İran’a yönelik emperyalist-Siyonist saldırıya hayır!
Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal Genel Başkanı Ulaş Sevinç’in, ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşına karşı video açıklaması.
Joseph Kishore, 2008'den beri Sosyalist Eşitlik Partisi'nin (ABD) ulusal sekreteridir. Kishore, son yirmi yıldır ağırlıklı olarak Amerika Birleşik Devletleri'ndeki siyasi gelişmeler üzerine yazıyor ve ulusal sekreter olarak, partinin işçi ve gençlik mücadelelerine müdahalesini yönlendiriyor.
Sosyalist Eşitlik Partisi – Dördüncü Enternasyonal Genel Başkanı Ulaş Sevinç’in, ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşına karşı video açıklaması.
Uluslararası işçi sınıfı içinde artan radikalleşmenin bir parçası olan Polyak direnişi, önemli siyasi meseleleri gündeme getiriyor.
Endişelerine karşın Ankara’nın politikasına, Türk burjuvazisinin ve devletinin ABD-NATO emperyalizmine ve uluslararası mali sermayeye binlerce ekonomik, askeri ve stratejik bağ ile bağlı olması yön veriyor.
ABD ve İsrail’in cumartesi günü İran’a karşı başlattığı yasa dışı emperyalist saldırı, NATO üyesi Türkiye’nin siyaset kurumunun ve egemen sınıfının işbirlikçi konumunu açığa vuruyor.
Sosyalist Eşitlik Partisi, işçileri, 20 Ocak ve civarında faşist şiddete bir genel grevle karşılık vermeye çağırır. İşçi sınıfının tüm kesimlerini harekete geçirip birleştirmek için, fabrikalarda ve işyerlerinde, her mahallede ve şehirde, bir taban komiteleri ağı geliştirilmelidir.
Komploya dahil olanların siyasi amaçlarını, bağlantılarını ve işbirliklerini ortaya çıkarmak gerekiyor. Bu ancak komployu yönetenler ve onların Cumhuriyetçi suç ortakları hakkında kapsamlı bir soruşturma yoluyla yapılabilir.
Kongre’ye yapılan saldırı, tepeden yönlendirilen bir komploydu. Devlet aygıtı, polis ve ordu içindeki üst düzey yetkililer tarafından haftalar önce hazırlandı.
Otomotiv işçileri, öğretmenler, emekliler ve işçi sınıfının diğer kesimleri, Başkan Trump’ın faşist destekçilerinin Çarşamba günü Biden’ın seçim zaferini onaylama toplantısını kesmek üzere ABD Kongre binasını basmalarına öfkeyle tepki gösterdiler.
Rapor, demokratik haklara yönelik en büyük tehlikenin Almanya’nın gizli servisinden ve devletin diğer güvenlik kurumlarından geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Sol Parti, militarizme, faşizme ve kapitalizme yönelik her harekete düşmanlıkla bakmakta ve onu umutsuz bir çıkmaz sokağa saptırmaya çalışmaktadır.
Saldırılar, büyük koalisyonun öncülük ettiği ve meclisteki tüm partiler tarafından desteklenen sığınmacı karşıtı ajitasyonun, şiddetli komünizm karşıtlığının ve militarizmin ürünüdür.
Walter Lübcke’nin sağcı bir terörist tarafından suikasta kurban gitmesi, Almanya’nın yeniden çok ciddi bir Nazi sorununa sahip olduğuna ilişkin uzun süredir gizlenen kirli gerçeği gözler önüne serdi.