ABD, B-52 bombardıman uçaklarıyla İran’ı bombalamaya başladı. Böylece, ABD ve İsrail’in İran’a karşı saldırı savaşı yoğunlaşırken, 90 milyon nüfuslu ülkeye yönelik yoğun bombardımanda büyük çaplı bir artışın önü açıldı. ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine Salı günü Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, “Kara üzerinden ilk B-52 görevlerini başarıyla başlatmış bulunmaktayız,” dedi.
B-52 uçakları, yaklaşık 32 tonluk güdümsüz bomba ve nükleer silah taşıma kapasitesine sahiptir. Bu uçak, İkinci Dünya Savaşı’nda tüm tarafların kullandığı toplam bombaların tonajından daha fazlasını Hindiçin’e yağdırdı ve gizli bir operasyonda Kamboçya’yı halı bombardımanına tutarak tahminen 100 bin sivili öldürdü. Ayrıca Kuzey Kore’de tüm şehirleri yerle bir etti; burada ABD bombardımanı tüm binaların yüzde 85’ini yok etti ve nüfusun yaklaşık yüzde 20’sini öldürdü.
İran’da bir aylık hava saldırıları ile savaş hedeflerine ulaşamayan Amerika Birleşik Devletleri, savaşı büyük ölçüde tırmandırıyor. Yönetim şimdi Gazze’deki yöntemlere -toplu katliam ve sivil altyapının kasıtlı olarak tahrip edilmesi- başvuruyor.
B-52 uçuşları, Başkan Donald Trump’ın İran’ın elektrik santrallerini, petrol kuyularını ve “muhtemelen tüm deniz suyu arıtma tesislerini” “havaya uçurup tamamen yerle bir etmekle” tehdit etmesinden bir gün sonra gerçekleşti. Trump yönetimi, başından beri savaşın hiçbir kısıtlama olmaksızın yürütüleceğini açıklamıştı. 2 Mart’ta Savaş Bakanı Pete Hegseth, savaşın “aptalca angajman kuralları olmadan, ulus inşası bataklığına saplanmadan, politik olarak doğru savaşlar olmadan” sürdürüleceğini duyurdu. O günden beri “düşmanlarımıza merhamet yok, insaf yok” diye yemin eden Hegseth, 26 Mart’ta Pentagon’da düzenlenen bir Hristiyan ayininde “merhameti hak etmeyenlere karşı ezici bir şiddet” dileyerek dua etti.
Pazartesi günü Trump, Truth Social’da İran’ın üçüncü büyük şehri ve insan uygarlığının en önemli kültürel simgelerinden biri olan İsfahan’ın bombalanmasını gösteren 31 saniyelik bir video paylaştı. Görüntülerde, 900 kiloluk sığınak delici bombaların şehrin güneyindeki hedefleri vurduğu, ikincil patlamalar zinciri oluşturduğu ve meteoroloji uyduları tarafından tespit edilebilen ateş topları oluştuğu görülüyordu. Trump herhangi bir açıklama yapmadı; sadece büyük bir şehrin yanışını gösteren görüntüler, akıştaki diğer içerikler gibi tüketilmek üzere paylaşıldı.
İsfahan, bugüne kadar inşa edilmiş en büyük meydanlardan biri olan Nakş-ı Cihan Meydanı’na, İmam Camii’ne, Âlî Kapû Sarayı’na, Çehel (Kırk) Sütun Sarayı’na ve İran’ın en eski camisi olan, yaklaşık bin yıldır kesintisiz olarak kullanılan İsfahan Ulu Camii’ne ev sahipliği yapmaktadır. Bunların tümü UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.
Bu şehir, Safevi İmparatorluğu’nun başkenti ve Pers biliminin merkeziydi; Ömer Hayyam’ın takvimi yeniden düzenlediği, İbn Sina’nın çalışıp eserler yazdığı yerdi. Daha önceki saldırılar, Çehel Sütun Sarayı’ndaki 17. yüzyıl Safevi freskini çatlatmış, Cuma Camii’nin turkuaz çinilerini düşürmüş ve hat sanatı panellerini paramparça etmişti. UNESCO, koruma altındaki her alanın tam koordinatlarını hem ABD’ye hem de İsrail’e iletmiş ve her iki hükümet de bu bilgileri aldığını teyit etmişti. Ama bombardıman devam etti. İranlı yetkililer, ülke genelinde en az 120 kültürel ve tarihi alanın hasar gördüğünü bildirdiler.
Pentagon, hedefin bir mühimmat deposu olduğunu açıkladı. Ancak İsfahan’da, İran’ın başlıca nükleer araştırma tesisi olan İsfahan Nükleer Teknoloji Merkezi ile ülkenin en büyük füze montaj ve üretim tesisi olarak tanımlanan İsfahan Füze Kompleksi de bulunuyor. Washington’un imha ettiğini iddia ettiği zenginleştirilmiş uranyum, 2,3 milyon nüfuslu bu şehirde, uluslararası denetçilerin incelemesi mümkün olmayan koşullarda, arka arkaya yapılan bombardımanların enkazı altında yatıyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı, “Ortadoğu genelinde yıkıcı bir felaketin yaşanma riskinin gerçek olduğunu” belirtti.
Pazartesi günkü brifingde Hegseth, kara birlikleri konusunu doğrudan gündeme getirerek şunları söyledi: “Düşmanınıza ne yapmaya hazır olduğunuzu ya da neye hazır olmadığınızı, buna kara birliklerinin gönderilmesi de dahil olmak üzere, söylerseniz, savaşı kazanamazsınız. Şu anda düşmanımız, kara birlikleriyle onlara saldırabileceğimiz 15 farklı yol olduğunu düşünüyor. Tahmin edin ne oldu? Gerçekten de öyle. Yani gerekirse, ABD başkanı ve bu bakanlık adına bu seçenekleri uygulamaya koyabiliriz.”
Askerler bölgeye gelmeye başladı. Reuters pazartesi günü, 82. Hava İndirme Tümeni’ne bağlı binlerce paraşütçünün –bir tugay muharebe ekibi ve tümen karargahı da dahil olmak üzere– Ortadoğu’ya konuşlandırılmaya başlandığını bildirdi. Yaklaşık 2.200 deniz piyadesini taşıyan 31. Deniz Piyadesi Sefer Birimi (MEU), hafta sonu Basra Körfezi’ne ulaştı. 11. MEU ise USS Boxer gemisiyle yola çıktı. Nükleer enerjili uçak gemisi USS George H. W. Bush, salı günü Carrier Air Wing 7 ve 5.000’den fazla denizciyle birlikte Norfolk’tan ayrıldı. Bu, savaşa katılan üçüncü uçak gemisi saldırı grubudur. Böylece 2003’ten bu yana Ortadoğu’daki en büyük ABD donanması yığınağı yapılmış oluyor.
Washington Post’un cuma günkü haberine göre, Pentagon “haftalarca” sürecek kara harekatı planları yaptı ve 10 bin kişilik ek asker göndermeye hazırlanıyor. Wall Street Journal ise pazar günü, yönetimin İran’ın yeraltının derinliklerinden yaklaşık 450 kilo zenginleştirilmiş uranyumu çıkarmak üzere bir özel harekât görevi planladığını bildirdi.
ABD siyaset kurumu içinde İran savaşına verilen ezici desteğe karşın, ABD medyasının bazı kesimlerinde Trump’ın savaşının ABD emperyalizmi için hızla büyüyen bir felakete yol açtığına dair farkındalık artıyor. Pazar günü New York Times, gazetenin başlıca dış politika köşe yazarı Thomas Friedman’ın şu satırlarını içeren bir yazısını yayımladı:
Daha önce net değilse de, artık yadsınamaz bir gerçek. Başkan Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, hızlı ve kolay bir rejim değişikliği tetikleyeceklerini varsayarak İran’la bir savaşa girdiler. İran’ın ayakta kalan lider kadrosunun direncini ve bu lider kadrosunun sadece İsrail ile Amerika’nın Arap müttefiklerine zarar vermekle kalmayıp, aynı zamanda dünyadaki en önemli petrol ve doğal gaz nakil koridorunu da kapatabilecek askeri kapasitesini büyük ölçüde hafife aldılar.
Friedman bunları ABD emperyalizminin savunucusu olarak dile getiriyor olsa da, bu eleştiri, savaşın tetiklediği ve giderek derinleşen krizden, daha fazla tırmanış dışında bir çıkış yolu görmeyen Trump yönetiminin pervasızlığını ve çaresizliğini ortaya koyuyor.
Bir aylık savaş bir felakete yol açtı. İnsan hakları örgütü Hengaw, 29. güne kadar İran’da en az 6.900 kişinin katledildiğini, bunların arasında 720 sivil ve 150 çocuğun bulunduğunu bildirdi. İran Kızılayı, 64 bin ev ve 600 okul dahil 85 binden fazla sivil yapının hasar gördüğünü bildirdi.
3,2 ila 4 milyon İranlı ülke içinde yerinden edildi. Lübnan’da ise Sağlık Bakanlığı’na göre, İsrail 2 Mart’ta başlattığı saldırıda şimdiye kadar 1.247’den fazla kişiyi öldürdü, 3.600 kişi yaralandı. Pentagon, 15 Amerikan askerinin öldüğünü ve 300’den fazla kişinin yaralandığını bildirdi.
