Trump yönetimi, Yemen’e doğrudan ABD hava saldırıları düzenleme tehdidi savurdu. Bu, ABD emperyalizminin, müttefiki Suudi Arabistan’la birlikte Yemen’e karşı on yılı aşkın süredir yürüttüğü savaşta büyük bir tırmanış anlamına gelir.
Cumartesi günü Beyaz Saray’ın önünde, Sana’yı ve Yemen’in Kızıldeniz kıyısını kontrol eden Husilere (Ensarullah hareketi) yönelik Suudi saldırılarına katılıp katılmayacağı sorulan ABD Başkanı Donald Trump, “Katılabiliriz. ... Çok hızlı hareket ederiz,” dedi. Salı günü ABD’nin Suudi harekâtına katılıp katılmayacağı sorulduğunda ise “Bunu size söyleyemem,” yanıtını verdi.
Bu sözler, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun 5 Ekim’deki şu açıklamasının ardından geldi: “ABD’nin Suudi Arabistan’la bir savunma ve güvenlik anlaşması var ve buna uymaya niyetliyiz.”
ABD’de Yemen’e doğrudan müdahale üzerine yürütülen aktif tartışmalar, İran’a yeniden saldırmaya yönelik planlarla el ele gidiyor. NBC News, 7 Ekim’de ordunun “İran’da olası büyük çaplı muharebe operasyonlarının yeniden başlatılması için ... gelecek ayki ara seçimlerden önce saldırı başlatma seçeneği de dâhil olmak üzere” seçenekler hazırladığını bildirdi. Associated Press (AP) ise 2 Ekim’de bölgede “en erken ekim ayı sonunda” üç uçak gemisinin bulunabileceğini aktardı.
Suudi Arabistan salı günü Sana’yı ve Zemar ile Saada vilayetlerini bombaladı. Sözcü Türki el-Maliki, saldırıların “savaş çabasına ikmal sağlamak” için kullanılan tesisleri hedef aldığını söyledi. AP’nin çarşamba günü bildirdiğine göre Sana’daki sağlık bakanlığı, Ras İsa limanı yakınındaki bir petrol tesisine düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü açıkladı.
BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg cuma günü Güvenlik Konseyi’ne, Yemen’in “topyekûn savaşa” geri döndüğünü söyledi. UNICEF, 25 Eylül’de üç hafta içinde yaklaşık 130.000 kişinin yerinden edildiğini açıkladı.
ABD’nin doğrudan müdahalesinin bahanesi, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarıdır. NBC News’in pazar günü Suudi sivil havacılık yetkililerine dayanarak bildirdiğine göre, cumartesi günü Husilerin Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na düzenlediği füze saldırısında en az 13 kişi öldü, 300’den fazla kişi yaralandı. Rubio, saldırının ardından X’te yaptığı paylaşımda ölenler arasında “bir Amerikan vatandaşının” da bulunduğunu yazdı. Salı gecesi Husiler, devlet petrol şirketi Aramco’nun genel merkezinin bulunduğu Zahran’ı vurdu. Suudi Enerji Bakanlığı salı günü bir idari binada “sınırlı bir yangın” çıktığını bildirdi.
Reuters’ın 15 Eylül’de bildirdiğine göre, 10 ve 11 Eylül’de Muha limanını ve Perim Adası’nı ele geçiren Husi güçleri böylece “Yemen’in Kızıldeniz kıyı şeridinin tamamı üzerinde fiilî denetim” kurdu. Suudi destekli Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, 5 Ekim’de kara harekâtı duyurusu yaptı. Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba çarşamba günü gazetecilere, hükümetinin “herhangi bir müzakere başlatılması çağrısında bulunmadığını” söyledi.
ABD’yi bu savaşa 25 Mart 2015’te Başkan Barack Obama’nın Demokrat yönetimi sokmuştu; yönetim, Suudi önderliğindeki bombardımana “lojistik ve istihbarat desteği” verileceğini açıklamıştı. CNN’in 17 Ağustos 2018’de bildirdiğine göre, koalisyonun 9 Ağustos 2018’de Dahyan’da bir okul servisine attığı ve 40 çocuğu öldüren bomba, Lockheed Martin yapımı yaklaşık 250 kilogramlık bir MK 82’ydi. Trump, 16 Nisan 2019’da ABD’nin savaşa katılımını sona erdirmeyi öngören bir Kongre kararını veto etti; aynı yılın eylül ayında bir BM uzmanlar grubu, savaşan tarafların “açlığı bir savaş yöntemi olarak kullanmış olabileceğini” bildirdi.
Başkan Joe Biden 4 Şubat 2021’de, “Yemen’deki savaşta saldırı operasyonlarına verilen tüm Amerikan desteğine son veriyoruz,” diye açıkladı. Aynı yılın kasım ayında yayımlanan bir BM Kalkınma Programı raporu, savaşın yıl sonuna kadar 377.000 kişinin ölümüne yol açacağını ve bunların yüzde 60’ının açlık ve önlenebilir hastalıklar nedeniyle hayatını kaybedeceğini öngördü. Biden 11 Ocak 2024’te, “Husilerin Kızıldeniz’deki uluslararası deniz taşıtlarına yönelik benzeri görülmemiş saldırılarına doğrudan yanıt olarak” Yemen’e ABD saldırıları düzenlenmesini emretti.
Al Jazeera’nın 10 Haziran 2025’te bildirdiğine göre ABD, 15 Mart–6 Mayıs 2025 arasında Yemen’i yeniden bombaladı ve en az 250 kişiyi öldürdü. Trump, Mayıs 2025’te Suudi krallığıyla yaklaşık 142 milyar dolarlık bir silah paketi, Kasım 2025’te ise bir Stratejik Savunma Anlaşması imzaladı.
Suudi Arabistan bu savaşı halihazırda Amerikan istihbaratı ve Amerikan hedef seçimiyle yürütüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı 4 Eylül’de Suudi Arabistan’a 5 milyar dolarlık olası bomba satışını onayladı; CNN ise 10 Eylül’de “100’den fazla ABD askerî danışmanının Suudi Arabistan’da sahada istihbarat ve hedefleme desteği sağladığını” bildirdi.
Hava savaşını izleyen Yemen Veri Projesi (Yemen Data Project), eylül ayında 253 Suudi hava saldırısı kaydetti; bu saldırılarda en az 66 sivil —bunların en az sekizi çocuk— hayatını kaybetti. Antiwar.com’un Husilerin yönettiği haber ajansı SABA’ya dayanarak salı günü bildirdiğine göre, pazartesi günü Taiz’de bir sağlık merkezine ve bir kız okuluna düzenlenen saldırıda aralarında bir çocuğun da bulunduğu en az beş kişi öldü.
ABD ile İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı İran savaşı tüm dünyayı içine çekiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 24 Eylül’de Fransız televizyonunda, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’deki petrol terminali Yanbu hakkında şunları söyledi: “Bu tesisi korumak için askerî kaynaklar, yani askerler, radar sistemleri ve savunma sistemleri göndereceğiz.” Defense Post’un 22 Eylül’de bildirdiğine göre Britanya Başbakanı Andy Burnham, Suudi savaş uçaklarına yakıt ikmali yapmak üzere bir Kraliyet Hava Kuvvetleri tanker uçağı göndermeyi kabul etti.
Al-Monitor, 5 Ekim’de Türkiye ve Pakistan’ın, üç ülkenin 7 Ağustos’ta imzaladığı savunma paktı çerçevesinde Suudi Arabistan’a hızla sevk edilmek üzere asker ve başka askerî destek sözü verdiğini bildirdi. Pakistan’ın günlük gazetesi Dawn’ın 7 Ekim’de aktardığına göre Pakistan ordu sözcüsü Korgeneral Ahmed Şerif Çaudri CNN’e, “Pakistan kuvvetlerinin şimdiden orada olduğunu doğrulayabilirim,” dedi.
