Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal’in Tarihsel ve Uluslararası Temelleri’nin kısa süre önce Mehring Yayıncılık tarafından yayımladığını duyurmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin tüm okurlarını, buradan ulaşabilecekleri kitabı satın almaya davet ediyoruz.
Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal’in 13-15 Haziran 2025’te düzenlenen kuruluş kongresinde tartışılarak oybirliğiyle kabul edilen bu belge, sadece Türkiye’deki Troçkistlerin değil, onların Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’ndeki (DEUK) yoldaşlarının onlarca yıllık mücadelesinin bir ürünüdür. Bu bağlamda, işçi sınıfının ve Marksist-Troçkist hareketin yüzyılı aşkın bir tarihe uzanan önemli tarihsel olaylarının ve siyasi deneyimlerinin izini sürerek, sosyalizm mücadelesinin teorik ve siyasi temelini ortaya koymaktadır.
Günümüz dünyası, ABD emperyalizminin volkanik patlaması ile karakterize olan saldırı savaşları, yeni sömürgecilik, soykırım, diktatörlük, faşizm, toplumsal eşitsizlik ve işçi sınıfına yönelik kapitalist saldırıyla damgalanmıştır. Son tahlilde kapitalist sistemin çelişkilerinden kaynaklanan tüm bunlar, geçmiş yüzyılın çözülmemiş büyük sorunlarının daha da şiddetli bir şekilde yeniden yüzeye çıkmasını ifade etmektedir. Bu sorunlara bir çözüm arayan her işçi, aydın ve genç, Marksist hareketin tarihsel deneyimlerinden gerekli dersleri çıkarmalı ve devrimci önderliğin inşasına katılmalıdır.
1917 Ekim Devrimi ve ona rehberlik eden Lev Troçki’nin Sürekli Devrim Teorisi, bunlar arasında özellikle kritik öneme sahiptir. Belge 1917 Ekim Devrimi ile ulusal kurtuluş savaşı (1919-1922) ve modern Türkiye’nin kuruluşu arasındaki bağlantı konusunda eşsiz bir kavrayış sunuyor. Bu kavrayış, yalnızca geçtiğimiz yüzyılı değil bugünü de anlamamız açısından kritik önemdedir.
Belgede belirtildiği üzere, “Türk burjuvazisi, yapısı gereği, burjuva demokratik devrimin görevlerini yerine getirmekten acizdi. Emperyalizmden tam bağımsızlık sağlanması, demokratik bir rejimin kurulması, toprak sorununun feodalizm aleyhine radikal biçimde çözümü, Kürt sorunu ve diğer azınlık sorunlarının demokratik çözümü, işçi sınıfının örgütlenme, toplu sözleşme ve grev gibi temel haklarının tanınması mümkün olmayacaktı.”
Bunlar, önemli ölçüde, bugün halen işçi sınıfının önünde duran başlıca sorunlar arasındadır. Türkiye’nin “demokrasi tarihi”, işçi sınıfı karşıtı yasalarla; azınlıklar, Kürtler ve Alevilerin haklarının inkarıyla; darbeler ve polis devleti uygulamaları ile doludur. Bugün Türkiye egemen sınıfı dünya çapındaki muadilleri gibi bir bütün olarak otoriter bir yönetime doğru hızla yol alıyor. Kürt sorununu “çözme” girişimleri, Türk ve Kürt burjuvazisinin çıkarlarına dayandığı ve emperyalizme tabi bir temelde şekillendiği için barış ve demokrasi özlemlerini karşılamak şöyle dursun, yeni felaketlere yol açıyor. Emekçi kitlelerin yaşam standartları geriler ve toplumsal eşitsizlik giderek büyürken bir avuç kapitalist oligarkın çıkarları ekonomiye ve siyasete hükmediyor.
Temeller, dünya genelindeki benzerleri gibi, modern Türkiye’nin tarihinden çıkan sonucun, demokrasi ve toplumsal eşitlik mücadelesinin işçi sınıfının egemen sınıfın tüm temsilcilerinden siyasi ve örgütsel bağımsızlığını ve uluslararası bir sosyalist program temelinde seferberliğini gerektirdiğini gösteriyor. Bu sadece emperyalizm yanlısı kapitalist “muhalefet” partilerinden değil; onların arkasına dizilerek gerçekten bağımsız bir devrimci alternatifin gelişmesini engelleyen çeşitli orta sınıf “sol” siyasi eğilimlerden de kopmak anlamına geliyor.
Bu bağlamda belge, Türkiye’de 1920’lerin ortalarından itibaren Stalinizmin etkisi altında gelişen “sol” siyasetin Kemalizme yönelişini, 1960’ların sonundan itibaren gelişen küçük burjuva radikalizmini ve Kürt milliyetçiliğinin tarihsel rolünü kapsamlı bir şekilde ele alarak bağımsız Troçkist perspektifi ortaya koyuyor.
Belgenin en güçlü yanlarından biri, bütün bu tarihsel ve siyasal deneyimleri uluslararası bir bağlama yerleştirmesinde yatıyor. Marksist proletarya enternasyonalizmine bu güçlü bağlılık, Sosyalist Eşitlik Partisi’ni, ulusal temelli bir program ve yönelişe sahip sayısız küçük burjuva akımdan köklü bir şekilde ayırıyor.
Lenin ve Troçki önderliğindeki Komünist Enternasyonal’in milliyetler ve sömürgeler sorununa yaklaşımı; TKP’nin 1920’de kuruluşu, ulusal kurtuluş savaşı yıllarındaki politikası ve daha sonra Stalinist “tek ülkede sosyalizm” ve “aşamalı devrim” etkisindeki evrimi; 1960’lı ve 70’li yıllarda gelişen öğrenci ve işçi hareketinde Stalinizm, Maoculuk, küçük burjuva radikalizmi ve Pabloculuğun oynadığı yıkıcı rol; üretimin küreselleşmesi, SSCB’nin dağıtılması ve DEUK’un tarihsel gerçek uğruna mücadelesi ve günümüzde sahte solun emperyalizm yanlısı ve orta sınıf kimlik siyasetine karşı Marksist devrimci perspektif belgede detaylıca ele alınıyor.
Temeller, dünya Troçkist hareketi Dördüncü Enternasyonal’in neden Marksist hareketin siyasi sürekliliğini temsil ettiğini belgeliyor. Bu bağlamda okuyucu belgede, Sovyetler Birliği’nde iktidarın Stalinist bürokrasi tarafından gaspı karşısında Troçki önderliğinde Sol Muhalefet’in kuruluşu; 1925-27 Çin Devrimi; Komintern’in 1933’te Nazilerin iktidara gelişinin önünü açarak iflas etmesine karşı Dördüncü Enternasyonal’i kurma çağrısı; 1938’de Troçki önderliğinde kurulan Dördüncü Enternasyonal içinde tasfiyeci Pablocu revizyonizmin gelişimi ve 1953’te Troçkist ilkeleri savunmak üzere DEUK’un kurulması; 1985’te DEUK’un Britanya’daki İşçilerin Devrimci Partisi (WRP) ile yaşadığı bölünmeyle öğretiye bağlı Troçkistlerin zaferi ve sonraki gelişimi üzerine kapsamlı bir kavrayış bulacak.
Temeller bu tarihi, Türkiye’de Troçkizmin gelişimi uğruna verilen mücadeleyle güçlü bir şekilde birleştiriyor ve 31 Aralık 2018’de vakitsiz bir şekilde vefat eden Halil Çelik’in Sosyalist Eşitlik Partisi’nin teorik ve siyasi temellerinin atılmasında oynadığı belirleyici rolü açıklıyor.
Belgenin sonundaki şu satırlar, amacını da özetliyor: “Temel mesele, işçi sınıfının bilincini uluslararası ve tarihi görevlerine yükseltecek devrimci bir önderlik inşa etmektir. Yalnızca, uluslararası işçi sınıfının önceki stratejik deneyimlerinden gerekli dersleri çıkarmış olan en ileri bilimsel teoriye dayalı bir parti bu rolü yerine getirebilir.”
Kapitalizmin insanlığı sürüklediği barbarlıktan devrimci bir çıkış yolu arayan işçileri, aydınları ve gençleri bu kritik belgeyi edinerek dikkatle incelemeye ve Sosyalist Eşitlik Partisi’ne katılmaya çağırıyoruz.
