Almanya gençlik protestoları: Savaşa değil, eğitime kaynak! Toplumsal kesintilere, zorunlu askerliğe ve polis devletine karşı işçi sınıfını harekete geçirin!

Aşağıda, Toplumsal Eşitlik İçin Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler’in (IYSSE) 31 Ekim 2026’da Almanya’da yapılması planlanan ülke çapındaki gençlik protestolarına ilişkin açıklamasını yayımlıyoruz.

IYSSE, ilgilenen tüm öğrencileri, üniversiteleleri ve genç işçileri 2 Kasım’da yapılacak “Gençlik protestolarından uluslararası sınıf mücadelesine: Hangi perspektif gereklidir?” başlıklı çevrimiçi bir tartışmaya davet ediyor. Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

IYSSE, okul öğrencileri, üniversiteliler ve genç işçiler tarafından toplumsal kesintilere, harap durumdaki okullara, artan yaşam maliyetlerine ve zorunlu askerliğin yeniden getirilmesine karşı cumartesi günü düzenlenen ülke çapındaki protestoları desteklemektedir. Merz-Klingbeil hükümetinin politikalarına karşı büyüyen muhalefet tamamen haklıdır. Ancak bu taleplere ulaşmak için net bir siyasi perspektif gereklidir.

Belirleyici soru şudur: Eğitimi, sağlık hizmetlerini ve sosyal güvenliği yok ederken, gençleri gelecekteki savaşların savaş alanlarında ölmeye hazırlarken, silahlanmaya ve savaşa yüz milyarlarca avro harcayan bir hükümet nasıl durdurulabilir?

Açıkça söylüyoruz: Daha iyi okullar, uygun fiyatlı konut, güvenli işler ve savaşsız bir gelecek için mücadele, işçi sınıfının, yani bütün zenginliği yaratan ve savaşın ve krizin bütün yükünü taşıması beklenen ezici çoğunluğun bağımsız seferberliğini gerektirir. Protestolar hükümete yapılan çağrılarla sınırlı kalmamalı, kapitalizme, militarizme ve diktatörlüğe karşı geniş bir hareketin başlangıç noktası hâline gelmelidir. Bu, sosyalist bir program gerektirir. Büyük bankalar ve şirketler kamulaştırılmalı ve demokratik denetim altına alınmalıdır.

Hükümet baskıyı hazırlıyor

Hükümetin protestolara tepkisi, gençlerin neyle karşı karşıya olduğunu şimdiden göstermektedir. Daha ilk gösteri başlamadan önce, Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) politikacıları, sözde yaklaşan şiddet olayları ve aşırılıkçı sızma konusunda uyarılarda bulunuyor. Polis ve iç istihbarat servisi kapsamlı operasyonlar hazırlıyor. Berlin-Mitte’deki Hıristiyan Demokrat gençlik örgütü, Bundeswehr’in “idari yardım” sağlamak üzere çağrılmasını ve protestoların engellenmesini bile talep etti.

Bu tehditler tesadüf değildir. Egemen sınıf, Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz ve çok sayıda başka ülkeyi şimdiden sarmış olan kitle hareketinin Almanya’ya yayılmasından ve işçi sınıfının mücadeleleriyle birleşmesinden korkmaktadır.

Fransa’daki olaylar, hükümetlerin neler yapmaya hazır olduğunu göstermektedir. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, harap durumdaki okullara, toplumsal kesintilere ve militarizme karşı protestolara vahşi polis şiddetiyle karşılık verdi. 10.000’den fazla kişi gözaltına alındı ve çok sayıda genç ağır şekilde yaralandı. Polis silahları gençlerin ellerini kopardı ve gözlerini kör etti. Yine de hareket büyümeye devam ediyor. Yüz binlerce kişi gösteri yapıyor ve giderek artan sayıda işçi onlara katılıyor.

Fransa’daki olaylar, egemen seçkinlerin protestolar ve çağrılar yoluyla taviz vermeye zorlanamayacağını göstermektedir. Macron baskıya başvuruyor çünkü hükümeti, finans piyasalarının taleplerini ve askerî silahlanmanın muazzam maliyetlerini nüfusun direnişine karşı dayatmayı amaçlıyor.

Merz-Klingbeil hükümeti de aynı politikayı izlemektedir. Macron, İtalya’daki Meloni hükümeti ya da ABD’deki Trump yönetimi gibi, o da savaş ve kemer sıkma gündeminden vazgeçmeye hiç niyetli değildir. Her yerde egemen sınıflar, büyüyen muhalefeti otoriter ve diktatörce önlemlerle bastırmaya hazırlanıyor.

Savaş ve toplumsal kesintiler aynı politikanın iki yüzüdür

Eğitimin yok edilmesi ve savaş politikası birbirinden ayrı gelişmeler değildir. Bunlar aynı kapitalist krizden ve aynı mali oligarşinin çıkarlarından kaynaklanmaktadır.

Okullar kötüleşirken, öğretmen açığı varken ve aileler kiralarını zar zor ödeyebilirken, Almanya’da İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük askerî yığınağa yüz milyarlarca avro seferber ediliyor. Bundeswehr kitlesel olarak genişletilecek ve Rusya’ya karşı doğrudan bir savaşa hazırlanacak. Zorunlu askerliğin yeniden getirilmesi bu savaş hazırlıklarının merkezî bir bileşenidir.

Alman emperyalizmi savaşın uluslararası tırmanışını şimdiden ileriye taşıyor. Almanya, Kiev’in en büyük Avrupalı destekçisi hâline geldi ve giderek artan silah sevkiyatları ve askerî taahhütlerle Rusya’ya karşı savaşı körüklüyor. Aynı zamanda Alman hükümeti, İsrail’in Gazze’de Filistinlilere karşı yürüttüğü soykırıma siyasi ve askerî destek sağlıyor. Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne karşı imha savaşından ve Holokost’tan seksen yılı aşkın bir süre sonra, Alman egemen sınıfı emperyalist çıkarlarını dayatmak için en kötü suçları işlemeye bir kez daha hazır olduğunu gösteriyor.

Aynı zamanda toplumsal eşitsizlik dünya çapında yoğunlaşıyor. Küçük bir milyarderler tabakası hayal edilemez servetler biriktirirken, milyonlarca insan düşen reel ücretlerden, artan fiyatlardan ve toplumsal kesintilerden muzdarip durumda. Hükümetler tüm toplumsal ihtiyaçları şirketlerin kâr çıkarlarına ve devletlerinin askerî hedeflerine tabi kılıyor.

Bu politika, mevcut siyasi sistem içinde bir hükümet değişikliği yoluyla sona erdirilemez. Sol Parti, büyüyen muhalefeti federal hükümete yapılan çağrılara ve parlamenter manevralara yönlendirmeye çalışıyor. Aynı zamanda, Berlin’de SPD ve Yeşiller ile bir koalisyon hazırlığı yürütüyor; tarafların imzaladığı ortak ön anlaşma, daha fazla bütçe disiplini ve polis ile güvenlik aygıtının genişletilmesini öngörüyor.

Sendika bürokrasileri de birleşik bir mücadelenin gelişmesini engelliyor. Almanya’da parmaklarını bile kıpırdatmazken ve işyerlerindeki saldırıların örgütlenmesine bizzat yardım ederken, Fransa’daki muhalefeti izole eylem günleriyle sınırlıyor ve gençlere şiddetle saldıran hükümetin kendisiyle müzakere ediyorlar. Tüm işçi sınıfını seferber etmek yerine mücadeleleri kendi denetimleri altında tutmaya çalışıyorlar.

İşçi sınıfı mücadeleye girmelidir!

Mevcut protesto hareketinin büyük gücü, uluslararası gelişiminde ve toplumun giderek daha geniş kesimlerini içine çekmesinde yatmaktadır. İspanya’da kitleler yüksek kiralı konutlara karşı gösteri yapıyor; Yunanistan’da okul öğrencileri, öğretmenler ve doktorlar toplumsal kesintileri protesto ediyor; İtalya ve Portekiz’de ise işçiler ve gençler düşen yaşam standartlarına ve militarizme karşı mücadele ediyor. Almanya’da da on binlerce okul öğrencisi zorunlu askerliğe karşı şimdiden sokaklara döküldü.

Bir sonraki görev, bu mücadeleleri bilinçli biçimde birleştirmektir. Lise ve üniversite öğrencileri, savaş politikalarını ve mali oligarşinin gücünü tek başlarına yenemezler. Bu, emeği olmadan hiçbir fabrikanın, idarenin veya toplumsal altyapının işleyemeyeceği işçi sınıfının seferberliğini gerektirir.

İşçi sınıfı, üretimi durdurma ve kapitalist düzene meydan okuma toplumsal gücüne sahiptir. Bu gücü, düzen partilerinden ve sendika aygıtlarından bağımsız olarak kullanmalıdır.

Bu nedenle IYSSE ve Sosyalist Eşitlik Partisi (SGP), okullarda, üniversitelerde, işyerlerinde ve mahallelerde, demokratik olarak seçilen ve denetlenen taban komitelerinin kurulması çağrısında bulunmaktadır. Bu komiteler kapitalist partilerden ve sendika bürokrasilerinden bağımsız olmalı ve farklı mücadeleleri birbirine bağlamalıdır.

Bu komiteler, Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı (TK-Uİİ) içinde ulusal sınırların ötesinde birleşmelidir. Amaçları, Almanya’daki ve tüm Avrupa’daki işçileri ortak bir mücadele için seferber etmek ve savaşa, diktatörlüğe ve toplumsal yıkıma karşı Avrupa çapında bir genel grev hazırlamak olmalıdır.

Seçenek ya sosyalizm ya da kapitalist barbarlıktır

Bu, yalnızca şahsi toplumsal kazanımları savunmakla ilgili değildir. Hangi sınıfın topluma hükmettiği ve muazzam üretici kaynaklarının kimin çıkarları doğrultusunda kullanıldığı meselesidir.

İyi okullar, güvenli bir gelecek ve zorunlu askerliğin sona erdirilmesi talepleri, bankaların, büyük şirketlerin ve süper zenginlerin ekonomiyi kontrol ettiği ve hükümetlerin çıkarlarını savaş ve baskı yoluyla dayattığı bir toplumla bağdaşmaz.

Toplumsal kesintilere ve militarizme karşı mücadele, bu nedenle mali oligarşinin kamulaştırılması ve siyasi iktidarın işçi sınıfı tarafından ele geçirilmesi talebiyle birleştirilmelidir. Büyük bankalar ve şirketler, işçilerin demokratik denetimi altında kamu mülkiyetine dönüştürülmeli ve ekonomi özel kârlar yerine toplumsal ihtiyaçlara göre yeniden örgütlenmelidir.

Şu anda savaşa ve küçük bir azınlığın zenginleşmesine ayrılan muazzam kaynaklar, tüm nüfusun eğitimi, sağlık hizmetleri, konut, güvenli işler ve kültürel ihtiyaçlar için kullanılmalıdır.

Uluslararası protesto hareketi, kapitalizmin derin bir krizinin ifadesidir. Egemen sınıfları silahlanmaya, savaşa ve diktatörlüğe sürükleyen aynı kriz, milyonlarca işçiyi ve genci mücadeleye çekmektedir. Belirleyici soru, bu direnişin bilinçli bir sosyalist programla birleştirilip birleştirilmeyeceğidir.

Dünya Troçkist hareketinin gençlik örgütü olarak IYSSE, işçi sınıfı içinde uluslararası bir devrimci önderlik inşa etmek için mücadele etmektedir.

Savaşa, toplumsal eşitsizliğe ve baskıya karşı mücadele etmek isteyen tüm gençleri, IYSSE ve SGP’nin programını incelemeye ve uluslararası sosyalizm mücadelesine katılmaya çağırıyoruz.

Seçenek ya sosyalizm ya da kapitalist barbarlıktır!

Loading