IYSSE’nin Z kuşağı protestolarındaki konuşmaları: “Ya sosyalizm ya barbarlık”

Aşağıdaki konuşmayı, Almanya’daki Toplumsal Eşitlik için Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler (IYSSE) temsilcileri Florian Hasek Stuttgart’ta, Clemens Huber ise Erfurt’ta, Z kuşağının savaşa ve sosyal sefalete karşı düzenlediği protestolarda yaptı. İkisi de ana sahneden konuştu.

***

Bugün buradayız, çünkü artık yeter diyoruz. Yüz milyarlarca avro yeniden silahlanmaya ve savaşa akıtılırken okullarımızın dökülmesinden bıktık. Merz-Klingbeil hükümeti zenginleri korurken kiraların ve gıda fiyatlarının fırlamasından bıktık. Zorunlu askerliği yeniden getirerek bizi top yemine çevirme girişimlerinden ve bizzat NATO güçlerinin kışkırttığı Rusya’ya karşı savaşa hazırlanmaktan bıktık.

Bugün 20’den fazla kentte sokaklara çıkmamız güçlü bir mesaj veriyor. Hükümetin tepkisi de bizi ne kadar ciddiye aldığını gösteriyor: Bizi şiddet yanlısı ve aşırılıkçı diye karalamak için iç istihbarat servisini, polisi ve medyayı seferber ediyor. [CDU/CSU’ya bağlı] Genç Birlik, bize karşı Federal Ordu’dan (Bundeswehr) “idari yardım” sağlanması çağrısı yapacak kadar ileri gitti. Fransa’da polis şimdiden 10 binden fazla genci gözaltına aldı, 15 yaşındaki bir gencin elini kopardı ve başka gençleri kör etti.

Bu baskının açık bir mantığı var. Egemen seçkinlerin taviz vermeye razı olmadığını gösteriyor. Şiddete başvuruyorlar, çünkü mali piyasaların taleplerini ve yeniden silahlanmanın muazzam maliyetlerini direnişimize rağmen dayatmak istiyorlar.

Bütün kapitalist partilerin savaş politikalarını ve kemer sıkma önlemlerini desteklemesi de bunu gösteriyor. Sol Parti protestolarla dayanışma içinde olduğunu ilan ediyor ama kendisi ağır toplumsal kesintilerden sorumludur ve Federal Konsey’de (Bundesrat) trilyon avroluk savaş kredilerinin lehine oy kullanmıştır. Tek istediği, hareketimizi çıkmaz sokağa sürüklemektir!

Rosa Luxemburg’un bir asırdan uzun süre önce ortaya koyduğu soruyla karşı karşıyayız: Ya sosyalizm ya barbarlık. Kapitalizmin savaş, faşizm ve sefaletten başka sunacak hiçbir şeyi kalmamıştır. Her yerde egemen sınıflar, büyüyen muhalefeti otoriter ve diktatöryal önlemlerle bastırmaya hazırlanıyor.

Ama alternatif gerçektir. Egemen sınıfları yeniden silahlanmaya, savaşa ve diktatörlüğe sürükleyen aynı kriz, milyonlarca işçiyi ve genci mücadeleye çekiyor. Belirleyici soru, bu direnişin bilinçli bir sosyalist programla birleşip birleşmeyeceğidir.

Bu mücadeleyi tek başımıza kazanamayız. Biz özel çıkarları olan yalıtılmış bir grup değiliz. Biz işçi sınıfının gelecek kuşağıyız. Anne babalarımız, ablalarımız, ağabeylerimiz, komşularımız fabrikalarda, hastanelerde, lojistik merkezlerinde ve okullarda çalışıyor. Toplumun bütün zenginliğini üretenler onlardır. Onların emeği olmadan üretim durur! Kapitalizme gerçekten meydan okuyabilecek tek güç budur!

İşte bu yüzden işçi sınıfına yönelmeliyiz. Bugün dile getirdiğimiz talepler —insanca koşullarda okullar, karşılanabilir konutlar, güvenceli işler, daha yüksek ücretler ve zorunlu askerliğe son— yalnızca gençlerin talepleri değildir. Bunla bütün işçi sınıfının talepleri ve yaşamsal kaygılarıdır. Bunlar, bankaların, şirketlerin ve mali oligarşinin çıkarlarıyla doğrudan çelişmektedir.

Ukrayna’da Batılı hükümetler, faşistlere anıtlar diken ve 27 yaşındaki Bogdan Syrotiuk gibi sosyalist savaş karşıtlarını savaşa, NATO’ya ve her iki ülkenin oligarklarına karşı çıktığı için hapse atan bir hükümete milyarlar aktarıyor!

Gazze’de ise Alman hükümeti, Holokost’tan 80 yıl sonra, hedeflerine ulaşmanın aracı olarak bir kez daha soykırımı destekliyor. Büyüyen milliyetçiliğe ve savaş gidişatına karşı mücadelemiz uluslararası olmalıdır!

Çevrenize bakın: Fransa’da, İtalya’da, İspanya’da, Portekiz’de, Arnavutluk’ta ve Sırbistan’da gençler ve işçiler her yerde sokaklara çıkıyor. Her yerde aynı krizin, aynı yeniden silahlanmanın ve aynı savaşın bedelini bize ödetiyorlar.

Bu nedenle işçi sınıfının ve gençliğin bilinçli, uluslararası siyasi hareketine ihtiyacımız var. Sol Parti’nin ve sahte sol grupların protestolarımızı, karşı çıktığımız hükümetin ta kendisine yapılan çağrılara dönüştürmesine izin veren bir harekete ihtiyacımız yok. Sol Parti şu anda Berlin’de toplumsal hizmetlere harcama tavanı getirme ve göstericileri döven polise milyarlarca avro ek kaynak ayırma karşılığında eyalet yönetimine katılmak için pazarlık yapıyor. Sol Parti bir müttefik değil, sorunun parçasıdır.

Bunun yerine okullarda, üniversitelerde, işyerlerinde ve mahallelerde demokratik olarak örgütlenmiş taban-eylem komitelerine ihtiyacımız var. Bütün kapitalist partilerden ve sendikal aygıtlardan bağımsız olarak kendimizin seçtiği ve denetlediği komitelere. Bu komiteler ulusal sınırların ötesinde, Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı (TK-Uİİ) içinde birleşmelidir. Hedefimiz savaşa, diktatörlüğe ve toplumsal yıkıma karşı Avrupa çapında genel grev olmalıdır.

Bu hareketi inşa edin! IYSSE’ye katılın! Ya sosyalizm kapitalist barbarlık!

Loading