Mehring Yayıncılık, Çar’dan Lenin’e filminin Türkiye’deki ilk sinema gösterimini düzenledi

Mehring Yayıncılık, 3 Mayıs 2026 Pazar günü İstanbul Caddebostan Kültür Merkezi’nde (CKM) Çar’dan Lenin’e belgeselinin Türkiye’deki ilk sinema gösterimini başarıyla gerçekleştirdi.

Erken saate ve olumsuz hava koşullarına karşın yaklaşık 50 kişi filmi izlemeye geldi; izleyiciler filmi büyük bir ilgiyle takip etti ve gösterimin ardından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Etkinlik alanında kurulan Mehring Yayıncılık standına da kayda değer bir ilgi vardı.

Loading Tweet ...
Tweet not loading? See it directly on Twitter

Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal, etkinlik öncesinde hem film hem de Uluslararası Çevrimiçi 1 Mayıs Toplantısı üzerine İstanbul’un Anadolu yakasında kapsamlı bir afişleme çalışması yaptı. 1 Mayıs günü Kadıköy’de düzenlenen mitingde partinin 1 Mayıs bildirisinin yanı sıra filmi tanıtan el ilanları dağıtıldı. Sosyal medya platformlarındaki tanıtıma gelen güçlü tepki, işçi, aydın ve gençlik kitlelerinin 1917 Rus Devrimi’ne duyduğu ilgiyi ve saygıyı gözler önüne serdi.

Film gösterimi öncesinde, Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal Genel Başkanı ve Mehring Yayıncılık editörü Ulaş Sevinç, Rus Devrimi’nin günümüzdeki yakıcı anlamını ve filmin hikayesini ele alan bir açılış konuşması yaptı. Gösterimin mümkün olmasındaki katkıları için CKM Müdürü Faruk Bey’e ve kültür merkezi emekçilerine teşekkür eden Sevinç, etkinliğin işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs kutlamalarının bir parçası olarak düzenlendiğini vurguladı.

Sevinç, konuşmasında 1 Mayıs öncesinde ve Taksim Meydanı’nda demokratik haklarını kullanmak isterken gözaltına alınan, tutuklanan ya da ev hapsiyle yüz yüze gelen işçi ve yurttaşlarla dayanışmasını ifade etti. 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’na yürümek isteyen, “Anayasa Mahkemesi kararıyla tescil edilmiş demokratik haklarını kullanan 576 kişi gözaltına alındı,” diyen Sevinç, ayrıca tutuklu BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen ve Akbelen direnişçisi Esra Işık başta olmak üzere tüm siyasi mahpusların derhal serbest bırakılmasını talep etti.

Sevinç, Rus Devrimi’ne zemin oluşturan koşullarla ilgili günümüzdeki dünya durumu arasında benzerlikler kurarak şunları söyledi: “Rus Devrimi’ne yol açan temel sorunlar ortadan kalkmak bir yana, çok daha büyük bir yoğunluk kazanmış durumdalar… Ukrayna’da NATO ile Rusya arasında nükleer bir çatışma çıkarabilecek olan savaş devam ediyor. Filistin ve Lübnan halklarına karşı soykırım savaşı sürüyor. ABD ile İsrail’in İran’a karşı emperyalist saldırı savaşı devam ediyor.”

Sevinç, Trump’ın, İran’da medeniyeti yok etme ve ülkeyi Taş Devri’ne döndürme niyetini ilan etmesine rağmen Türkiye dahil NATO müttefikleri tarafından desteklenmeye devam edildiğine dikkat çekti.

Sosyalist Eşitlik Partisi Genel Başkanı Ulaş Sevinç, Çar'dan Lenin'e filminin gösterimi öncesinde izleyicilere sesleniyor, 3 Mayıs 2026 Pazar, İstanbul.

Sevinç, mevcut koşulların Lenin’in Birinci Dünya Savaşı döneminde yazdıklarını haklı çıkardığını vurguladı: “Kapitalizmde, özellikle emperyalizm aşamasında savaşlar kaçınılmazdır; barış, ancak sosyalist devrim yoluyla kazanılabilir.”

Bu, demokratik ve sosyal kazanımların korunması için de geçerliydi. “Bugün emperyalist güçler sadece İran’a ve diğer ülkelere karşı savaşmıyor; uluslararası işçi sınıfına karşı savaşıyorlar. Bu savaşın temel amacı, yirminci yüzyılın tüm sosyal ve demokratik kazanımlarını ortadan kaldırmaktır.”

Sevinç Rus Devrimi’nin dünya-tarihsel önemini ve Türkiye’ye doğrudan etkisini de vurguladı: “Bu çığır açan olay, aynı zamanda emperyalist savaşın temel nedeni olan kapitalist sistemi ortadan kaldırmayı gündeme getirmiş, dünya genelinde sömürgecilik karşıtı kitle hareketlerine ilham kaynağı olmuş ve güç sağlamıştı. Türkiye’deki ulusal kurtuluş savaşı da bunlar arasındaydı.”

Artan toplumsal eşitsizliğe de dikkat çeken Sevinç, bir avuç milyarderin servetinin dünya nüfusunun yarısının servetini aştığını hatırlatarak bu uçurumun sürdürülemez boyutlara ulaştığını belirtti. Hükümetlerin, işçi sınıfının büyüyen muhalefetiyle demokratik yollarla başa çıkamadıkları için dünya genelinde diktatörlük eğilimlerine yöneldiğinin altını çizdi.

Türkiye’deki son işçi mücadelelerine de değinen Sevinç, Doruk Madencilik işçilerinin Ankara direnişini, İzmir’deki Polyak madencilerinin eylemini ve Migros depo işçilerinin fiili grevini bu mücadele dalgasının somut örnekleri olarak aktardı. “Bu, Türkiye’ye özgü bir durum değil. Avrupa ve dünya genelinde de grevler ve protestolar artıyor. Tüm bu mücadeleler, işçi hareketinin sendika bürokrasisine başkaldırdığı ölçüde gelişebildiğini gösteriyor,” dedi.

Bir kapitalist hükümetin yerini bir benzerinin almasının hiçbir temel sorunu çözmeyeceğinin altını çizen Sevinç, işçi sınıfının önünde duran görevin Rus Devrimi ile başlayan uluslararası sosyalist devrimin tamamlanması olduğunu ifade etti.

Bugün dünya işçi sınıfının 110 yıl öncesine göre devasa bir boyuta ulaştığını ve küresel bir ekonomi üzerinden nesnel olarak birleşmiş durumda olduğunu açıklayan Sevinç, dünya çapında sosyalist bir ekonominin kurulmasının maddi altyapısının mevcut olduğunu vurguladı ve şunları ekledi:

Ama insanlığın sosyalizme mi yoksa daha fazla barbarlığa doğru mu ilerleyeceğini mücadele belirleyecek. Biz, bu mücadeleye, Lenin ve Troçki’nin Ekim Devrimi’ne temel oluşturan stratejisinin yol göstermesi gerektiğini düşünüyoruz.

Sevinç, konuşmasının son bölümünde Çar’dan Lenin’e belgeselinin tarihini izleyicilere aktardı. Filmin, Rus Devrimi’ne ait nadir arşiv görüntülerinden derlenerek Herman Axelbank ile Max Eastman’ın iş birliğiyle hazırlandığını ve 1937’de New York’ta ilk gösterimini yaptığını anlatan Sevinç, Moskova Duruşmalarının ortasında gösterime giren filmin Troçki’nin devrimdeki merkezi rolünü belgelediği için SSCB’deki Stalinist bürokrasinin müdahalesiyle nasıl engellendiğini anlattı.

Filmin mülkiyetinin, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin ABD şubesi Sosyalist Eşitlik Partisi’nin önceli İşçiler Birliği tarafından 1978’de alınmasının ardından yeniden gün yüzüne çıkabildiğini açıklayan Sevinç, şu sözlerle konuşmasını noktaladı:

Stalinist bürokrasi 1991’de Sovyetler Birliği’ni dağıtarak Ekim Devrimi’ne son ihanetini yaptı. Ama çöken sosyalizm değil, Stalinizmdi. Başından itibaren bir alternatif vardı ve bu alternatif, SSCB’de 1923’te Troçki önderliğinde kurulan Sol Muhalefet ve ardından 1938’de kurulan Dördüncü Enternasyonal tarafından temsil edildi ve hâlen temsil ediliyor.

Bulunduğunuz şehirlerdeki sinemalarda veya başka mekanlarda bu tarihi filmin gösteriminin organize edilmesine yardımcı olmak için bizimle iletişime geçin.

Loading