16 Mart’tan bu yana tutuklu bulunan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in, Gaziantep E Tipi Cezaevi’nde kötü muamele gördüğü ve tek kişilik hücreye konulduğu bildirildi. Türkmen Gaziantep’te üç aydır ödenemeyen ücretlerini almak için iş bırakan Sırma Halı işçilerini ziyareti sırasında yaptığı konuşma bahane edilerek tutuklanmıştı. Türkmen 12 Mayıs Salı günü yeniden hâkim karşısına çıkacak.
Olay, 5 Mayıs’ta avukatı Esmer Özer’in Türkmen’i ziyaret etmesi sonucu ortaya çıktı. BİRTEK-SEN tarafından X’te yapılan açıklamada Türkmen’in, aylardır tedaviye erişemeyen bir tutuklunun durumunu ve cezaevi koşullarını gündeme getirmesi nedeniyle onur kırıcı ve kötü muameleye maruz kaldığı, yaka paça ve keyfi bir şekilde hücreye atıldığı belirtildi ve şu soru soruldu: “Cezaevi mi işkencehane mi idare ediyorsunuz?”
X’te yaptığı açıklamada Türkmen’e yönelik kötü muameleyi kınayan Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal Genel Başkanı Ulaş Sevinç, “Türkmen'in şahsında tüm işçilerin direnme azmi hedef alındığını” belirterek Türkmen’in serbest bırakılması talebini yineledi.

Türkmen yaptığı açıklamada sözü geçen hasta tutuklunun durumunu şöyle açıklamıştı:
Koğuşumda 60 yaşına yakın Mehmet Çıtlak adında bir tutuklu var. Cezaevine girdiğinde sapasağlam olan bu tutuklu son 40 gündür tamamen yatalak hale gelmiş durumda. Defalarca revire çıktı. Birkaç kere de bizim yoğun ısrarımız sonucu hastane aciline götürüldü. Ancak bu hasta, revirden hastaneye sevki yapıldıktan tam bir ay sonra hastaneye gidebildi. Yerde yattığı ve son derece soğuk ortamda kaldığı için durumu daha da kötüleşen bu arkadaşımız son bir ayda yaklaşık 20 kg verdi… Tam 16 gündür doktorun yazdığı ilaçları bile gelmiyor.
Türkmen yetkililerle görüşmelerine rağmen bir çözüm bulunamayınca durumu kamuoyuna duyurmak zorunda kaldığını belirtiyor ve ekliyor: “En temel insani ihtiyaçların bile karşılanmadığı bu koşullarda; barınma hakkının, sağlığa erişim hakkının, temizlik ve hijyen koşullarının çok kötü olduğu bu durumda insan onuruna yakışır muamelenin olmadığı açıktır.”
Türkmen daha önce de cezaevindeki koşullara dikkat çekerek şunları belirtmişti: “25 kişilik koğuşta 63 kişi kalıyoruz. Mutfak kısmında tuvaletin ağzına kadar serilen yerdeki yataklarda yatıyoruz. Haftada sadece 2 gün sıcak su var ve 1 gün duş sırası geliyor, o da 10 dakika. 63 kişi tek bir banyo ve tek bir tuvaleti kullanıyor. Tek yatakta 2 kişi uyuyoruz. Çarşaflar leş gibi. Geçici koğuştan gelenlerin her yeri yara içinde, çünkü tahta kurusu var.”
Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin (WSWS) BİRTEK-SEN yetkilileriyle perşembe günü yaptığı telefon görüşmesinde Türkmen’in daha sonra hücreden çıkarıldığı ve başka bir koğuşa yerleştirildiği bilgisi alındı.
Türkmen’in tutukluluğu ve cezaevinde gördüğü kötü muamele, devletin ve şirketlerin uzantısı işlevi gören sendikal bürokrasinin kontrolü dışında gelişen bağımsız işçi sınıfı hareketini sindirmeyi amaçlamaktadır. ABD-İsrail’in İran’a karşı savaş açtığı ve Ortadoğu’daki savaşın Türkiye’yi de içine çekme riskinin büyüdüğü bir ortamda hükümetin herhangi bir muhalefete, özellikle de tabandan gelen bir harekete toleransı bulunmamaktadır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümeti, bir yandan Trump yönetimiyle işbirliğini derinleştirip İran’ın kendini savunmasını kınarken, aynı anda anketlere göre yüzde 90’dan fazla İran’a yönelik savaşa karşı çıkan halkın muhalefetini kontrol altında tutmaya çalışıyor. Aynı anda İran savaşının etkisiyle daha da artan hayat pahalılığı ve dayanılmaz yaşam koşulları, işçileri giderek daha fazla karşı koymaya yöneltiyor. Resmi enflasyon yeniden yükselerek yıllık olarak yüzde 32’ye çıktı. Nisanda aylık artış yüzde 4 oldu.
Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal, Türkmen’in ve diğer tutukluların cezaevinde gördüğü kötü muameleyi ve korkunç koşullarını kınamakta, 12 Mayıs’taki duruşma öncesinde işçileri ve gençleri Türkmen’e özgürlük talebini yükseltmeye çağırmaktadır. Bunun için işyerlerinde ve okullarda taban komiteleri inşa edilerek toplantılar düzenlenmeli, Türkmen’e ve diğer sınıf savaşı tutsaklarına özgürlük talep eden kararlar alınmalıdır.
Türkmen’e yönelik resmi suçlama, son yıllarda hükümet tarafından işçi önderlerine ve gazetecilere karşı artan biçimde ve keyfi olarak kullanılan “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”tir. Sırma Halı’daki yaklaşık 400 işçi, aylardır biriken alacaklarının ödenmesi için 9 Mart’ta iş bırakmış ve Türkmen 13 Mart’ta işçilerin protestosuna katılarak bir konuşma yapmıştı.
Türkmen konuşmasında ülke genelinde işçilerin ücretlerini alamadığını, bunu protesto ettiklerinde ise polis baskısıyla karşılaştıklarını söylemiş, şirketlerin ise hem işyerlerindeki işçi ölümleri hem de bu ücret gaspları karşısında devlet tarafından korunduğuna dikkat çekmişti.
Türkmen tutuklanmasının ardından şunları ifade etmişti: “Bu ülkede işçiler için hukuk ve adaletin olmadığını, bu ülkede hukukun ve iktidarın zenginlerden patronlardan yana olduğunu söylediğim için tutuklandım. Eğer bunu söylemek suçsa, bu ülkenin yüzde 80’ini hapse atmaları gerekirdi.”
Geçtiğimiz ay Doruk Madencilik işçilerinin ücret ve diğer hakları için Eskişehir’den Ankara’ya yaptığı yürüyüş ve başkentteki mücadelesi, devletin şirketlerin ve bir bütün olarak egemen sınıfın giderek şiddetlenen bir baskı aracı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Aynı zamanda mücadeleyi desteklemeyi açıkça reddeden “muhalif” DİSK yönetimi dahil tüm sendika konfederasyonlarının işçi sınıfının karşısındaki konumunu daha da netleştirdi.
Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, yürüyüş başlamadan kısa süre önce tutuklanıp hapse atıldı. İşçiler Ankara’ya ulaştıklarında polis baskısı ve ablukası ile karşılaştılar. Aksu ve Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır da dahil olmak üzere madenciler defalarca topluca gözaltına alındılar. Sonunda, geri adım atmayan ve halktan büyük destek gören madencilerin tüm taleplerinin kabul edildiği açıklandı.
Muğla’daki Akbelen Ormanı’nın maden şirketleri tarafından talan edilmesine karşı mücadele eden köylü önderi Esra Işık mart sonunda tutuklandı ve hapse atıldı. Perşembe günü Danıştay Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazileri için cumhurbaşkanlığınca alınan “acele kamulaştırma” kararını durdurdu. Ancak Işık’ın tutukluğu sürüyor.
Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiyecilik ve Antrepoculuk İşçileri Sendikası (LİMTER-İŞ) Genel Başkanı İleri Devrim Yurtsever, Genel Sekreteri Beycan Taşkıran, Genel Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Hesas, önceki dönem Genel Başkanı Kanber Saygılı, önceki dönem yöneticileri Aydın Kılıçdere ve Hakkı Demiral ise şubat başından bu yana hapisteler.
Gazetecilere yönelik keyfi tutuklama ve gözaltılar artmış durumunda. Türkiye Gazeteciler Sendikası geçtiğimiz ay TELE1 genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ, DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ ve BirGün muhabiri İsmail Arı’nın da aralarından bulunduğu 14 gazetecinin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle halen cezaevinde bulunduğunu bildirdi. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in 30 Nisan’da açıkladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye bu yıl 4 sıra gerileyerek 180 ülke içerisinde 163. sırada yer aldı.
WSWS, Türkiye ve dünya genelindeki okurlarını 12 Mayıs’taki duruşma öncesi Türkmen’e dayanışma mesajları göndermeye çağırıyor.
