Abdullah Öcalan'ın Yakalanışı: sı&;ınma hakkına ne oldu?

4 September 2008

Best viewed with Netscape Navigator 4: Please set View>>Encoding to Turkish ISO-8859-9

Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Öcalan'ın tutuklanması Kürt kitlelere karşı yapılmış bir saldırıdır, ve tüm emekçi ve demokratik hakları savunanlar tarafından şiddetle kınanmalıdır.

Öcalan'ın, başta ABD ve yandaşı Ankara'daki gerici rejim olmak üzere, Avrupa'nın hemen hemen tüm hükümetleri tarafından takibe alınması, riyakarlık olmakla birlikte tiksindiricidir. Öcalan'ın yakalanışı hakkında bilgi edinen hiçbir kimse, bu işte parma&;ı olan her hükümetin yaptı&;ı sahtekarlık ve kalleşlik karşısında tepkisiz kalamaz.

Öcalan bir terörist de&;ildir. Dünya'nın en baskıcı rejimlerinden birine karşı mücadele eden bir kitle örgütünün başkanıdır. Türkiye'nin uzun yıllardan beri demokratik hak ihlallerine adı karışmaktadır.Topraklarında yaşayan Kürtler'i yıllardır kanlı bir şekilde sindirmeye çalışan Türkiye, saldırılarını sınır ötesine, Kuzey Irak'a da taşımıştır. Öcalan iç savaş durumunda olan milliyetçi burjuva bir hareketin lideridir.

Türk rejimini şeytani bir teröristin demokratik kurbani olarak göstermeye calışmak tam anlamıyla saçmalıktır. Politik damıtıma tabi tutulan Batı basınının bile Öcalan'ın defalarca Türk Hükümeti'yle görüşmek istedi&;ini dile getirmesi tümüyle kulak ardı edildi. Şimdiki Bülent Ecevit başkanlı&;ındaki yönetim sistematik bir siyasi baskının sonucudur. Geçen yıl ülkenin en büyük partisi olan islamcı Refah Partisi Ankara tarafından kapatıldı. Üç hafta önce de, Nisan seçimlerine hazırlık olarak, başsavcı Kürt yanlısı Halkın Demokrasi Partisi'nin kapatılmasını istedi. PKK ile görüşülmesini savunmak bile yasalara göre suçtur.

Uluslarası Trotskyist hareket, Dördüncü Enternasyonel, Enternasyonel Komitesi, PKK'nın politikasını benimsemedi&;ini her zaman için açıkça belirtmiştir. Enternasyonal Komite, PKK'nın milliyetçi yaklaşımına ve bundan kaynaklanan yanlış taktiklerine karşıdır. Fakat bu, ne Kürt Halkı'nı ezenlere herhangi bir şekilde destek verdi&;imiz anlamına gelir ne de kitle partilerinin ve liderlerinin demokratik haklarını savunuşumuza köstek vurur.

Sı&;ınma Hakkının İnkarı

Öcalan'ın takip ve yakalanışı, temel demokratik haklardan sı&;ınma hakkının,ABD başta olmak üzere dünya devletleri tarafından hiçe sayıldı&;ının göstergesidir. Sözde radikal milliyetçi Hafız Esat yönetiminden, Avrupa'nın "demokratik" devletlerine kadar her biri, Türkiye'deki asker destekli rejimin elinde işkence ve ölümle karşı karşıya olan bir siyasi lidere sınırlarını kapadı.

Bir zamanlar özenle dikkate alınan ve uygulanan sı&;ınma hakkı fiilen tarihe karışmıştır. Tutarsız "anti-terörizm" politikası itibarıyla, politik ve ekonomik baskıya karşı her türlü direniş suç olarak gösterilmektedir.

18 ve 19uncu yüzyılda, halkların baskıcı yönetimlere karşı politik mücadele verdikleri kabul edilen bir olguydu. Bu tip politik mücadeleyle, baya&;ı yasa dışı aktivite özen ve titizlikle bir birinden ayrılır ve öyle sınıflandırılırdı. Böylelikle direnişçi kitle hareketi liderlerinin yaşam güvenli&;i için sı&;ınma hakkı tanınmaktaydı.

Amerikan Devrimi süresince, Franklin ve Jefferson tutuklanıp İngiltere'ye gönderilme korkusu çekmeksizin Fransa'da barınabilmekteydi. 19uncu yüzyılda, Garibaldi ve Marx gibi devrimci liderler Avrupa'da özgür dolaşım ve siyasi sürgün olarak barınma hakkına sahipti. Fakat 20inci yüzyılda bu temel hak gittikçe artan bir biçimde gözardı edildi.

Ocalan'ın yakalanışıyla Avrupa genelinde patlak veren kızgın ve çaresiz protesto, Öcalan'ın bir kitle örgütü lideri oldu&;unu kanıtlayarak, ABD'nin Öcalan'ın yakalanmasını tasdik etmek için gösterdi&;i basit ve çıkarcı nedenlerin ne kadar yalan oldu&;unu meydana çıkarmıştır. Beyaz Saray basın sözcüsü Joe Lockhart, "Bu terörist liderin yakalanmasından tabi ki memnunuz" demişti.

ABD'nin Rolü

ABD'nin Öcalan'ın yakalanışında oynadı&;ı rol araştırılmalı ve gözler önüne serilmelidir. Basında yeralan haberlerde, Türk yetkililerin Öcalan'ın Nairobi'de oluşunu, geçen A&;ustos'taki bombalama olayından bu yana Nairobi'de olan FBI ajanlarından ö&;rendiklerini iddia ettikleri belirtildi.

Fakat Amerikan Hükümeti'nin rolü hakkında iki unsur peşinen belirtilebilir.Yıllardır, Amerikan Hükümeti'nin politikası, Amerikan burjuvazisinin jeo-politik ve ekonomik planlarına herhangi bir şekilde ters düşen şahıs, siyasi örgüt, ve hatta ülkeleri "terörist" olarak nitelendirmeyi içermektedir. Öcalan'ın yakalanışına gösterdi&;i destek bundan kaynaklanmaktadır. Bundaki amaç, Amerikan Emperyalizmi'nin küresel çıkarlarına ters düşen unsurları kamuoyu önünde suçlu duruma düşürmek ve böylelikle yokedilişlerini kolaylaştırmaktır. Genelde bugünün "terörist"i, örne&;in Saddam Hüseyin, dünün müttefi&;i ve "hür dünyanın dostu"dur.

Baya&;ı bir katil olarak nitelendirilen Öcalan'ın, e&;er gerçekten öyleyse, ezilen kitlelerin deste&;ini nasıl kazanabildi&;i araştırılmaz, tartışılmaz. Kürtler'in son derece berbat yaşam koşulları, ve bundan kimin sorumlu oldu&;u söz konusu edilmez. Gücünü ezilen halktan alan bir örgütle, sömüren ekonomik ve politik üst tabaka arasında hiçbir ayrışım yapılmaz.

Her zamanki gibi, resmi anti-terörist cihadın arkasında yatan pek de kutsal olmayan nedenlerdir; yani bu konuda, ABD ve di&;er güçler arasındaki Körfez ve Hazar bölgesinin petrollerini kontrol kavgasıdır. Açıkça tartışılmasa da , Öcalan'ın yakalanışı, boru hatlarının Kürt nüfuslu Güney Do&;u'dan geçirilmesini içeren, Hazar petrollerini Akdenize getirecek Türk-Amerikan planıyla do&;rudan ilişkilidir.

Washington'ın Uluslarası Terörizmi

İkinci ve daha temel unsur, ABD'nin hiçbir kimseye terörizm dersi verecek durumda olmayışıdır. ABD'nin kanlı sicili, dünyanın her köşesinde toplumlara kan kusturan güdümündeki profesyonel katillere sa&;ladı&;ı yardımlarla doludur. Washington, her Orta Amerika ülkesinde meydana gelen gurka ve ölüm çeteleri katliamlarının sorumlusudur. Amerikan başkanları El Salvador, Honduras ve Guatemala'daki ölüm çetelerinin liderleriyle el sıkışmıştır. Nıkaragua'daki kontra savaşında ABD'nin oynadı&;ı rol iyi bilinmektedir.

Mozambik'te sivil halkı yıllarca katleden meşhur Renamo örgütünün liderleri CIA kuklalarıdır. Başka bir CIA kuklası, Unita başkanı Jonas Savimbi, Angola'yı yıllarca dehşete bo&;du. Bunlar ABD destekli terörizmin yı&;ınlarca örne&;inden yalnızca birkaçı.

Öcalan'ın takip ve yakalanışında önemli oldu&;u kadar da tiksidirici olan bir başka unsur ise yakalanışta parma&;ı olan hükümetlerin sosyal demokrat ve "solcu" oluşlarıdır. Bunları topluca baskı ve sömürü için birleşik cephe olarak nitelendirmek yerinde olur.

Suriye başkanı ve Red Cephesi eski lideri Esat, Ekim ayında Türkiye ve ABD'den yılarak Öcalan'ı sınırdışı etti. PKK lideri 1980'den beri Şam'da yaşamaktaydı.

Öcalan, sözde oluşum sürecinde olan demokrasilerden Rusya'ya kaçtı, fakat kendisine sı&;ınma hakkı verilmedi. Kasım'da Roma'ya giden Öcalan, burda da siyasi sı&;ınma hakkı istedi. İtalyan Komünist Partisi eski liderlerinden Massimo D'Alema başkanlı&;ındaki hükümet Öcalan'ı Türkiye'ye iade etmediyse de kendisine siyasi sı&;ınma hakkı vermedi. D'Alema, perde arkası Öcalan'ın ülkeden çıkarılması için u&;raş verdi, ve Öcalan Ocak ayının ortalarında İtalya'dan atıldı.

Haftalarca, hükümet ardına hükümet siyasi sı&;ınma istemini reddedikçe, Öcalan'ın nerde oldu&;u spekulasyon konusu oldu. Sosyal demokrat başkanı, Yeşiller Partili dışişleri bakanı, ve Avrupa'nın en büyük Kürt azınlı&;ıyla Almanya, Öcalan'a giriş izni vermedi.

PKK lideri Hollanda ve Yunanistan'a sokulmazken, İtalya ve Danimarka tarafından kendini istemediklerine dair uyarıldı. 1 Şubat'ta, Öcalan'ın "tarafsız ve demokratik" İsviçre'den ayrılan uça&;ına Yunanistan'in Korfu adasına inmesi için izin verildi.

Ertesi gün, uluslararası mahkemede Kürt tezini savunmak için Hollanda'nın Rotterdam kentine gitti. Fakat, Hollanda hükümeti Öcalan'ı "istenmeyen yabancı" ilan etti ve mahkemeye girmesine izin vermedi.

Ocalan'ın uça&;ının Yunanistan'a yöneldi&;i söylenirken, "sosyalist" PASOK hükümetinin bir sözcüsü, " Bizim izledi&;imiz politika son derece açıktır. Biz Öcalan'ı Yunanistan'da barındırmak istemiyoruz" dedi.

Barındırmak yerine, Yunanistan hükümeti Öcalan'ı , Kenya'nın başkenti Nairobi'ye gitmeye teşvik etti, ve Yunan elçili&;inde sakladı. Amerikan elçili&;inin bombalanmasından bu yana Nairobi'nin CIA, FBI ve İsrailin Mossad örgütüne ait ajanlarla dolup taştı&;ı bilinen bir gerçektir.

Böylelikle, Kenya ve Yunanlı yetkililerle birkaç gizli servisin koordinasyon kurup Öcalan'ı Türk hükümetine yakalatması zaman meselesiydi. Öcalan'ın yakalanışında söz sahibi Türk lider, yılların sosyal demokratı Ecevit'ti.

Bu karaktersiz davranışlar zinciri, çeşitli milliyetçi burjuva rejim, sosyal demokrat ve eski Stalinistler'in ABD ve Dünya emperyalizminin politik ve haber alma organizasyonlarının nasıl bir parçası haline geldiklerini açıkça gözler önüne sermektedir. Temel demokratik haklardan, siyasi sı&;ınma hakkının göz göre göre ihlali uluslararası işçi sınıfı tarafından bir tehdit olarak algılanmalıdır.

The World Socıalıst Web Sıte Öcalan'ın tutuklanmasını şiddetle kınar ve bir an önce serbest bırakılmasını ister. Demokratik hak ve özgürlükleri savunan herkesi bu isteme katılmaya davet ediyoruz.