WRP Troçkizme Nasıl İhanet Etti?

Aşırı Sola Kayışın Sağ Merkezci Mayası

Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) Britanya şubesi İşçilerin Devrimci Partisi (WRP), 1985’te, uzun süreli bir yozlaşma sürecinin ardından Troçkizmden kesin olarak koptu. DEUK, Mayıs-Haziran 1986’da bir araya gelerek WRP’nin çöküşüyle ilişkili teorik, siyasal ve tarihsel meselelere yönelik geniş kapsamlı ve ayrıntılı bir çözümleme yaptı. “İşçilerin Devrimci Partisi Troçkizme Nasıl İhanet Etti 1973-1985”, hareketi yeniden silahlandırıp işçi sınıfı içinde devrimci bir önderlik inşa ederken kendisini bekleyen siyasi mücadelelere hazırlama yönünde atılan büyük bir adımdı. Bu dersler, uluslararası ölçekte DEUK’un yeni şubelerinin gelişmesi açısından yaşamsaldır.

Aşağıdaki yazı, Fourth International [Dördüncü Enternasyonal] dergisinin 13. cildinin 1. sayısının (1986 Yaz) on üçüncü bölümüdür. Dördüncü Enternasyonal’in tarihine ilişkin kapsamlı bir inceleme için ayrıca David North’un Savunduğumuz Miras eseri dikkatle incelenmelidir.

Birinci Bölüm - İkinci Bölüm - Üçüncü Bölüm - Dördüncü Bölüm - Beşinci Bölüm - Altıncı Bölüm - Yedinci Bölüm - Sekizinci Bölüm - Dokuzuncu Bölüm - Onuncu Bölüm - On Birinci Bölüm - On İkinci Bölüm

WRP önderlerinin Muhafazakâr Parti’nin zaferine verdikleri tepki, sağa doğru istikrarlı bir siyasi cebrî yürüyüşe başlamak oldu; bu süreç İşçi Partisi’ndeki reformistlere en rezil uyumu sağlamakla doruğa ulaşacaktı. Bu kayma, ilk net ifadesini WRP’nin üç aylık çelik işçileri grevinin Demir Çelik Sendikaları Konfederasyonu (ISTC) bürokrasisi ve onun sağcı lideri Bill Sirs tarafından ihanete uğratılmasına verdiği açık destekte buldu.

Grev Ocak 1980’de başladı ve başlangıçta WRP, sendikaların Muhafazakârların istihdama yönelik saldırısına karşı bir genel grevde seferber edilmesi kampanyasını yürüttü. Parti, Sirs önderliğine karşı eleştirel bir tutum aldı. News Line 18 Ocak 1980’de yayımlanan bir ön sayfa açıklamasında şöyle diyordu:

Sirs ve TUC’daki [Sendikalar Konfederasyonu] bürokrat yoldaşları, bu karşı karşıya gelişin siyasi sonuçlarından kaçınmak ve grevi salt sendikal ve ücret meselelerine sıkıştırmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar...

Sendika önderleri, Muhafazakârlar ve kapitalist devletle gelişen karşı karşıya gelişten dehşete düşmüş durumdalar; çünkü genel grevin devlet iktidarı sorusunu derhal gündeme getireceğini biliyorlar.

Çelik grevindeki merkezi soru budur ve hiçbir reformist uzlaşma ya da bürokratik manevra bunu çözemez. Grev boyunca Sirs, grevin yayılmasını önlemek ve üyelerini yalnızca daha yüksek ücret talebine bağlı tutmak için elinden geleni yapmıştır.

On gün sonra News Line, WRP’nin sanayi kolu Tüm Sendikalar İttifakı’nın, ISTC liderini sert biçimde kınayan bir açıklamasını yayımladı: “Sirs o zamandan beri Muhafazakâr basına, kendisinin ve Chappie’nin genel greve yönelik hamleleri ‘önlediğiyle’ övünmüştür...” (28 Ocak 1980)

29 Ocak 1980’de News Line, Sirs’e yönelik bir hücumunu bir başka önde gelen sendika liderinin topa tutulmasıyla birleştirdi: “Ya da 1980’lerin A. J. Cook’u* olan Arthur Scargill’in siyasetine bakın; Scargill çelik grevini, 1974’te kendisi için olduğu gibi, Muhafazakârlara karşı bir ücret mücadelesi olarak sunmakta ısrar ediyor. Scargill, sendikal hareketi istihdamın, ücretlerin ve temel hakların savunulması için seferber etmekle sorumlu olan ama 1977/78 itfaiyeciler grevine bilinçli olarak ihanet eden TUC önderlerine ancak kısık sesle talepler yöneltiyor.”

Bu açıklamadan sonra News Line’ın siyasi tonunda esrarengiz bir değişiklik yaşandı. Sonraki bir ay boyunca Sirs’e yönelik hiçbir eleştiri yapılmadı. Oysa Sirs, işçi sınıfının Muhafazakâr hükümete karşı bir mücadelede çelik işçilerinin arkasında seferber edilmesine karşı çıkmaya devam ediyordu. News Line’ın yeni vurgusu Muhafazakâr şiddet tehlikesi üzerineydi. 25 Şubat 1980’de yayımlanan “Muhafazakâr Şiddete Karşı Birleşin” başlıklı kapsamlı Siyasi Komite açıklamasında, grevin ilk haftalarında Sirs’e yöneltilmiş olan önceki eleştirilerin hiçbiri tekrarlanmadı. 1 Mart 1980’de yayımlanan uzun bir yayın kurulu açıklaması da ISTC önderliğine hiçbir eleştiri yöneltmedi. Sirs’in adı bile anılmadı.

Sonunda 6 Mart 1980’de News Line, çelik sendikası önderlerinin geri çekilme tehlikesi olduğunu son derece yumuşak bir eleştirel tonla aktardı. Ertesi gün ücretler ile istihdam meselesinin birbirinden ayrılmasına kısık sesli bir eleştiri yapıldı.

Gazetenin 8 Mart 1980 sayısında, ISTC tarafından satın alınmış tam sayfa bir ilan vardı; ilan, News Line’ı “kapsamlı ve dürüst haberciliği” için tebrik ediyordu.

Grev mart ayı boyunca devam ederken, işçi sınıfı içinde çelik işçilerine destek artmaya devam etti; özellikle Liverpool liman işçileri arasında. Ancak News Line’ın haberciliği ISTC önderliğine karşı fiilen eleştirisiz kalmaya devam etti ve arada bir hafif azarlamanın ötesine geçmedi; örneğin 14 Mart 1980 sayısında tek bir cümleyle şöyle deniyordu: “Sirs, TUC önderlerini harekete geçmeye alenen çağırmayacaktır.”

31 Mart 1980’de Sirs önderliği greve kesin olarak ihanet etti; sefil bir ücret uzlaşmasını kabul etti ve Muhafazakârların çelik sanayisinde on binlerce işin yok edilmesini garanti altına alan tekliflerine boyun eğdi. ISTC bürokrasisi, sanayi genelinde yıkıcı bir etkisi olacak olan hız artırma ve maliyet düşürme tedbirlerinde [devlete ait] Britanya Çelik Şirketi (British Steel Corporation, BSC) ile iş birliği yapmayı kabul etti. Anlaşmanın koşulları neredeyse anında geniş çevrelerce öğrenildi.

Sirs, “yapısal iş yeniden düzenlemesi yoluyla bünyedeki fazla istihdamın azaltılmasını” kabul eden Madde 4(3)’ü ve “gereksinimleri aşan faaliyet alanlarının” incelenmesini vaat eden Madde 4(4)’ü kabul etmişti. Madde 4(6) garantili çalışma haftasının kaybına kapıyı açıyor ve Madde 5(4)b, çelik talebindeki daha fazla düşüş gibi dış etkenlerin hesaba katılması gerektiğini belirtiyordu.

WRP önderliğinin ilk tepkisi, ihanetin bu denli çıplak oluşu karşısında bir şaşkınlık gibi görünüyordu. Uzlaşmayı açıkça kınayan çelik işçileri karşısında itibarı kurtarmak için de bir girişimde bulunuldu. News Line’ın 2 Nisan 1980 tarihli sayısı, ISTC ile BSC arasındaki anlaşmayı bir satış olarak nitelendirdi. Ertesi günkü sayıda ise Alex Mitchell imzalı, “Çelikte işe dönüşe öfke” başlıklı manşet yazısı, ücret anlaşmasının enflasyon oranını bile karşılamadığına dikkat çekti.

Ancak Healy, ISTC bürokrasisine yönelik bu saldırıya şiddetle itiraz etti. Aynı bürokrasi yalnızca birkaç hafta önce greve yönelik ihanetini hazırlamadaki rolüne dair News Line’ın eleştirisiz haberlerine memnuniyetini ifade etmişti. News Line, diğer ulusal gazeteler gibi 4 Nisan 1980’de yayımlanmadı. Healy bu bir günlük tatili, WRP’nin politikasında belirleyici bir değişikliği hayata geçirmek için değerlendirdi. Gazete 5 Nisan 1980 Cumartesi günü yeniden yayımlandığında, ön sayfadaki Siyasi Komite açıklaması greve dair değerlendirmede kesin bir değişimi duyuruyordu. Mitchell’in sendikal militanlıkla kısa flörtü aniden sona erdi. Artık News Line, Sirs’in ihanetinin berbat bir şekilde savunuyordu:

Üç aylık yıpratıcı grevden sonra çelik işçileri, salt ücret mücadelesini götürebildikleri en son noktaya kadar götürmüşlerdi ve alınacak bir kuruş daha yoktu.

Muhafazakâr tehdidinin bir sonraki aşamasıyla, yani 50.000 işe yönelik saldırıyla yüzleşmek üzere işe döndüler...

Çelik işçilerinin grevine ihanet eden, ISTC önderleri değil, Genel Konsey’deki TUC önderleri oldu. Bill Sirs devrimci ya da ona benzer bir şey olduğunu iddia etmiyor.

Adı yanlış konmuş “Sosyalist İşçi Partisi”nin siyasi lafebesi ve gevezeleri tarafından yönetilen revizyonistlerin bu haftaki manşeti “Satış” diyor. (Socialist Worker, 5 Nisan 1980)

Bill Sirs’i karalamaya çalışanlar meseleyi bilerek bulandırıyorlar. Hoşlarına gitse de gitmese de çelik grevinin asıl hainlerini, yani TUC önderlerinin suçunu örtüyorlar.

Bu türden sefil safsatalar daha önce yalnızca Stalinistlerin çıkardığı gazetelerde görülürdü. İşçi sınıfına ihanet edenlere mazeret bulmak ve hainleri eleştirenleri kınamak, Stalinistlerin uzmanlık alanıydı. Şimdi bu karşıdevrimci kaçak mal, Healy eliyle News Line’a sokuluyordu.

Dipnot

* A. J. Cook (1883–1931): Britanya Maden İşçileri Federasyonu’nun (Miners’ Federation of Great Britain) genel sekreteri. 1926 Genel Grevi’nin önde gelen militan sendika önderiydi. “Ücretten bir peni bile indirim yok, mesaiye bir dakika bile ek yok” (“Not a penny off the pay, not a minute on the day”) sloganıyla tanınırdı. Sendikalist gelenekten gelen, sol kanat bir militandı; ancak genel grevi dokuz gün sonra ihanetle sona erdiren TUC bürokrasisine karşı bağımsız bir siyasal mücadele yürütemedi. Lev Troçki, 1926 Genel Grevi üzerine yazılarında Cook’un militanlığını takdir etmekle birlikte, onun ve sol kanadın sendika bürokrasisine tabi kalmasını grevin yenilgisinin temel nedenlerinden biri olarak eleştirmiştir. Yukarıdaki gönderme, Scargill’in 1980’lerdeki militan söylemini bu tarihsel figürle kıyaslayarak, onun da Cook gibi bürokrasiye karşı bağımsız bir siyasal hat kuramadığını ima eder.

Loading