çıkarmak oldu. İşçiler ise bu saldırıya ve ücretlerinin ödenmemesine üretimi topluca durdurarak yanıt verdiler.

Evrensel gazetesine konuşan bir işçi “Sendikayı değiştirdik, ardından sarı sendika ve işveren arasında sürecimiz başladı. Eyleme başlamamıza 7 arkadaşımızı uydurma gerekçeyle işten çıkarmaları sebep oldu,” dedi. 16:00-24:00 vardiyasındaki işçiler fabrikayı terk etmezken, diğer vardiyalardaki işçiler kapı önünde nöbet tuttular. 12 Eylül’de Enerji-Sen, fabrika önünde yüzlerce işçinin katıldığı kitlesel bir basın açıklaması yaptı.

Şirket işçilere gönderdiği mesajlarla gece ve gündüz vardiyalarını iptal ettiğini ve işçileri “idari izinli” saydığını bildirdi. Ayrıca Aliağa ve Gebze fabrikalarındaki üretimi Orta Anadolu’daki fason tesislere ve ABD’deki OEM fabrikalarına kaydırmaya yönelik çalışmalar yaptığını duyurdu.

Enerji-Sen 14 Eylül akşamı yaptığı açıklamada şirketle, işçilerin onayı alınarak bir anlaşma yapıldığını duyurdu. Buna göre, iki aydır ödenmeyen enflasyon farkı ödenecek, eylemler nedeniyle işçilere disiplin soruşturması açılmayacak ve sendika değişiminden kaynaklı hiçbir işçiye mobbing uygulanmayacak. İşten atılan yedi işçi için ise 16 Eylül’den itibaren on gün içinde “tarafların kabul edebileceği bir çözüm” aranacağı belirtildi.

Şirket yönetimi direniş bittikten sonra Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada işten atılanların “performans ve uyum” gösteremediği için çıkarıldığını ileri sürmeye devam etti. Bu ve yedi işçinin durumunun belirsizliği, Smart şirketinin geri adımının yalnızca geçici olduğunun altını çizmektedir.

İşten atılan öncü işçilerin yasal tazminatlarının verilerek gönderilmesi değil ama işe geri alınması, ücretlerin ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi ancak işçilerin üretimi durdururken gösterdikleri kolektif birliğin korunup sağlamlaştırılmasıyla mümkün olabilir. Bu ise hem Aliağa ve Gebze fabrikaları arasında hem de diğer fabrikalardaki işçilerle taban komiteleri aracılığıyla mücadelelerin birleştirilip koordine edilmesini gerektirmektedir.  

Kocaeli Gebze’de bulunan aynı şirkete ait diğer fabrikada DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş üyesi 260 işçi, Ekim 2025’te 114 gün süren bir greve çıkmış, grev kırıcılığına karşı çıktıkları için işten atılan 44 işçiyi işe geri aldırmış ve ortalama yüzde 50 ücret artışı kazanmıştı.

Smart Güneş işçilerinin birleşik mücadelesinde en önemli müttefiki, işyeri, işkolu, sendika ve hatta ülke ayrımlarının ötesinde diğer sınıf kardeşleridir. Şirketin üretimi fason şirketlere veya başka ülkelere kaydırma ve fabrikayı kapatma tehdidi tek bir işyeri temelinde veya ulusal ölçekte ilerletilemeyeceğinin altını çizmektedir.

Smart Güneş işçilerinin militan mücadelesi, böyle bir mücadelenin potansiyelini ortaya koydu ve son dönemde tabandan gelişmekte olan işçi mücadelelerinin en militan örneklerinden birini oluşturdu.

Ocak ayında Migros depolarında yaklaşık 5 bin işçi, düşük zam dayatmasına karşı taban sendikası DGD-SEN öncülüğünde yedi ilde iş bırakarak fiili bir greve çıktı. Mart ayından bu yana maden işçileri Bağımsız Maden-İş öncülüğünde ödenmeyen ücretleri ve tazminatları için çok sayıda mücadeleye girdi; Ankara’da 100’ün üzerinde madenci tekrar tekrar gözaltına alınmalarına rağmen taleplerini ve sınıf mücadelesini ülke gündemine taşıdı. Özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenler polis şiddetine rağmen Ankara’da ısrarlı bir direniş sürdürdü.

Bu mücadeleler tam veya kısmi kazanımlar elde ederken ülkenin birçok yerinde başka işçiler gasp edilen hakları için eylemlere devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne (İzBB) ait İZENERJİ şirketinde işten çıkarılan işçiler işyeri önünde protestosunu sürdürüyor; Samsun Atakum Belediyesi önünde ise işçiler 5 aylık alacaklarının ödenmesi için protesto eylemi yapıyor; Yozgat’ta Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Rasih ve İhsan işletmelerinde çalışan işçiler 4 aydır maaş alamadıkları için cumartesi günü iş bıraktılar. Bursa’da AKSA Bursagaz’da Enerji-Sen üyesi işçiler 100 gündür işten çıkarılanların geri alınması ve sendikanın toplu sözleşme yetkisinin tanınması için mücadele ediyorlar.

Bu eylemler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin kapitalist oligarşinin çıkarları doğrultusunda işçi sınıfını yoksullaştıran ve ücret alma, grev yapma ve örgütlenme gibi temel haklarını fiilen kaldıran şiddetli kemer sıkma saldırısına artan tepkileri ifade etmektedir.

Ağustosta yıllık enflasyon Türkiye İstatistik Kurumu’nun güvenilmez hesaplamasına göre yüzde 31,51, bağımsız ENAG’a göre ise yüzde 49,03 oldu. Buna karşın hükümet 2026 asgari ücretini yalnızca yüzde 27 artırarak net 28.075 TL’de tuttu. Türk-İş’in son hesaplamasına göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 37.388 TL, yoksulluk sınırı ise 121.786 TL’ye yükselmiş durumda.

Bu koşullarda artık hükümet sınıfsal gerilimleri polis devleti önlemlerine başvurmadan bastıramıyor. Bu yüzden bu yıl depo işçileri, madenciler ve öğretmenler başta olmak üzere yüzlerce işçi defalarca gözaltına alındı ve hukuksuz eylem yasakları getirildi; Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ile Başaran Aksu defalarca gözaltına alındı ve tutuklandı. Bunlara en son “aileyi koruma” bahanesiyle sol örgütlere ve LGBT+ derneklerine yönelik kapsamlı bir gözaltı ve sansür dalgası eklendi.

Sosyal ve demokratik haklara yönelik bu saldırılar karşısında ileriye giden yol, işyerlerinde, mahallelerde ve okullarda taban komitelerinin inşa edilmesi ve işçi sınıfının birleşik direnişinin ve karşı hücumunun geliştirilmesidir. Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı (TK-Uİİ), bu mücadeleleri Türkiye’de ve uluslararası düzeyde birleştirmek için mücadele ediyor. Mücadeleye atılan tüm işçileri, taban komiteleri kurmak üzere bizimle iletişime geçmeye çağırıyoruz.

Loading