Karadeniz savaş alanına dönüyor: Rus petrolü taşıyan bir Türk gemisi vuruldu

Ukrayna güvenlik servisi tarafından yayınlanan videoda, Aralık ayında Karadeniz'de Ukrayna insansız deniz aracı tarafından vurulan bir Rus petrol tankeri görülüyor. [Photo: Security Service of Ukraine]

Rusya’dan yola çıkan Türk şirketi Pergamon Denizcilik’e ait Altura adlı ham petrol tankeri perşembe günü İstanbul Boğazı girişine 26 kilometre (14 deniz mili) mesafe kala bir silahlı insansız deniz aracı (İDA) ile vuruldu.

ABD-NATO’nun Ukrayna’da Rusya’ya karşı savaşının beşinci yılında meydana gelen saldırıyı resmi olarak üstlenen olmadı. ABD-İsrail’in Türkiye’nin doğu komşusu İran’a karşı imha savaşı sırasında yapılan saldırı, Ukrayna’daki savaşın da tırmanma ve genişleme tehlikesine işaret ediyor.

140 bin ton ham petrol taşıyan Sierra Leone bayraklı tankerin köprü üstünde patlama meydana geldi ve makine dairesinin su aldı. Acil durum çağrısı üzerine Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne ait kurtarma römorkörleri bölgeye sevk edildi. Gemide bulunan 27 kişilik Türk mürettebatın sağlık durumunun iyi olduğu ve yaralanma yaşanmadığı belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli perşembe akşam saatlerinde yaptığı açıklamada NATO üyesi Türkiye’nin Karadeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgesi içinde meydana gelen saldırının “uluslararası hukuka aykırı” olduğunu belirtti ve ekledi: “Savaşın Karadeniz sathına yayılmasının ve daha da tırmanmasının önlenmesini teminen, ilgili taraflarla temaslarımızı sürdürmekteyiz.”

Bu yazı yazıldığı sırada Ukrayna ve Rusya’dan resmi bir açıklama yapılmamıştı. Rusya devlet televizyonu NTV’nin muhabiri Alexander Kotz, “Ukrayna dronları Karadeniz’de sivil gemilere ilk kez saldırmıyor. Tüm çatışma boyunca Kiev, askeri operasyonları sistematik olarak uluslararası deniz yollarına taşıdı; bu durum yalnızca Rusya için değil, Türkiye dahil NATO ülkeleri için de tehdit oluşturuyor,” dedi.

Hedef alınan tanker, Pergamon Denizcilik tarafından alındıktan sonra Kasım 2025’te adı Altura olarak değiştirildi. Cumhuriyet gazetesinin haberine göre bu el değiştirme süreci sırasında tanker ekim ayında Avrupa Birliği’nin (AB), aralık ayında İsviçre ve Ukrayna’nın ve son olarak şubat ayında Birleşik Krallık’ın yaptırım listesine girdi. Haberde ayrıca geminin, şubat ayında İsrail tarafından öldürülen İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi’nin eski Genel Sekreteri Ali Şamhani’nin oğlu Muhammed Hüseyin Şamhani ile bağlantılı olduğu iddia edildi.

Türkiye’nin Karadeniz kıyılarında son 1,5 yılda 5 İDA bulundu. En son 21 Mart’ta Doğu Karadeniz şehri Ordu sahilinde silahlı bir İDA tespit edildi. Millî Savunma Bakanlığı (MSB) sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk’ün perşembe günü yaptığı açıklamaya göre, “motorunun arızalanması sonucu akıntıyla kıyıya sürüklendiği değerlendirilen ABD menşeli” bu İDA, “SAS Komutanlığı ekiplerince güvenli şekilde imha edildi.” Söz konusu İDA’nın iki ton mühimmat taşıdığı bildirildi.

Ukrayna savaşının Karadeniz’e sıçraması, 20 Kasım’da Trump yönetiminin Kiev’e Rusya ile savaşın müzakere yoluyla çözülmesi için 28 maddelik bir plan sunmasının ardından tırmandı.

28 Kasım’da Türkiye’nin yetki alanındaki sularda Kocaeli ve Kastamonu illerinin açıklarında Rusya’ya gitmekte olan Kairos ve Virat isimli iki tanker saldırıya uğradı. 10 Aralık’ta ise Komor Adaları bayraklı Dashan adlı tanker, Ukrayna yapımı Sea Baby adlı insansız deniz aracıyla Karadeniz’de vuruldu.

Hedef alınan bu tankerler, 2022’de başlayan savaşın ardından yaptırımlara tabi tutulan gemiler listesinde yer alıyordu. Rusya’nın, Ukrayna’yı istilası sonrası ABD önderliğindeki güçlerin özellikle petrol ihracatına yönelik yaptırımlarını atlatmak için yüzlerce tankerden oluşan bir “gölge filo” kullandığı belirtiliyor. Bu tankerlerin çoğu, farklı bayraklar altında seyrediyor.

Karadeniz’deki saldırıların NATO’nun bilgisi ve onayı dahilinde yapılıyor olma ihtimali inkâr edilemez. Aralık ayı başında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, bu tür saldırılara açıkça onay verdiklerini ima etmiş ve şunları söylemişti: “Ukrayna’ya desteğimizi güçlendiriyor ve Rusya üzerindeki baskıyı artırıyoruz. Bu, Rusya’nın gölge filosuna karşı koymayı ve Kremlin için stratejik ikilemleri ortadan kaldıracak diğer önlemleri içeriyor.”

Bu arada Birleşik Krallık ordusunun, Rusya’nın yaptırımları atlatmaya çalışan “gölge filosu”nun bir parçası olduğundan şüphelenilen gemilere çıkmak üzere gönderilmesi planlanıyor. Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’ne göre, geçtiğimiz dönemde Belçika, Finlandiya ve Fransa “gölge filo” tankerlerine el koydu; Almanya, İtalya, Letonya, Norveç ve İsveç ise kargo ve dökme yük gemilerine el koydu veya onları alıkoydu.

Ayrıca Rusya bu ay içinde Ukrayna güçlerinin her ikisi de Karadeniz'den geçen TürkAkım ve Mavi Akım doğal gaz boru hatlarına sevkiyat yapan tesislere bir düzineden fazla saldırı girişiminde bulunduğunu ve bu saldırıların püskürtüldüğünü duyurdu.

Reuters'ın piyasa verilerine dayalı hesaplamalarına göre, “Ukrayna'nın drone saldırıları, büyük bir boru hattına yönelik tartışmalı saldırı ve tankerlerin ele geçirilmesinin ardından Rusya'nın petrol ihracat kapasitesinin en az %40'ı durma noktasına geldi.” Haberde, bu ay Karadeniz'deki Novorossisk ile Baltık Denizi'ndeki Primorsk ve Ust-Luga dahil olmak üzere Rusya'nın Batı'ya petrol ihraç ettiği başlıca limanlarının saldırıya uğradığı bildirildi.

Perşembe günü ise Fransız Le Figaro gazetesi, ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşına destek veren Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy rejiminin en büyük kaygısının “İran’daki savaşın dolaylı kurbanı olmak” olduğunu yazdı ve şu gerçeğe dikkat çekti: “İsrail-ABD koalisyonunun müdahalesinin ilk gününden beri İran ve Ukrayna savaşları birbiriyle yakından bağlantılıdır.”

Gazete, Ukrayna rejiminin ABD’den beklediği askeri yardımın İran’a karşı savaşa yönlendirilmesinden duyduğu hayal kırıklığına dikkat çekiyor ve bu durumun, Ukrayna kuvvetlerinin şubat ayından bu yana son iki yıldaki en büyük toprak kazanımlarının (250 kilometre karelik bir alan) ortasında meydana geldiğini belirtiyor.

Trump yönetiminin Kremlin ile ayrı bir anlaşmaya vararak Ukrayna’daki savaşı, ganimetlerden tek başına yararlanacak şekilde bitirme girişimine ve silah sevkiyatını azaltmasına hem Zelenskiy rejimi hem de Avrupalı güçler karşı çıkıyor. Avrupalı güçler bir yandan Ukrayna savaşına yaptıkları yatırımın karşılığını almak diğer yandan da ABD’den bağımsız askeri kabiliyetlerini artırmak ve çıkarlarını ilerletmek için Rusya ile savaşın tırmandırılmasından yanalar.

Hem Ukrayna hem de Rusya ile güçlü bağları bulunan Türkiye ise, savaşın tırmanmasının Türk burjuvazisinin çıkarlarına zarar vereceği kaygısıyla, Kiev ile Moskova arasında müzakere yoluyla çözümü savunuyor. ABD-NATO’nun Rusya’ya karşı savaşının genişlemesi riskine, Türkiye’nin İran’a karşı emperyalist savaşın içine çekilmesi tehlikesi eşlik ediyor.

İran’a karşı saldırılar başladıktan sonra İran’dan Türkiye’ye üç kez füze atıldığı iddia edildi. İran Türkiye’nin hedef alındığını reddetse de NATO, Ankara ve Türk basını hızlı bir şekilde İran’ı kınayan açıklamalar yayınladı. Geçtiğimiz hafta Ankara, müttefiki Bakü, İslamabad ve Arap rejimleriyle birlikte, İran’ı kınayan ve ABD-İsrail’in yasa dışı saldırı savaşına ses çıkarmayan Riyad bildirisini imzaladı.

Bu arada NATO, açıkça İran’a karşı savaşa dahil olma hazırlığı yaparak, Türkiye’deki güçlerini pekiştiriyor. İran’dan atıldığı iddia edilen füzeler bahane edilerek, ABD’nin kullandığı NATO’nun Adana’daki İncirlik Üssü’ne ve Malatya’daki Kürecik Radar Üssü’ne birer Patriot hava savunma sistemi yerleştirildi. 

Ayrıca NATO’nun Türkiye’de Multinational Corps Türkiye (MNC-TÜR) adlı yeni bir kolordu kurmakta olduğu açığa çıktı. Haberler, perşembe günü Millî Savunma Bakanlığı tarafından da doğrulandı.

Bakanlık Sözcüsü Aktürk, Millî Savunma Bakanlığı’nın, “2023 yılında NATO Güneydoğu Bölgesel Planı kapsamında bir Kolordu Karargahı kurulmasına yönelik çalışmalar” başlattığını söyledi ve şunları ekledi: “Karargahın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesine yönelik çalışmalar NATO makamlarıyla koordineli şekilde sürdürülmekte olup NATO prosedürleri henüz tamamlanmadığından onay süreci devam etmektedir.”

Evrensel gazetesine konuşan Siyaset Bilimci Dr. Hakan Şahin ise “İki NATO kolordusuna sahip tek ülke Türkiye olacak,” dedi ve şunları ekledi: “Özellikle Rusya’nın Kırım’ı ilhakından sonra NATO, kendisine dahil olan Doğu Bloku ve Baltık ülkelerinden Polonya ve Romanya’ya bahsini ettiğimiz çok uluslu kolorduları kurdu. Rusya’ya sınırı olan komşu ülkelere yönelik saldırıları önlemek gerekçesiyle kuruldu bunlar.”

Loading