Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işçilerinin aylardır ödenmeyen alacakları için 10 Ağustos’tan bu yana Ankara’da sürdürdüğü mücadele, artan devlet baskısına meydan okuyarak devam ediyor. Yüzden fazla madenci ve Bağımsız Maden-İş sendikası yöneticileri bir hafta içinde dört ayrı gözaltı dalgası ile karşılaştı, başkentte eylemler yasaklandı, işçilerin eşleri gözaltına alındı ve sendika yöneticileri tutuklanmakla tehdit edildi.
Elazığ’daki Eti Gümüş işçilerinin ücretlerinin bir kısmı Kasım 2024’ten, Eskişehir’deki Doruk işçilerininki daha eskiden beri ödenmiyor; işçilerin büyük kısmı Nisan 2025’ten itibaren zorunlu ücretsiz izne çıkarıldı. Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin raporu bu uygulamanın yasa dışı olduğunu ve 2022’den bu yana tüm ücretlerin, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi gerektiğini tespit etti. Ancak bu raporlar, hak gaspını engellemedi.
Eti Gümüş ile Doruk Madencilik’te çalışan işçiler, 10 Ağustos sabahı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde bir açıklama yapmak istediler. Metro durağından çıkar çıkmaz polis ablukasına alındılar; taban sendikası Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır dahil 100’ü aşkın işçi gözaltına alındı.
Ertesi gün Ankara Valiliği kent genelinde 15 günlük eylem yasağı ilan etti. İşçiler yasağı tanımadı. 13 Ağustos’ta, eylemin dördüncü gününde, Çakır ve sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu ile birlikte 82 işçi gözaltına alındı; iki madenci polisin sert müdahalesi sonucu baygınlık geçirerek hastaneye kaldırıldı. Sendika avukatı Lütfi Sabri Batı, madencilerin ilaçlarına saatlerce ulaşamadığını açıkladı.
Ertesi gün, Akköprü Metro İstasyonu’nda bekleyen madencilerin eşleri de gözaltına alındı. Avukat Batı’ya göre bunun nedeni işçilerin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılacağı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) kuruluşunun 25. yılı mitingine bir heyet göndereceklerini duyurmasıydı. 82 işçi 48 saatin ardından serbest bırakıldı. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ile suçlanan Aksu ise adli kontrol şartıyla salıverildi.
16 Ağustos Pazar günü holding, sosyal medyadan, ödemelerin yapıldığını ve geçmiş dönem yükümlülüklerinin önemli bölümünün yerine getirildiğini iddia ettiği bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Türk-İş konfederasyonuna bağlı Türkiye Maden-İş Sendikası’nın yetkili sendika olduğu, Bağımsız Maden-İş’in ise kamuoyunu yanılttığı ve provoke ettiği iddia edildi. Hükümeti arkasına almış olan holding, işçilerin eylemlerinin hukuksuz olduğunu öne sürerek devleti “sürecin arka planındaki organizasyon ve bağlantıları” araştırmaya çağırdı.
Bu açıklama şirket, sendika bürokrasisi ve Erdoğan hükümetinin iş birliği ile işçilerin alacaklarının gasp edilmesinin ve demokratik mücadelelerinin polis devleti yöntemleriyle bastırılmaya çalışıldığının bir itirafıdır. İşçiler eylemlerine devam ederken hedef gösterilmelerinin ertesi günü Çakır ve Aksu bir kez daha gözaltına alındı ve daha sonra adli kontrol şartıyla salıverildi. Bütün işyerlerinde işçiler, madencilerin uğradığı baskılara ve keyfi gözaltılara son verilmesini; madencilerin taleplerinin derhal karşılanmasını talep etmeliler.
Şirketin yetkili olduğunu belirttiği Türkiye Maden-İş Sendikası yıllardır işçilerin haklarının gasp edilmesine sadece sessiz kalmamış bu süreçte şirketle aktif iş birliği içinde olmuştur. Bu yıl daha önce de Doruk Madencilik işçilerinin bir kısmı Bağımsız Maden-İş önderliğinde alacakları için bir mücadele yürütmüştü. Eskişehir’den Ankara’ya yaklaşık 190 kilometre yürüyen işçiler gözaltına alındılar. Sonunda bakanlığın ve şirketin ödeme taahhüdünde bulunmasıyla işçiler mücadeleyi sonlandırmıştı. Ödemelerin yapılmaması üzerine işçiler tekrar Ankara’ya gelince tüm alacakları ancak haziran başında ödenmişti.
Türkiye Maden-İş’e üye diğer Doruk Madencilik işçileri için de 15-16 Haziran’da Çalışma Bakanlığı gözetiminde ayrı bir protokol imzalamış ama ödemelerin yapılmaması üzerine işçiler temmuz ayında Ankara’da protestolara başlamıştı.
Yıldızlar SSS Holding’e bağlı maden ve işletmelerde işçilerin maaşlarının ve diğer alacaklarının gasp edilmesi sistematik hale gelen bir politikanın parçasıdır. Devletten sayısız maden arama ruhsatı alan holding, işçi maaşlarını ödemediği takdirde bir yaptırımla karşılaşmadığı için bunu yapabilmektedir.
Gazeteci Bahadır Özgür’ün Halk TV’deki haberine göre yıllarca hükümet teşvikleri ile büyütülen holdingin sahibi Sabahattin Yıldız, 2 bin 364 adet maden ruhsatına sahip. Buna karşın holdingin farklı illere, işletmelere ve sektörlere dağılmış birçok fabrikasında işçiler hak kayıplarıyla karşı karşıya.
Bağımsız Maden-İş 10 Ağustos’taki açıklamasında şunlar belirtiliyordu: “Holding, işçilerin ödenmeyen haklarını kendi finansman aracına çevirmiştir. Yıldızlar SSS Holding, yurdun dört bir yanındaki Nesko, Doruk, Yunus Emre Termik, Eti Gümüş, Yıldız Bakır, KMK Madencilik, Söğüt Seramik, OEDAŞ, Kay Süt işletmelerinde işçileri, halkı, esnafı ve belediyeleri soymuş ve Enerji Bakanlığı başta olmak üzere tüm Bakanlıklar buna izin vermiştir.”
Eskişehir’deki Yunus Emre Termik Santrali’nin Yıldızlar SSS Holding’e devri de hükümet ve şirket arasındaki iş birliğinin bir ürünüydü. 15 Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişiminin ardından hükümet tarafından tesise el konuldu, kayyum atandı, yıllarca TMSF tarafından yönetildi ve Aralık 2022’de Yıldızlar SSS Holding’e devredildi. Söz konusu santralde çalışan yüzlerce enerji işçisi, alacakları için Enerji-Sen önderliğinde 21 Temmuz’da Ankara’ya bir yürüyüş başlatmış ve yürüyüş sırasında polis iki sendika yöneticisini gözaltına almıştı. Alacakların bir bölümü ödenince eylem sona erdirildi.
Holdinge ait farklı işletmelerdeki tüm bu mağduriyetler bir “kötü patron” ya da bir bakanlığın ihmali değil, sermayenin çıkarlarının ve kârın her şeyden önce geldiği kapitalist düzenin ve onu koruyan devlet aygıtının gerçek yüzüdür. Hak gaspı, eylem yasakları, polis müdahaleleri ve tutulmayan sözler yoğunlaşan bir sınıf politikasının parçasıdır.
İşçilerin ihtiyacı ise ülke, şehir, işletme, sektör ve sendika ayrımlarının ötesinde taban komiteleri öncülüğünde bağımsız ve birleşik bir mücadeledir. Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı (TK-Uİİ), sendika bürokrasilerinin işçi sınıfını ulusal, sektörel ve hatta işyeri temelinde bölmesine son vermek ve işçi mücadelelerini küresel ölçekte birleştirmek için mücadele ediyor. Tüm işçileri işyerlerinde taban komiteleri kurmaya ve madencilerle aktif dayanışmaya çağırıyoruz.
