Eyalet seçimlerindeki siyasi depreme rağmen Alman hükümeti savaş ve kemer sıkma politikasını sürdürecek

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, 20 Eylül 2026 Pazar günü Almanya’nın Berlin kentindeki Hıristiyan Demokrat Birlik genel merkezinde basına açıklamalarda bulundu. [AP Photo]

Berlin ve Mecklenburg-Batı Pomeranya’da yapılan seçimler siyasi bir depreme yol açtı. Her iki seçime de federal hükümetin savaş ve kemer sıkma politikasına duyulan muhalefet damgasını vurdu. Buna rağmen Şansölye Friedrich Merz, sandıkların kapanmasından kısa süre sonra kameraların karşısına geçti ve seçmenler nasıl oy kullanmış olursa olsun, gündemini sürdüreceğini ve daha da yoğunlaştıracağını açıkladı.

Mecklenburg-Batı Pomeranya’da, Federal Almanya Cumhuriyeti tarihinde ilk kez Hristiyan Demokrat Birlik/Hristiyan Sosyal Birlik (CDU/CSU) çatısı altındaki bir parti, bir eyalet parlamentosunda artık temsil edilmeyecek. CDU ve Sosyal Demokratlar (SPD) birlikte yüzde 12,5 oranında oy kaybetti. Berlin’de bu oran yüzde 15,8’e kadar çıktı. SPD’nin Mecklenburg-Batı Pomeranya’da yüzde 35,5 ile görece güçlü bir sonucu koruyabilmesi, esas olarak baş adayı Manuela Schwesig’in başta sosyal meseleler olmak üzere federal politikalarla arasına bilinçli olarak mesafe koymasından kaynaklanıyordu.

Berlin’de en çok kazanan Sol Parti oldu. Yüzde 25,7 ile tarihinin en iyi sonucunu elde eden parti, ikinci sıradaki CDU/CSU’nun 6,9 puan önüne geçti. 16-34 yaş grubunda Sol Parti’nin oyları yüzde 40’ın çok üzerine çıktı. Sol Parti özellikle daha önce oy kullanmayanları harekete geçirmekte başarılı oldu. Bu kesimden 75 bin oy aldı; onu 51 bin oyla Yeşiller ve 36 bin oyla SPD izledi. Daha az ölçüde de olsa seçmenler Almanya için Alternatif’e (AfD) de yöneldi. AfD, 7,2 puanlık artışla yüzde 16,3’e ulaştı. Parti ağırlıklı olarak, Sol Parti’nin eski kalesi Marzahn da dahil olmak üzere kentin çevre ilçelerindeki daha yaşlı seçmenlerin oyunu aldı.

Sol Parti’nin aldığı sonuç, federal hükümetin politikalarına duyulan öfkeyi yansıtıyor ve nüfusun geniş kesimlerinde sola doğru bir kaymayı gözler önüne seriyor. Sol Parti seçmenlerinin yüzde 91’i, “partinin federal hükümetin sosyal reformlarına karşı çıkmasını” onayladığını belirtti. İkinci sırada, yüzde 88 ile Sol Parti’nin “İsrail hükümetini sert bir dille eleştirmesi” gösterildi. Bu durum özellikle dikkat çekicidir. Çünkü partinin baş adayı Elif Eralp, savaş meselesini bilinçli olarak seçim kampanyasının dışında tutmuş, hatta Filistin’le dayanışma gösteren kendi üyelerini eleştirmişti.

Mecklenburg-Batı Pomeranya’da ise Sol Parti aynı gün yüzde 6,5 ile tarihinin en kötü sonucunu aldı. Parti burada son dört yıldır SPD ile koalisyon halinde iktidardaydı ve eyaletteki sosyal felaketten sorumlu tutuldu. Partinin baş adayı Simone Oldenburg, Federal Konsey’de (Bundesrat) federal hükümetin trilyon avroluk yeniden silahlanma programı lehinde oy kullanmıştı.

Sol bir görünüm altında yürütülen bu sağcı politikalar, doğrudan AfD’nin ekmeğine yağ sürdü. AfD yüzde 38,2 ile birinci parti oldu; ancak koalisyon ortağı bulamadığı için Eyalet Başbakanlığı koltuğuna oturması pek olası görünmüyor. AfD, Mecklenburg-Batı Pomeranya’da kendisini açıkça bir barış partisi olarak sundu. Böylece federal hükümete yönelik, Sol Parti’nin sefil rolünden beslenen öfkeyi kendi gerici gündemine kanalize etmeyi başardı.

AfD’ye oy vermenin en önemli gerekçesi “sosyal güvence” oldu; en sık dile getirilen üçüncü gerekçe ise “Avrupa’da barış”tı. AfD seçmenlerinin yüzde 36’sı, partiye programı nedeniyle değil, diğer partilere duydukları hayal kırıklığı yüzünden oy verdiklerini belirtti. SPD baş adayı Schwesig, seçim gecesi partisinin Ukrayna’daki savaşı desteklemesi nedeniyle AfD’ye 48 bin seçmen kaybettiğini kabul etmek zorunda kaldı. AfD özellikle işçiler arasında güç kazandı. Parti bu kesimde Mecklenburg-Batı Pomeranya’da oyların yüzde 51’ini aldı. Berlin’de ise yüzde 29 gibi kayda değer bir oran elde etti; Sol Parti’nin işçiler arasındaki oyu yüzde 26’da kaldı.

Federal hükümet, seçim sonuçlarına yansıyan savaşa ve kesintilere yönelik kitlesel muhalefete daha da sağa kayarak yanıt veriyor. Sandıkların kapanmasından birkaç dakika sonra Şansölye Friedrich Merz, tüm televizyon kanallarından yayınlanan bir konuşmasında, hükümetinin seçim sonuçlarından etkilenmeyeceğini açıkladı.

Şansölye, partisinin felaket boyutlarındaki performansının “reformların” sorgulanmasına yol açmaması gerektiğini söyledi. Merz’e göre, “oldukça gerçek tehditler” karşısında Almanya ve Avrupa kendi güçlü ve zayıf yönlerini tartışmalıydı. Gerekli önlemler artık “cesaretle, kararlılıkla ve sabırla” hayata geçirilmeliydi. Şansölye, “her şeyin hemen onay görmeyeceğini” ve “zorlukların ve yeni belirsizliklerin” yaşanacağını kabul etti; ancak “reformların” ne pahasına olursa olsun dayatılması gerektiğini vurguladı.

Seçmen iradesi bundan daha pervasızca ayaklar altına alınamazdı. Federal hükümetin saldırgan savaş rotası ve sosyal haklara yönelik kapsamlı saldırıları, artık demokratik haklarla hiçbir şekilde bağdaşmıyor. Nihayetinde bunlar otoriter bir rejim gerektiriyor. Aşırı sağcı AfD’nin doğrudan hükümete alınması çağrısında bulunan seslerin giderek çoğalmasının nedeni de budur.

Springer grubuna ait günlük gazete Die Welt, seçimlerin ardından pazartesi günü, “bazı eyalet başbakanlarının şimdiye kadar uygulanan dışlama stratejisini temkinli bir şekilde yeniden düşünmeye başladığını” memnuniyetle aktardı. CDU/CSU’nun gençlik örgütü Junge Union’ın saymanı Clara von Nathusius ise AfD ile koalisyon görüşmelerinin başlatılması çağrısında bile bulundu. Die Welt şu yorumu yaptı: “Temkinli eyalet başbakanları ve bu fenomen [Clara von Nathusius], ülke genelinde kamuoyu havasındaki değişimi keskin bir şekilde sezmekte. Ve farklı yollarla, çoktan gecikmiş bir siyasi dönüşüm için çalışıyorlar.”

Ne var ki Berlin ve Mecklenburg-Batı Pomeranya’daki yeni hükümetler de çatışma ve sosyal saldırı rotasını sürdürecek. Mecklenburg-Batı Pomeranya’da CDU’nun parlamento dışında kalmasının ardından, tek gerçekçi seçenek aslında SPD, Sol Parti ve Yeşiller arasında bir koalisyon. Berlin’de ise Sol Parti ve Yeşiller, hükümet kurma olasılığını araştırmak istediklerini şimdiden açıkladılar. Ancak bunun için SPD meclis grubunun desteğine de ihtiyaç duyacaklar. CDU, Yeşiller ve SPD’den oluşan bir ittifak da olasılıklar arasında.

Sol Parti’nin temel seçim vaadi, yani konut şirketlerinin 2021 referandumu uyarınca kamulaştırılması, daha seçim gecesi tartışmaya açıldı. SPD, kendisinin yer alacağı bir hükümette bunun gerçekleşmeyeceğini derhal açıkladı. Baş aday Steffen Krach, “Sonunda bunun olmayacağından çok eminim” dedi. Sol Parti’den Gregor Gysi de daha seçim gecesi, 2021’deki oylamanın açık sonucunun uygulanması yerine yeni bir referandum yapılması gerektiğini ifade etti.

Yeşiller’in baş adayı Werner Graf, savaş politikası ve Gazze’deki soykırım konusunda açık bir tavır aldı. Graf, olası bir hükümet ortaklığından önce Sol Parti’nin kendi saflarındaki “antisemitizm” sorununu tutarlı bir şekilde ele almasını talep etti. “Partilerindeki bu sorunlu unsurları nasıl dizginleyeceklerinin açık olması gerekir” dedi. Sol Parti’nin baş adayı Elif Eralp ise daha seçimlerden önce, Gazze’deki soykırıma karşı direniş çağrısı yapan bir sanatçıyı davet ettiği için partinin Neukölln ilçe örgütünü eleştirmişti.

Elif Eralp, Berlin Belediye Başkanı olursa CDU ve SPD’nin politikalarını sürdürecek. Sol Parti, öncülü PDS’nin 2002’de Berlin eyalet hükümetine ilk kez girmesinden bu yana, “boş kasaları” ve “kaçınılmaz zorunlulukları” gerekçe göstererek işten çıkarmaların, ücret kesintilerinin ve kamu konutlarının spekülatörlere satışının örgütlenmesine yardım etti. Eralp ilk kez bir kırmızı-kırmızı-yeşil koalisyonunun başına geçse bile, bu konularda hiçbir şey değişmeyecek.

Merz hükümeti, SPD ve Yeşiller’in tam desteğiyle, toplumsal yaşamın tüm alanlarını Rusya’ya karşı savaşın tırmandırılmasına tabi kılıyor. Sosyal harcamaları budarken yeniden silahlanmaya yüz milyarlarca avro harcıyor. Böylece, savaş ve sınıf savaşından başka hiçbir çözümü olmayan küresel kapitalizm krizine yanıt veriyor.

Bu koşullar altında, Merz hükümetine ve onun temsil ettiği kapitalist çıkarlara meydan okumadan Berlin’de ilerici reformlar yapmanın ve kiraları düşürmenin mümkün olduğu iddiası, düpedüz bir aldatmacadır.

Eyalet Senatosu’nda bir Eralp koalisyonu, son kırmızı-kırmızı-yeşil koalisyonun 2023’te bıraktığı yerden devam edecek. Sosyal kesintileri sürdürecek, eğitimde ve sağlıkta tasarrufa gidecek ve böylece yeniden silahlanma için gereken kaynağı yaratacak. Bu yeniden silahlanma programı lehinde, Almanya’nın ikinci parlamento meclisi olan Federal Konsey’de SPD, Yeşiller ve hatta bizzat Sol Parti birlikte oy kullanmıştı. Bu sağcı politikalar, aynı politikaları çok daha acımasız yöntemlerle dayatan AfD’nin önünü açıyor.

Sosyalist Eşitlik Partisi’nin (Sozialistische Gleichheitspartei, SGP) Berlin seçimlerindeki kampanyası, tam da bu bağlamda büyük bir siyasi önem kazanıyor. SGP, AfD’yi durdurmak için herkesin Sol Parti’nin arkasında saf tutması gerektiği yönündeki yanlış argümana karşı çıktı. Aşırı sağın yükselişini ancak işçi sınıfının uluslararası, sosyalist bir programa dayanan bağımsız müdahalesinin durdurabileceğinde ısrar etti.

SGP, savaşın tırmanmasını seçim kampanyasının merkezine yerleştirdi ve seçim bildirgesinde şunları belirtti:

Savaş ve militarizmle, savaş kışkırtıcılarına yönelik pasifist çağrılarla değil, ancak iktidarın onların elinden alınmasıyla mücadele edilebilir. Savaş politikası, tek tek siyasetçilerin yanlış kararlarının basit bir sonucu değildir. Bu politika, kapitalizmin, 20. yüzyılda olduğu gibi bir kez daha savaşa ve barbarlığa yol açan derin krizinden kaynaklanmaktadır.

İşçilerin savaştan kazanacağı hiçbir şey yok ama kaybedecekleri çok şey var. Bu nedenle büyüyen milliyetçiliğin ve savaşın karşısına işçi sınıfının uluslararası birliğiyle çıkıyoruz. İşçiler, birbirlerine karşı kışkırtılmalarına ve birbirlerine kurşun sıkmalarına izin vermek yerine, kapitalizme karşı mücadelede tüm sınırları aşarak birleşmelidir.

Seçimlerin ardından, bu perspektif için bilinçli bir mücadele yürütmek her zamankinden daha önemli. Savaşa, faşizme ve sosyal kesintilere karşı olan herkesi bugün aktif destekçi olarak kaydolmaya ve SGP’nin inşasına katılmaya çağırıyoruz!

Loading