Eylem komiteleri kuralım! 5 Kasım Fransa grevinin ardından, savaşa ve diktatörlüğe karşı Avrupa genel grevine hazırlanalım!

Fransa’da bugünkü bir günlük ulusal grev, işçi sınıfının Avrupa genelinde patlak veren tarihî kitlesel protestolara ilk müdahalesidir. Eylül ayında Fransa’da başlayan lise isyanının ardından İspanya’da konut sorunu üzerine kitlesel protestolar, Portekiz ve İrlanda’da kamu sektörü grevleri, Belçika, Yunanistan, İtalya ve Almanya’da gençlik protestoları ve liman işçilerinin savaşa karşı uluslararası grevi geldi. Fransa’da polis sokağa çıkma yasakları uygulamasına, protestoları yasaklamasına ve 10.000’den fazla kişiyi gözaltına almasına rağmen, gençlerin ve “sarı yelekliler”in ortak protestolarında yüz binlerce kişi düzenli olarak yürüyor.

Fransa’daki Sosyalist Eşitlik Partisi (Parti de l’égalité socialiste, PES), bugün işçileri ve gençleri işyerlerinde, okullarında ve mahallelerinde meclisler toplamaya ve eylem komiteleri seçmeye çağırıyor. Bu komiteler temel talepleri belirlemeli, bugünden sonra da toplanmayı sürdürmeli ve grevin yönetimini sendika bürokrasilerinin elinden almalıdır. Bürokrasiler altı haftadır öğrencileri ve “sarı yelekliler”i polisle baş başa bırakmıştır. Şimdi söz işçi sınıfındadır.

24 Ekim 2026'da Paris'te düzenlenen protesto

Tabana hesap veren eylem komiteleri, mücadeleleri uluslararası düzeyde birleştirebilir ve gerçek bir Avrupa genel grevini hazırlayabilir. İspanya’da 11 Kasım’da, İtalya’da 20 Kasım’da, Belçika’da 23 Kasım’da ve Yunanistan’da 25 Kasım’da bir günlük ulusal grev çağrıları yapılmış durumda. Ancak hareketi ileri iten dünya çapındaki sorunlar —kemer sıkma ve bankaların dayatmaları, diktatörlük ve neo-faşizm, emperyalist savaş— herhangi bir ülkedeki bir günlük grevlerle çözülemez.

Avrupa genelinde hazırlanması gereken, 1936 ya da 1968 Fransız genel grevleri gibi bir mücadeledir: Tüm işçi sınıfının toplumsal gücünü seferber ederek ekonomiyi durdurmak ve “Hangi sınıf yönetecek?” sorusunu gündeme getirmek. İşçi sınıfı mücadele sürecinde sendika bürokrasilerinin ve kapitalizm yanlısı siyasetçilerin kıskacından kurtulmadıkça bu başarılamaz.

Sendika liderleri 21 Ekim’de Başbakan Sébastien Lecornu ve İçişleri Bakanı Laurent Nuñez ile görüştü. Oysa Lecornu’nun davet mektubu, görüşülecek konunun ücretler ya da okullar değil, protesto yürüyüşlerinin polis denetimi altına almak olduğunu açıkça belirtiyordu. Genel Emek Konfederasyonu (CGT) Genel Sekreteri Sophie Binet, görüşmenin ardından hiçbir taviz verilmemesine şaşırmış gibi yaptı. İşçilere belirsiz bir dille 5 Kasım grevini “genelleştirme” çağrısında bulundu ama genel grev çağrısı yapmadı. CGT yöneticileri bunun yerine Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) lideri Jean-Luc Mélenchon’un cumhurbaşkanlığı kampanyasını öne çıkarıyor.

Şu açıkça söylenmelidir: Bu, satışa ve yenilgiye giden yoldur. İşçiler bu senaryoyu biliyor. Aynı bürokrasiler 2023’te Macron’un emeklilik kesintilerine karşı milyonlarca kişinin katıldığı grev çağrıları yapmış, ardından yasa daha parlamentoda oylanmadan dayatıldığında hareketi yıpratıp satmıştı. LFI mensupları mücadelenin sendikalarca satılmasına karşı çıkmadılar. Bunun yerine, Macron’dan kesintileri geri çekmesini isteyen aciz bir mektup kaleme alınmasına ilişkin Stalinist bir öneriye katıldılar.

Artık durumun “devrim öncesi” olduğunu ilan eden Révolution permanente (Sürekli Devrim) gibi gruplar, işçilere hâlâ CGT yönetimine baskı yaparak ondan hükümete “geri adım attıracak” bir “savaş planı” almalarını söylüyor. Ancak bugünün kapitalist hükümetleri geri adım atmayacaktır. İşçileri ve gençleri mücadeleye iten sorunlar müzakereyle çözülmeyecektir.

Gelişmekte olan şey, uzlaşmaz bir sınıf çatışmasıdır. Küresel krizin sürüklediği kapitalist hükümetler, savaşa ve mali oligarşiyi zenginleştirmeye göbekten bağlıdır. Fransız milyarderler Macron’un on yıllık iktidarı boyunca servetlerini ikiye katlayarak 440 milyar avroya çıkardı; Avrupalı milyarderlerin serveti ise şimdi 2 trilyon avroyu aşıyor. Bu oligarşi, Avrupa genelinde devlet borçlarına el koyarak ve bu borçlar üzerinde spekülasyon yaparak büyük bir zenginlik elde etmiştir.

Fransa’nın borcu 3,5 trilyon avroya ulaştı; yalnızca faiz ödemeleri bu yıl 65 milyar avroya çıkacak, yani devletin eğitime harcadığı tutarı aşacak. Fransa’da ve tüm Avrupa’da silahlanma için yapılan her yeni borçlanma faiz oranlarını yükseltiyor, piyasalar da bütçeyi dengelemek için sosyal kesintiler talep ediyor. Lecornu’nun 54 milyar avroluk kemer sıkma planı bunun sonucudur.

Avrupalı güçler derinleşen küresel savaşa ve Washington’la uluslararası gerilimlere savaş kışkırtıcılığı ve yeniden silahlanmayla yanıt veriyor. Moskova’nın, NATO’nun Kaliningrad’ı tecrit etmeye kalkışması hâlinde nükleer silah kullanabileceği uyarısına rağmen, NATO’nun Rusya’ya karşı savaşını tırmandırıyorlar. “Avrupa’yı Yeniden Silahlandır” (ReArm Europe) planı kapsamında 800 milyar avroluk yeni askerî harcama hazırlıyorlar.

Bu savaş hedeflerinden vazgeçemeyen ve oligarşinin servetine dokunamayan bir hükümetin işçilere ve gençlere sunacağı hiçbir şey yoktur. Hükümet, politikalarını ancak zorla dayatabilir.

Macron hükümetinin haftalardır süren protestolara tavizle değil, baskıyla, olağanüstü hâl ilan etme tehditleriyle ve neo-faşist Marine Le Pen’in cumhurbaşkanlığı kampanyasıyla giderek sıkılaşan bir eşgüdümle yanıt vermesinin nedeni budur. Nitekim Başbakan Lecornu, neo-faşist Ulusal Birlik’i (RN) hükümetin kriz toplantılarına davet ediyor, parlamento ise polisin ateş açtığı durumlarda polise “meşru müdafaa varsayımı” hakkı tanıyan aşırı sağcı bir yasa tasarısını görüşüyor.

Mélenchon’un cumhurbaşkanı olmasına yönelik perspektifin işçilere gerçek bir alternatif sunmamasının nedeni de budur. “Yurttaş devrimi” çağrısı yapan Mélenchon, işçi iktidarı ve sosyalizm mücadelesini reddediyor. Mélenchon’a göre LFI, “2027’ye doğru” bir perspektif açarak seferberliğe “eşlik etmeli.” Mélenchon küçük ücret ve sosyal harcama artışlarıyla harekete “iyi bir son” verilmesini istiyor. Lecornu’yu, Stalinist CGT bürokrasisinin 1968 genel grevini satmak ve kapitalist De Gaulle hükümetini iktidarda tutmak için kullandığı Grenelle Anlaşmaları’nı örnek almaya çağırıyor.

Troçki, 1936 genel grevi ve İkinci Dünya Savaşı öncesinde, “kitleleri, Halk Cephesi hükümeti tarafından yukarıdan kutsanacakları ana kadar hareketsiz tutma” çağrısı yapanları kıyasıya eleştirerek şöyle yazmıştı: “Grevler, protestolar, sokak çatışmaları, doğrudan ayaklanmalar kesinlikle kaçınılmazdır. … Proletarya partisinin görevi, bu hareketleri dizginlemek ve felce uğratmak değil, onları birleştirmek ve onlara mümkün olan en büyük gücü kazandırmaktır.”

Yeni bir küresel savaşın patlak verdiği 2026’da ne Halk Cephesi reformları ne de Grenelle Anlaşmaları olacaktır. Stalinist Fransız Komünist Partisi’nin (PCF) desteklediği bir reform programıyla 1981’de seçilen Mitterrand hükümeti, bankaların baskısı altında rotasını tersine çevirip kemer sıkmayı benimsediğinde, Mélenchon daha o zamanlar Sosyalist Parti (PS) üyesiydi. Bugün Mélenchon’un hükümeti, kapitalist oligarşiyi mülksüzleştirmeyi reddettiği için eşitsizlik, faşizm ve savaş sorunlarını çözemez.

Alternatif, işçi sınıfının bağımsız olarak örgütlenmesi ve seferber edilmesi, işçi iktidarı ve sosyalizm için siyasi bir hareketin inşa edilmesidir. Eylem komiteleri, böyle bir mücadelenin yürütülebileceği temel platformlardır. Bu komiteler, Fransa’da ve Avrupa genelinde emekçilerin aşağıdakiler gibi tüm temel talepleri için mücadele edebilirler:

• Gözaltına alınan protestocular hakkındaki suçlamalar düşürülsün, sokağa çıkma ve protesto yasaklarına son verilsin, çevik kuvvet polisi silahsızlandırılsın ve polisin olağanüstü yetkileri kaldırılsın.
• Fransa’nın 54 milyar avroluk kemer sıkma bütçesi ve diğer sosyal saldırılar geri çekilsin.
• Kapitalist oligarşiye olan devlet borcu reddedilsin ve oligarşi mülksüzleştirilsin.
• Rusya’ya, İran’a, Gazze’ye ve Afrika’nın Sahel bölgesine karşı savaşlara, yeniden silahlanmaya ve zorunlu askerliğe son verilsin.

Komiteler, Fransa’da mücadeleye giren işçileri, Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı (TK-Uİİ) aracılığıyla Avrupa’nın dört bir yanındaki sınıf kardeşleri ile birleştirmelidir. Bu yolla, savaşa, kemer sıkmaya ve diktatörlüğe karşı Avrupa çapında bir genel greve hazırlanılabilir.

Nesnel durum böyle bir greve doğru ilerliyor. Troçki’nin Fransa Nereye Gidiyor? adlı eserinde uyarmış olduğu gibi, genel grevde alternatif “ya tam teslimiyet ya da iktidar için devrimci mücadele”dir. Sosyalist Eşitlik Partisi, işçi sınıfını bu anlayışla donatmak için mücadele ediyor ve destekçileri ile Dünya Sosyalist Web Sitesi okurlarını partiyle iletişime geçmeye ve mücadelesini desteklemeye çağırıyor. Avrupa Birliği’nin alternatifi, Avrupa Birleşik Sosyalist Devletleri’dir.

Loading